“BU ŞEHİRDE DELİLER VELİ SAYILIR, HIRSIZLAR HAMİ…”
Bugün gündemimizde yazılacak ne var diye ajandamıza baktığımız zaman Dünya’da Amerika Birleşik Devletlerinden Filipinler’e Filistin’den Suriye’ye bizi ilgilendiren ve ilgilendirecek konulardan,
Türkiye gündeminde de
Abdullah Öcalan’dan Devlet Bahçeli’ye “Terörsüz Türkiye”, DEM Partililerin başlattığı SAÇ ÖRME akımının Devlet Kurumlarına yansıması, Tarsus’ta izinsiz gösteri sonrası evinin bahçesine giren grupla tartışan H.K.'nın (53) tabancayla havaya ateş açması sonucu karşı binanın balkonunda oturan Baran Abdi (24), hayatını kaybetmesi, Diyarbakır İl Emniyet Müdürlüğü'ne bombalı saldırı girişimine dair 13 şüpheli gözaltına alındı….. gibi
Sade vatandaşımızı geren konular ama sade vatandaşın değişmeyen tek gündemi PARA
Dahası geçim derdi.
Altın her gün tarihi rekorunu kırıyormuş
Benzine zam gelecekmiş…
Miş…miş…
Emeklisinden bürokratına, asgari ücretli çalışanımızdan işsiz kesimine herkes feryat ediyor.
Etsinler.
Çünkü kimin umurunda?
Onun için böyle bir mini Dünya turu ardından Türkiye ve geldik evimizdeki işimizdeki acı gerçeğe.
Biz şehrimizi, şehrimizi yöneten atanmışları seçilmişleri yazdığımız zaman taşlıyorsunuz.
İçinizdeki yangına
Başkalarına olan öfkenize veriyorum ve kabul ediyorum.
“Hani gücü gücünün yettiğine edermiş” yaaa.
Siz de bizi taşlayarak kendinizi rahatlatıyorsunuz.
Çünkü sonuçta hiçbir şey değişmiyor.
Sizler için bizler için iyi olacaksa olacak
Yok tersi yani durum daha da kötü olacaksa o da olacak.
Sizin bizim ya da sıkıntı olup feryat edenlerin kendilerini yırtması ile
Hatta Nalçacı’da üzerine benzin döküp yakması ile hiçbir değişmeyecek.
Veya daha da acısı kimsenin umurunda bile olmayacağız.
Olmuyoruz da
Çünkü buna birileri DÜNYA SİSTEMİ dedikleri olay bizim deyişimizde BİR TİYATRO sahnesi.

…………….
Bu sahnede bizler sizler aslında farkında olmayan sistemin, yani tiyatronun oyun sahnelerine göre hızla değişiyor
Bende kendimce bir dönem yeni sisteme geçişe, gelişime ayak uydurmaya karşı GELENEKÇİ bir zihniyete sahip idim.
Ancak “DEĞİŞMEYENİ DEĞİŞTİRİRLER” gerçeğini bizzat içimde yaşadıktan sonra ister istemez bizde değiştik.
Hızla değişmeye devam ediyoruz.
Değişmeyen yönlerimizde ise ZEVK ALMA MODUNDA ilerliyoruz.
………………
Ben değişirken bizim gibi değişen dostlarımızın yorumlarından da büyük keyif(!) alıyorum.
…………..
Şimdi biraz geriye gidelim.
Bir dönem gazeteci, daha sonra Halil Ürün Beyin Konya Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde Halil Başkanın her şeyi eli gözü kulağı hafızası olan daha sonra Başbakanlıkta bürokrat olarak görev yapan emekli olduktan sonra da kendi dünyasında hala yazan Ahmet Şükrü Kılıç Beyi abimizi dostumuzu günlük olarak takip ederim.
………..
Yani 1989 dan bugünlere
Hatta 2015 Genel Seçimleri için Ahmet Şükrü Kılıç AK Parti’den de aday adayı olmuştu.

Kendisini tanıdığım zaman iyi tavizsiz katıksız dimdik Milli Görüşçü idi.
Zaten o yıllarda da Halil Başkan “Doğu’nun Erbakan’ı” olarak tanımlanırdı.
89 da 90 lı yıllarda yaptığımız haberler yüzünden Halil Başkanla dolayısıyla Ahmet Şükrü abimizde de ters düştüğümüz anlar oluyordu.
Yani o yıllarda aynı yolun yolcusu değildik
ZAMAN EN İYİ İLAÇ derler yaaa.
Benim hayat felsefemde de “SABIR ve ZAMANA BIRAKMAK” gerçeği olduğuna göre biz 90 lı yılları 2020 li yıllara bıraktığımız zaman bir gün Ahmet abi bir grubun içerisinde yüksek sesle “Sana büyük saygı duyuyorum. O yıllarda Halil Başkana bile karşı durmuştun. Sana o zaman çok kızıyordum. Gazetecilik adına yaptığın haberlere ve bizim efsane Başkana karşı duruşuna şimdi büyük saygı duyuyorum” diyordu.
O gün benim için unutulmayacak bir gün idi.
Biz artık son yıllarda Ahmet abi ile aynı düşünmeye başlamıştık.
Bakın bir dönemin tavizsiz Milli Görüşçüsü, tavizsiz AK Partisi Ahmet Şükrü abimiz iki gün önce nasıl bir KONYA yorumu yapıyordu
“SESSİZLİĞİ ÖDÜLLENDİREN ŞEHİR
Ahmet Şükrü Kılıç

Bu şehirde deliler veli sayılır, hırsızlar hami. Cümle serttir ama kaba değildir; çünkü niyeti suçlamak değil, bir alışkanlığı tarif etmektir.
Bu şehir, tuhaf bir merhamet ekonomisiyle işler. Aklını yitirmiş olana hikmet payesi dağıtır. Çünkü delilik, hesap sormaz. Delilik, düzenle kavga etmez. Onu kutsamak güvenlidir. “Veli” denilen figür böyle doğar. Sözü ölçülmez, fiili tartılmaz. Kimse ondan tutarlılık beklemez. Beklentinin olmadığı yerde sorgu da olmaz.
Hırsız ise başka bir dilden konuşur. Açık kapıdan girmez, bağış makbuzuyla girer. Camiye tuğla koyar, derneğe çorba dağıtır, sivil yapıları ayakta tutar. Böylece çaldığı şey, yaptığı hayrın gölgesinde görünmez hâle gelir. Ona artık hırsız denmez. O “şehrin hamisi”dir. Çünkü bu şehirde iyilik, çoğu zaman kaynağı sorulmadan kabul edilir. Kaynağı sormak ayıptır, parayı reddetmek ise nankörlük.
Bu düzenin en dikkat çekici yanı, itirazın biçim değiştirmiş olmasıdır. Kimse yüksek sesle karşı çıkmaz ama herkes içinden yakınır. Yakınmak serbesttir, karşı durmak pahalıdır. Bu yüzden bu şehirden bir anarşist bile çıkmaz. Terörist değil, anarşist. Yani fikrini silaha bulaştırmadan, bedelini bilerek söyleyen, rahatını riske eden insan. O yoktur. Çünkü bu şehir, fikri sever ama fikrin sonuçlarını sevmez.
Burada eleştiri vardır ama adresi yoktur. Cesaret konuşulur ama pratiği ertelenir. “Haklısın ama” diye başlayan her cümle, itirazın içini boşaltan bir emniyet kemeridir. İnsan kendini güvende hisseder, düzen yerinden oynamaz. Herkes kazanır gibi görünür; aslında kimse ilerlemez.
Bu şehir erdemli olduğunu iddia eder. Oysa erdem, uyumla değil, sürtünmeyle anlaşılır. Yanlışın karşısında durabilme kabiliyetidir erdem. Ama burada durmak değil, dolaşmak makbuldür. Susmak ‘hikmet’, görmezden gelmek ‘feraset’, bilip konuşmamak ‘edep’ diye adlandırılır. Kelimeler yer değiştirince, ahlâk da yönünü kaybeder.
Bu şehirde sessizlik ödüllendirilir. Rahatsız etmeyen sevilir. Düzeni zorlamayan yüceltilir. Bu yüzden akıllı kalmak zahmetli, dürüst kalmak yalnız bir iştir. Yanlışı yapan kadar, yanlışa alan açan da görünmez hâle gelir.
İroniyle söylüyorum ama ciddiyim! Bazı şehirler hakikatten korkmaz, onun bedelinden korkar. Bedel konuşulmadıkça, deliler veli kalır, hırsızlar hami.
……………….
Bakın bu şehirde her kelimesinin altına imza attığım bu yazıyı bugün şehri yönetenlerden şehirle yaşayanların herkesin yakından tanıdığı hatta benden daha iyi tanıdıkları Sayın Ahmet Şükrü Kılıç değil de ben yada benim gibi biri yazsa inanın taşlanmak şöyle dursun darağacında yedi sülalemizi bellerler
…………..
Ahmet abiyi okudukça niye büyük keyif alıyorum biliyor musunuz?
35 yıl önce birbirinden 180 derece farklı yönlerde olan iki kişi
Yani Ahmet abi ve ben.
Ahmet abi tescilli Refah partisi ardından tescilli AK Parti kimliği ile bugün hala iktidarların MUHALİF diye damgaladığı Uğur Özteke ile aynı safta
Çok şükür Yüce Rabbime
SİYASETTE TİYATRO
SPORDA TİYATRO
Yakın zamana kadar sporun tamamen bir tiyatro olduğunu yazıyorduk söylüyorduk ama kimse bize inanmıyordu.
Yüzüme baka baka ”ÇOK İYİ BİR KARA SENARYO YAZARISIN” diyordunuz.
Allah’ıma şükürler olsun ki yalandan da olsa şu futbolda bahis olayı gün yüzüne çıktı.
Biraz daha derinleşse daha neler, neler çıkar.
Ama bu bile şu fani dünyada gözlerimin açık gitmemesi için bana yeter artar bile.
İki üç ay önce TV 42 de Canlı yayında programın sunucu Halil Yılmazer
“Abi sen hep buna dikkat çekiyordun.
Ama sana inanmıyordum.
Haklıymışsın” dedi yaaa,.
Çok şükür.
Peki bahis operasyonları ortada.
VAR denilen yalan tiyatronun farklı bir sahnesi ortada
Pazar günü gün gibi bir pozisyon açık ve net

Konyasporlu Berkan Kutlu'nun bileğine Antepli Ogün resmen basıyor
Allah muhafaza ayak kırılır.
Hakem Kadir Sağlam görmüyor bile.
Sonra sarı kart göstermeyi lütfediyor
Ya VAR a ne demeli.
Önlerinde defalarca pozisyon çevir başa al oynat.
VAR hakemi Özgür Yankaya efendi de görmüyor.
Hadi gelin ülkenin VAR ı na rağmen yaşadıklarına inanın.
İnanalım öyle mi?
HADİ ORADAN ….
GÜNÜN OKKALI SÖZÜ
Yazsam kâğıt incinir Yaksam ateş incinir su incinir. Sussam sükut incinir. Bıçak gibi kessem yürek incinir
NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Zindankale bölgesinde çift sıra uygunsuz oto park alışkanlığından vazgeçebildiğimiz zaman daha iyi ADAM oluruz.