Konya
Kapalı
5°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,3725 %0.25
51,3279 %0.73
6.945,51 % 1,57
Ara

ÇOCUKLARIMIZ ÖLÜYOR

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Henüz on yedi yaşında yağız bir delikanlıydı. Umutları vardı. Hayalleri, geleceğe dair düşlediği planları. Bir kadına âşık olmayı, evlenmeyi, çoluk çocuğa karışmayı ve mümkünse bunları yapabilmek için büyümeyi hayal ediyordu. Yanlış yerde doğru bir çocuk olarak yürüyordu. Yalnızca yürüyordu. Evet, sadece yürüyordu. Suç olarak görebileceğimiz tek şey, düşler kurmasıydı yürürken. 

Henüz on yedi yaşında küçük bir delikanlı, çürümüşlüğün sonucu olan bazı varlıklar tarafından sokak ortasında durduruldu. Ağabeylerinden, izlediklerinden, gördüklerinden biliyorlardı ki, kimse onlara bir şey yapmayacaktı. Bu büyük güçle önce uyduruk bir bahane buldular, sonra da sürü halinde yağız delikanlıya saldırdılar. Ağabeylerinden öğrenmişlerdi. Sürü olunca, onlardan daha güçlüsü, daha yücesi olmayacaktı. Yetmedi onlara. İçlerindeki acımasız kötülük, soğutmuyordu yüreklerini. Devam ettiler. Durmadılar. Vazgeçmediler. Vurmaya, öfkelerini büyütmeye devam ettiler. 

Tenine sivri çelik bir bıçak değdi. Yere yığıldı narin küçük bedeni. Öylece kalakaldı. Bir çocuk daha öldü geçtiğimiz günlerde. Kızlarımız, erkeklerimiz, çocuklarımız, kadınlarımız artık güpegündüz öldürülüyorlardı. Hangisiyle vicdanlar rahatladı? Adalet arayan, yalnızca çocuğunun hakkını savunan bir kadına, “bu da şov yapıyor” demediler mi? Kızının katilinin bulunmasını isteyen bir babaya, “sus artık” demedik mi? Bu dünyanın sonunu bilemem ama bizim ülkemizin sonunu sessizliğimiz getirecek. Farkında mısınız her şey normalleşiyor. Çocukların öldürüldüğü bir yer yaşamaya değer bir yer değildir. Peki, tüm bunlara rağmen bir çözümü var mı? Var elbet. Onun adı adalet. Kimseye, kimliğine bakmadan sağlanacak olan adalet. Adaletin olmadığı bir yer, bir yaşam yeri değildir. Orada sadece ölüm vardır. Sözlerimi çok sevdiğim, benim yazmam sebebim olan İlhan İrem’in şu satırlarıyla bitiriyorum. 

İçinde utanmak kelimesi olmayan, yeni bir lisan yarattılar.

Oysa biz denizlerin deniz, yağmurların yağmur, aşkların aşk, insanların insan olduğu masumiyet çağından geliyoruz. (İlhan İrem) 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *