"100 BAŞLA GELEN UMUT: KIRSALDA YENİ DÖNEM"
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından uygulamaya konulan
“Kırsalda Bereket, Küçükbaşa Destek” projesi, kırsal kalkınma ve hayvancılık açısından yeni bir sayfa açılması demektir.
İlk etapta 150 bin küçükbaş hayvanın üreticilere verilmesi planlanıyor. Her bir yetiştiriciye 95 dişi ve 5 erkek olmak üzere toplam 100 baş hayvan sağlanacak. Bu rakam, özellikle sürü kurma aşamasındaki üreticiler için azımsanmayacak bir başlangıç anlamına geliyor.
Projenin dikkat çeken yönlerinden biri yalnızca hayvan teminiyle sınırlı kalmaması. Üreticilere aylık 15 bin lira, yıllık 180 bin lira bakım ve besleme desteği sağlanacak olması, sahadaki en büyük sorunlardan biri olan nakit akışı problemini hafifletmeyi amaçlıyor.
Küçükbaş hayvancılıkta ilk yıllar genellikle maliyetlerin yüksek, gelirin ise sınırlı olduğu dönemlerdir. Bu nedenle düzenli destek ödemesi, projenin sürdürülebilirliği açısından kritik bir unsur olarak görülmektedir.
Finansman ayağında ise üreticilere Ziraat Bankası aracılığıyla faizsiz kredi imkânı sunulacak. İki yıla kadar geri ödemesiz dönem ve ardından yedi yıla kadar vade seçeneği, teoride üreticiye nefes aldıracak bir yapı sunuyor.
Ayrıca hayvanların ilk yıl sigorta bedelinin devlet tarafından karşılanacak olması, olası kayıplara karşı önemli bir güvence niteliğindedir.
Hayvanların Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) çiftliklerinden, üstün genetik özelliklere sahip sürülerden seçilecek olması da projenin teknik yönünün ciddiyetle ele alındığını gösteriyor.
Bölgelere uygun ırk seçimi yapılacağı açıklaması, geçmişte sıkça eleştirilen “her yere aynı model” anlayışından uzaklaşıldığı izlenimini veriyor.
Bir diğer önemli başlık ise kadın ve genç üreticilere öncelik tanınması. Kırsaldaki yaş ortalamasının yükseldiği, genç nüfusun kentlere yöneldiği bir dönemde; veteriner hekimlik, ziraat ve gıda mühendisliği gibi alanlardan yeni mezun gençlerin projeye dahil edilecek olması, üretimde bilgi ve bilimin daha fazla yer alabileceğine işaret ediyor.
“Kırsalda Bereket” projesi, ciddi olarak takip edilerek uygulanırsa hem üretim artışı hem de kırsalda istihdam açısından önemli sonuçlar doğurabilir.
Küçükbaş hayvancılık, Türkiye’nin coğrafi ve iklimsel yapısına uygun, nispeten daha düşük yatırım maliyetiyle yapılabilen bir üretim alanı. Et ve süt arz güvenliği açısından da stratejik öneme sahiptir.
Ancak başarının anahtarı; sürdürülebilir finansman, düzenli denetim ve üreticiye sürekli teknik destek sağlanmasında yatıyor.
Kırsalda yaşamak için gerçekten “bir sürü neden” oluşturmak istiyorsak, projeleri açıklamak kadar onları sahada titizlikle uygulamak zorundayız.
Ayrıca küçükbaş hayvanların ilk teslimatlarının bu yıl içinde yapılacağı ifade edilmektedir.
Umut var. Potansiyel var. Şimdi mesele, bu kez gerçekten bereketi kalıcı kılabilmektir.