Konya
Açık
3°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,9758 %0.03
51,5005 %0.04
7.523,29 % -0,17
Ara

SANATINIZI ÖZENLE İDRAK EDİN

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Hitabet; düşünce ve duyguların, doğru kelimeler, etkili tonlama ve yerinde vurgu ile dinleyici üzerinde iz bırakacak biçimde ifade edilmesi sanatıdır. Bir topluluğa hitap ederken, aktarılacak konu hakkında bilgi birikiminin yeri ve önemi mutlaka dikkate alınmalıdır. Çünkü hazırlıksız çıkılan her söyleşi, insanı anlatmak istediğinden uzaklaştırır; odaklanmadan konuşmak ise küçük düşmekten başka bir anlam taşımaz.

Kendimizi ifade edemeyecek bir vaziyetteysek, insanların karşısına çıkmak yerine önce hazırlık yapmak gerekir. Savunmasız bir hâle düşmemek için, söyleşinin hayatımızda neye karşılık geldiğini düşünmeli ve seçtiğimiz cümlelerle vermek istediğimiz mesajı özenle vurgulamalıyız. Zira insan, düşünen bir varlıktır; duygu ve düşüncelerinin harmanlanmasıyla ortaya çıkan tonlamalar, anlatımın gücünü belirler.

Yeri geldiğinde hitabetin gücü, karşımıza çıkan fırsatları değerlendirmede öncü rol üstlenir. Farklı şartlar altında, farklı ortamlarda varlığımızı kabul ettiren en önemli unsurlardan biri anlatım becerisidir. İnsanların sözleri ve yazılarıyla karşılarındaki topluluklara cehaletin zihinleri kemiren bir kurt olduğunu göstermeleri, aydınlatıcı bilgileri paylaşmaları bu yüzden büyük önem taşır.

Bilinçsizliğin sonlandırılmasını hedefleyen sunumlar, cehaletin kaderimiz olmasının önüne geçmek için yapılır. Ancak bunun gerçekleşebilmesi için zihinlerin açık olması şarttır. Ne yazık ki bu bilinçlenmenin önündeki en büyük engellerden biri isteksizliktir; daha açık bir ifadeyle okumamaktır. İnsanları okumaya teşvik etmek yerine, teknolojinin faydasız yönlerine yönelmek ağır bedeller ödememize sebep olmaktadır.

Bizlere yol göstermeyi amaçlayan kişilerin “boş konuştuğu” düşüncesiyle hareket etmek, hayatımız boyunca geri dönülmesi mümkün olmayan hatalara kapı aralar. Arpa boyu yol alamayışımızın temelinde, yanlış düşüncelerin zihinlerimizi işgal etmesine izin vermemiz yatar. Cehalete boyun eğildiği sürece bilime duyulan düşmanlık sona ermeyecek; okumak değersiz görülerek insanlar mantıksız fikirlerle yönlendirilmeye devam edecektir.

Diksiyon problemi yaşayan bir kişinin, dinleyicilere aktardığı konuyu vurgulamakta zorlandığı açıkça görülür. Anlatımda başarılı olmayan bir bireyin topluluğa hitabı, çoğu zaman vakit kaybına dönüşür; kişi yalnızca kendini oyaladığını fark etmez. Ne yazık ki hitabetin gücü ve önemi çoğu zaman göz ardı edilmekte, bilinçlendirme geri plana atılmaktadır.

Bu durumların hayatımızda yer bulmaması için yapılması gerekenler bellidir: Öncelikle okumanın önemi kavranmalı, ardından belirli aralıklarla diksiyon ve anlatım çalışmaları yapılmalıdır. Bir topluluğa hitap edeceksek kelimelerimiz düzgün, cümlelerimiz tekrar ve fazlalıklardan arınmış olmalı; anlatımımız zihinlerde farkındalık oluşturmalıdır.

Dinlemek için toplanan bir grubun zamanını mantıksız fikirlerle almak, insanlara verilebilecek en büyük cezadır. Oysa ceza vermek yerine ödüllendirmeyi seçmek, cehalete yenilenlerin karanlıktan kurtulmasına öncülük eder. Böylece karanlık bir yola ışık tutan, anlamlı bir çalışmayı hayata geçirmiş oluruz.

Uygulamamız gereken yöntem; anlaşılır bir dille, paylaştığımız konuların faydasını insanlara hissettirmektir. Aksi hâlde, aynı yolu birlikte yürüyeceğimiz kimselerin etrafımızda kalmayacağı bir gerçektir. Hitabetimizin zayıf olması, çıktığımız yolun engebeli hâle gelmesinde büyük rol oynar ve ilerlememizi engeller.

Bu nedenle bize sunulan değerli fırsatları geri çevirmemeli; ilmin ışığıyla karanlık zihinleri aydınlatacak fikirlerimizi paylaşmalıyız. Bu yolun pusulası okumak ve kavramaktır. Edindiğimiz bilgileri, çevremizdeki insanların faydalanabileceği bir biçimde sunmakla yükümlüyüz.

Yetersiz bir diksiyonla anlatılan her söz, hem vakit israfına hem de toplulukların yerinde saymasına neden olur. Hitabetin yazı alanındaki önemini de göz ardı etmemeli, üsluba uygun metinler kaleme almaya özen göstermeliyiz. Kaleme aldığım her yazıda, okuyucuyu nasıl bilgilendireceğimi düşünerek kelimelerimi titizlikle seçmemin nedeni budur.

Eğer insanları bilinçlendirme amacı taşımıyorsam, yazdığım metinler yalnızca kendimi avutmaya yarar. Oysa hangi işi yaparsak yapalım, onu ustalıkla ve hakkını vererek teslim etmek hayat boyu elde edilebilecek en büyük başarıdır. Boş bir teneke gibi gürültü çıkarmamak için ilmi pusulayı rehber edinmek zorundayız.

Kendimizi anlaşılır bir dille ifade edemezsek, “bilgilendirme amacıyla konuşuyorum” dememizin hiçbir anlamı kalmaz. Karşımızdakilerin memnuniyetini görmek istiyorsak hata yapma lüksümüz olmadığını kabul etmeliyiz. Fikirlerimizin değerini hissettirmek için doğru vurgularla, dikkat çeken ama itici olmayan cümleler kurmalıyız.

Unutulmamalıdır ki hitabet yalnızca konuşma anına sıkışmış bir yetenek değildir; insanın kendine, topluma ve geleceğe karşı taşıdığı sorumluluğun da aynasıdır. Sözü emekle beslenmeyen, düşünceyle yoğrulmayan hiçbir anlatım kalıcı iz bırakmaz. Kalıcılık ise ancak bilinçle, okumayla ve samimi bir anlatma niyetiyle mümkündür.

Son söz olarak şunu söylemek gerekir: Anlatımın güçlü olmadığı yerde yapılan hitabet, kişinin kendi kendisiyle konuşmasından farksızdır. Cehaletin yok edilmesi için okumayı birinci şart olarak kabul etmeli; yıkıcılığı değil yapıcılığı ön plana çıkarmalıyız. Hayatın gerçeklerini görmek istiyorsak, bize bahşedilen hitabet sanatını hakkıyla idrak etmek zorundayız.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *