ENFLASYONUN SEBEBİ HAVA KOŞULLARI MI?
Ülkemizde yaşanan gıda fiyatlarındaki artışa bağlı olarak enflasyondaki artışın suçlusu bulundu: Hava koşullarındaki değişim, kuraklık, don hadisesi kısacası iklim krizi.
Zaten kim yaşanan olumsuz bir durumda savunmaya geçse, iki lafından biri dünyada yaşanan küresel ısınma, iklim değişikliği, olumsuz hava koşulları olmuyor mu? O ne ala? Hava koşulları adeta günah keçisi oldu. En son ekonomi yönetiminden de benzer sesler duyulmadı mı?
Yılın ilk enflasyon verilerini değerlendiren Hazine Bakanı Mehmet Şimşek ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, beklenenden fazla gerçekleşen enflasyon oranında faturayı "olumsuz hava koşulları” etkisiyle artan gıda fiyatlarına kestiğini, televizyonlardan dinledik.
Hazine Bakanı Sayın Mehmet Şimşek "Ocak ayı enflasyon gerçekleşmesinde, olumsuz hava koşullarının etkisiyle uzun dönem ortalamasının oldukça üzerinde artan gıda fiyatları ile dönemsel unsurlar belirleyici olduğu” söylemedi mi?
Merkez Bankası Başkanı Sayın Fatih Karahan ise “ Yaşanan kuraklık ve don hadiselerinin hem arz hem de beklenti kanalından gıda enflasyonu üzerindeki etkileri oldu” şeklindeki ifadelerinde yine hava koşullarını sebep gösterdiklerini duyduk.
Ülkemizin ekonomiyi yönetenleri ortak noktada buluşturan Gıda fiyatlarındaki artışın nedeni yaşanan kuraklık ve soğuk hava mı? Gerçekten tek suçlu hava koşullarındaki değişim mi?
Tabii ki yaşanan iklim değişikliği ve olumsuz hava koşullarının kısacası mevsimin etkisi var. Ancak tek neden olarak soğuk hava ve don hadiseleri gösterilemez. Yaz mevsiminde de gıda fiyatlarının arttığı dönemi yaşamadık mı? O zamanda aşırı sıcaklardan böyle oldu mu diyeceğiz?
Üretim planlaması, mazot ve gübre fiyatları başta olmak üzere girdi maliyetlerindeki artış, ithalat, dışa bağımlılık, uygulanan tarım ve dış ticaret politikalarının hiç mi etkisi yok?
Konunun uzmanları gibi bizde yıllardır söyledik ve söylemeye de devam edeceğiz: Geleceğin anahtarı iklim değişikliğine uyumda saklıdır. Bundan sonra resmi ve özel kişi, kurum ve kuruluşlar plan ve programlarda iklimi ve muhtemel meteorolojik afetleri dikkate almak zorundadır. Sektörel bazda yapılacak stratejik planlarda, beş yıllık kalkınma planlarında, her projede; İklim değişikliği senaryolarına göre programlar yapılması halinde başarı gelir, yoksa tahminler hep şaşar.
Bazılarının söylediği gibi “ne yapalım olumsuz hava koşullarına bir şey yapamayız, kaderde bunlarda vardır”. Demek, sorumluluğu başkasına atmak, işin en kolayı.
Yüce Allah(c.c) herkese akıl vermiş. Tüm Müslümanlara rehber olarak gönderilen Kur’an’ı Kerimde pek çok ayette mealen “Akıl etmez misiniz?” Diye uyarıları yok mu?
Bilim adamları yaşanan iklim değişikliğine sebep olan sera gazlarının artmasının en baş sebebinin insan faaliyetleri olduğunu en üst perdeden dile getirmiyor mu? O halde olumsuz hava koşulları ile birlikte iklim değişikliği ve beraberinde yaşanan çevresel etkilerine biz kendi ellerimizle davetiye çıkarıyor ve sonuçlarını hep birlikte yaşıyoruz. Her şey bizim elimizde, sizin elinizde iklim değişikliğini ciddiye alın derim. Ama yaşanan her olumsuzluğu da hava koşullarına bağlamayın, lütfen.
Başı Rahmet, Ortası Mağfiret Sonu Cehennem Azabından Kurtuluş olan oruç ayı Ramazan-ı Şerifiniz Mübarek Olsun. Kalın sağlıcakla.