BAZI ÜNİVERSİTELER RAMAZAN AYINDA PERSONELİNE KOLAYLIK SAĞLAMIYOR MU?
Ben de Konya gibi Ramazan modunda olacağım inşallah.
Yüksek sesle kimseyi üzmeyeceğim.
Konya gibi yatacağım!
Yok, bu olmadı işte.
Doğruyu söylemek gerekirse yatamıyorum.
Çok şükür Cenab-ı Allah’ım da yatırmasın; sağlık olsun, huzur olsun, özgürlük olsun, yatmadan hep koşturalım.
Biz yine haftaya Ankara’da başladık.
Ankara’da bir dönem en zorlu, en çileli yıllarımı aldı.
O zamanlar çok yorulmuştum.
Türkiye’de yaşanılan tarihi olaylara tanıklık etmek dengemi bozmuştu, birebir şahitlik ettiğim olaylar yüzünden.
O yaşıma kadar olan inançlarım yıkılmıştı.
O yüzden Ankara’yı severim.
Şöyle severim; Ankara’dan sonra İstanbul çok daha farklı bir dünyaydı.
İstanbul’un farklı dünyasını görünce Ankara’nın kıymetini bilmediğimi fark etmiştim.
Neyse, biz yine kendi dünyamıza dönelim.
Dün zaman ile ilgili bir şey yazmaya çalışmıştık ya, benim biricik Recep abim zamanla ilgili bizimle şöyle bir paylaşım yaptı:
“EN USTA HIRSIZ HAYATTIR…
Biliyor musun?
Seni senden çalar..
Sevdiklerini çalar..
Verdiği hiçbir sözü tutmaz.
Hayallerin uçup gider zaman içinde...
O hiç aldırmaz...
Yıldızlı gece gibi aldatır seni..
Sabah kalkıp gideceğini duyurmaz.
Ve hayat öyle bir hırsızdır ki..
Seni senden çalar, haberin olmaz..
O yüzden bugün...
ZOR KAZANDIĞIN BİR ŞEYİ KOLAY KAYBETME...”
……
Teşekkürler Recep abiciğim.
……
Ramazan’da kimseyi üzmeyeceğiz, kırmayacağız dedik ama tabii sizden gelen seslere, isteklere, şikâyetlere de kulak arkası yapmamız mümkün değil.
Mesela Ramazan ayı ile birlikte şehrimizin güzel bir üniversitesinden çalışan personelden gelen şikâyetler çoğalmaya başladı.
Üniversite ve Ramazan derken ne demek istiyoruz, önce YÖK’ün resmî yazısını sizlerle paylaşalım.

Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı,
Başkan adına Genel Sekreter Batıkan Aksoy imzası ile tüm üniversitelere resmî bir yazı göndermişti.
Bu yazıda da özetle:
“Ramazan ayı boyunca kurumunuz personelinin ibadetlerini huzur ve sağlık içerisinde yerine getirebilmesi, aynı zamanda iş verimliliğinin sürdürülebilmesi amacıyla personele yönelik mesai kolaylıkları sağlanacaktır.”
……..
Diyor ve bu konuda bütün üniversitelerimizi uyarıyordu.
Bizim güzel üniversite personelimizden gelen şikâyetlerde ise bu üniversitemizin bu konuda asla böyle bir esneme yapmadığından şikâyet ediliyor.
Ben adım Uğur gibi biliyorum ki bu konu ile ilgili olarak Sayın Rektör’ün haberi bile yoktur.
Ancak aşağıda, tabanda böyle bir sıkıntı olduğunu yazmak zorunda kaldık. Çünkü bir gün, iki gün dedik, bekledik; üniversite personeli okurlarımızın şikâyetleri bitmedi.
Biz de buradan güzelce söyleyelim ki madem böyle bir resmî yazı var, madem bu yıl bütün kurum ve kuruluşlarımız Ramazan münasebetiyle personeline karşı daha duyarlı ve hassas oluyor, hiç kimse de hiç kimseyi kırmasın.
………………..
KONYA POLİSİ
MARAŞ BASKETBOL MAÇINDA
TARİHİ ÖNLEMLER ALMIŞ
Pazar günü her zaman olduğu gibi Konya Büyükşehir Belediyesi basketbol takımının maçındaki yerimizi almak için salona gitmiştik.
Salona girdiğimde şok oldum.
Seyirciden çok sivil ve resmî polisler, belki de akla hayale gelmeyecek sıkı tedbirlerini almıştı.
Niye? Diye merak eden okurlarımız için küçük bir hatırlatma yapalım.
Ligin ilk yarısında bizim basketbolcu çocuklar ve teknik heyet Maraş’ta parkede bir güzel dayak yemişlerdi, fiilî saldırıya uğramışlardı.
Üstelik maçı kaybetmelerine rağmen.
Bu çirkin saldırı yerelde pek gözükmese de ulusal basında bile haberi olmuştu.
Demek ki attıkları dayağın farkında olan Maraş ekibi ve yöneticileri, aynı durum Konya’da da başımıza gelebilir endişesiyle emniyete müracaat etmişler.
Etmişler ki diye düşünüyorum, böylesine hiç de önemi olmayan, riski olmayan bir maç için böylesine bir tedbir vardı.
Ve polis bu maçta o kadar hassastı ki seyircilerin ferdi tepkisine bile fırsat vermiyordu.

Maçın devre arasında da kulüp yöneticileri, belediyenin meclis üyeleri, daire amirleri taraftara sahip çıkmak için sahaya inmek zorunda kalmışlardı.
Allah’tan sahada maç yoktu ve devre arasıydı.
Polis istediği zaman istediği tedbiri alır.
Burada polise denecek tek bir kelime bile yok.
Ama maç esnasında bile kenardan seyircileri tahrik eden Maraşlı bazı sporcuları üzülerek izledik.
Maç ne oldu?
Konya Büyükşehir Belediyespor, 30 küsur farkla, hiçbir çirkinliğe ve sertliğe, sportmenlik dışı harekete izin vermeyerek maçı kazandı.
…..
Ben polis deyince yine bir şeyin altını çizmek istiyorum.
Onu da açık, net, yüksek sesle, gururla söylüyorum.
50 yıldan bu yana yapmaya çalıştığım gazetecilik sürecinde hep devletimizden yana oldum.
Gazetecilik dünyanın en zor ve çilekeş mesleklerinden biridir. Hele bugünkü gibi rahat bir dönem değil, geçmişteki sıkıntılı dönemleri düşündüğünüz zaman.
Bu süreçte en büyük haber kaynağım, istihbaratım; zor zamanda yanımda devlet vardı.
Devlet neydi? Polisti, askerdi, istihbarattı.
Şu Galatasaray maçı Türkiye’de asayiş yönünden tereyağından kıl çekilmiş gibi, tek bir satır, tek bir kare olumsuz olay yaşanmadan bitti ya, ben hâlâ burada polisin ve istihbaratın gücüne şapka çıkartıyorum.
İnsanlar polisin, askerin, güvenliğin kıymetini ne zaman anlar biliyor musunuz?
Hani hava ve su olmayınca insan yaşayamaz ya, işte polis, asker, devlet olmazsa hayat da öyle olmaz.
Bu vesileyle çok korktuğum Galatasaray maçının tek olumsuz hareket olmadan yaşanmasını sağlayan Sayın Valimiz İbrahim Akın Bey’e ve Maksut Yüksek Müdürümüze, personeline teşekkür ediyorum.
……………….
MEVLÂNÂ TÜRBESİ
YA DA MÜZESİ
NE ZAMAN ÜCRETLİ
OLACAK?
Vakti zamanında tamamen iyi niyetli olarak, özellikle Konya halkının türbeyi ziyaret edebilmesi için Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın bizzat talimatıyla ücretsiz hâle getirilen türbe ziyareti gerçekten artık insanlarımızı düşündürmeye başladı.
Şöyle ki; bir abimiz şu fotoğrafı bizimle paylaşıyor ve:

Altına da şunları yazıyordu:
“Mevlânâ Müzesi ücretsiz, Panorama Müzesi ücretli.”
….
Mevlânâ Müzesi’nin hâlâ ücretsiz olması ve bizim müze ve il müdürlüğü yetkililerinden birebir özel sohbetlerde aldığımız bilgilere göre, pek çok vatandaşımızın özellikle yaz aylarında türbenin bahçesinde namaz vaktini beklemesi gibi alışkanlıklar aklıma gelince Sivas’ta 65 yaş üstündeki bir vatandaşın yaptığı aklıma geldi.
Sivas’ta 65 yaş üstündeki bir vatandaş ücretsiz olduğu için otobüse bir yılda tam 3 bin 365 kez binmiş.
Bu işler, yetkililerin ve devlet yöneticilerinin tamamen iyi niyet ile yapmış oldukları uygulamaların, inanın, suistimalidir.
Onun için Mevlânâ Müzesi ile ilgili olarak da özellikle siyasi yetkililerin bu konuda bir adım atmalarını bekliyorum.
Çünkü ne olursunuz artık müze, türbe ücretli olsun.
Olsun ki hem maddi yönden devletimize bir gelir kaynağı olsun hem de para vererek giren insanların bunun karşılığını layıkıyla vermelerini sağlayalım.
………………..
TARIM BİTTİ
BİTİYOR DEMEK
PARA KAZANAN ÇİFTÇİYE
BÜYÜK SAYGISIZLIK
Sayın Cumhurbaşkanımız deyince aklıma geldi.
Malum, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, tarım ve çiftçiler ile ilgili olarak çiftçilerle bir araya geldiği iftarda yapmış olduğu açıklamada:

“Tarımda son 23 yılda yaklaşık 117 milyar dolar dış ticaret fazlası verdik.
Sık sık dezenformasyon yapılan bir başka alan olan tohumda dünyada ilk 10 ülke arasındayız.
117 ülkeye tohum ihracatı gerçekleştiriyoruz.
Ata tohumları çeşit sayısını 49'a çıkardık.
Tüm sıkıntılara, çeşitli zorluklara, iklim krizi kaynaklı olumsuz şartlara rağmen ülkemizi tarımda oldukça iyi bir yere getirdik.” dedi.
……
Ardından da:
“6 Mart'tan itibaren 1 ay içinde 81 milyar lira destek ödemelerini çiftçilerimizin hesaplarına aktaracağız. Hayırlı uğurlu olsun. Kuraklığa dayanıklı, besin değeri yüksek tuz çalısını da meralarımıza ulaştırıyoruz. Organize sanayi bölgeleri gibi organize tarım bölgesi yatırımlarımıza da son sürat devam ediyoruz. 14 organize tarım bölgesinde üretime başladık. Bu yıl 5 bölgede daha ilk kez üretime geçeceğiz.” diye ekledi.
……
Şehir bir tarım şehri; dostlarımızın pek çoğu tarımla, toprakla uğraşıyorlar.
Başka sektörlerde olsalar da bir ucundan kesinlikle topraktan para kazanıyorlar.
Vallahi sadece AK Partili, MHP’li dostlara değil, CHP’lilere de soruyorum: Ya Allah rızası için bana bir tane tarımla uğraşan, tarımın ucundan kenarından köşesinden, plastiğinden, vanasından bu işi yapıp da batan, iflas eden esnaf gösterin, çiftçi gösterin.
Evet, maliyetler arttı mı?
Gerçekten çok arttı.
Topraktaki eski muhteşem para var mı? Yok.
Tabii teknolojiyi en son kullananlar o eski muhteşem parayı kazanmaya devam ediyorlar.
Tabii herkes teknoloji için aynı yatırımı yapacak paraya ve sermayeye sahip değil.
Ama bizim şehrin dağlık bölgelerinde, Bozkır, Hadim, Taşkent’te bile nohuttan kiraza zarar edip bu işi bırakanı görmedim, duymadım.
Hem daha durun; çiftçi için de diğer sektörler için de biz emekliler için de yeni müjdeler gelmeye devam edecek.
………………..
GÜNÜN OKKALI SÖZÜ
Devlet mal ile değil hüner iledir; büyüklük yaş ile değil akıl iledir.
NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Demiryolu Caddesi’nde yayalar ve sürücüler ışıklara riayet ettiği zaman daha iyi ADAM oluruz.