Konya
Hafif yağmur
6°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,6192 %0.03
52,0003 %-0.03
7.049,38 % -0,97
Ara

"GENÇ MÜHENDİSLERE MEKTUP: RAYLARI TEMİZ TUTUN TREN GELEBİLİR"

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

(Tarım Eğitim ve Öğretiminin 180. Yılı Anısına)

 

Hayatının 45 yılını toprağa, bitkiye ve üreticiye adamış bir Meslektaşınız olarak, mesleğin bana öğrettiği birkaç gerçeği özellikle genç meslektaşlarımla paylaşmak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, tarım sadece bir meslek değildir; bir duruş, bir emanet ve çoğu zaman da sabırla verilen bir imtihandır.

Her şeyden önce şunu söylemeliyim: Mesleğinizi sevin.

Ziraat mühendisliği masa başında değil; güneş altında, rüzgârın karşısında, çamurun içinde yapılır. 

Sevmeden yapılan iş insanı yorar; severek yapılan iş ise yorgunluğu bile anlamlı kılar. 

Bu meslek üniversite sıralarında birbirinden değerli ve Engin bir bilimsel birikime sahip hocalarımızın öğretilerine   dayalı olarak kazanılan sağlam teorik temeller yanında

Asıl okul, bu bilginin tarlada, ahırda, bağda ve bahçede sınandığı hayattır. Akademinin öğrettiği bilimsel birikim, meslek büyüklerinin yıllara dayanan tecrübesiyle birleştiğinde anlam kazanır. 

Yıllarını üretime vermiş bir usta meslek büyüğünün sahada kurduğu tek bir cümle, bazen kalın kitapların satır aralarında anlatılmak isteneni özetler. İşte bu yüzden saha bilgisi, akademik bilgi ve ustalık tecrübesi birlikte mesleğin omurgasını oluşturur.

Bilmediğinize “bilmiyorum” demekten çekinmeyin. Bu bir zayıflık değil, güvenilir olmanın ilk şartıdır.

Ama orada da durmayın; öğrenin, araştırın ve doğru bilgiyi üreticiyle paylaşın.

Çiftçiyi asla küçümsemeyin.

Onlar toprağın gerçek öğretmenleridir.

Deneme-yanılmayla, yılların süzgecinden geçmiş büyük bir tecrübeye sahiptirler.

Sahada öğrendiğim tecrübe şudur bizim çiftçimiz sizlere önce çok iyi bildiği bir konuyu sorar, sizi bir nevi teste tabi tutar.

Sizin bildiğinizi anlarsa değer verir ve esas mesele hakkında bilgi almaya çalışır.

Bazen tarlada söylenen tek bir cümle, laboratuvar sonuçlarından daha yol gösterici olabilir.

Kendinizi sürekli yenileyin.

İklim değişiyor, üretim desenleri değişiyor, dünya değişiyor. 

Tarım da değişiyor. Bilimi takip edin ama sahadan kopmayın.

Bilimle tarlayı buluşturabilen mühendis her zaman değerlidir.

İşinizi en iyi şekilde temsil etmek yapmaya gayret edin. İyi niyetle, bilimle ve sahayla yürüyen insanı hayat zaten görünür kılar.

İşiniz rüyalarınıza girsin; çünkü güzel yapılan iş, inancımızda da kültürümüzde de bir emirdir.

Yüce Kitabımız Kur’an’da ve Peygamber Efendimizin (sav) sünnetinde “işi güzel yapmak” öğütlenir.

Boşuna denmemiştir: Bir işi başarmak için, biraz da o işin delisi olmak gerekir.

Ve şimdi size küçük bir hikâye anlatmak isterim:

Issız bir vadide, yoğun kar yağışı altında küçük bir tren istasyonu…

Kimsenin görmediği, alkışlamadığı bu istasyonda görevli işçiler, tren gelmeden önce rayları büyük bir titizlikle temizler. Soğuk, yorgunluk, yalnızlık… Hiçbiri onları durdurmaz. 

Çünkü bilirler ki raylar temiz değilse tren varamaz; tren varamazsa hayat aksar.

Tren gelir. Ne uzun teşekkürler vardır ne de madalya…

Sadece kısa bir düdük sesi. 

Hepsi bu.

İşçiler el sallar. Görevlerini yapmış olmanın sessiz huzuru yeterlidir.

İşte meslek de tam olarak böyledir.

Sevgili genç meslektaşlarım,

Yaptığınız iş her zaman görünür olmayabilir. Emeğiniz manşetlere çıkmaz, alkış almaz, hatta çoğu zaman fark edilmez. Ama bir tarlada hastalık çıkmıyorsa, bir üretici doğru ilacı doğru zamanda kullanıyorsa, bir hayvan sağlıklıysa, bir sofraya güvenli gıda geliyorsa…

Orada sizin temizlediğiniz raylar vardır.

Sonuç; alkış, makam ya da unvan olmasın.

Sonuç, “işimi doğru yaptım” diyebilmenin huzuru olsun. Buradaki mesaj şudur;

Görev bilinci,

Görünmeyen emek,

Sessiz sorumluluk,

Alkış beklemeden işini yapma ahlakı

Zaman zaman yalnız kalacaksınız. İmkânsızlıklarla, ilgisizlikle, hatta haksız eleştirilerle karşılaşacaksınız.

Ama unutmayın; rayları temizleyen işçiler de yalnızdı. Onları ayakta tutan şey, işin kutsallığına olan inançlarıydı.

Bilginizi güncel tutun.

Vicdanınızı mesleğinizin pusulası yapın.

Üreticinin yanında durun ama bilimin yanından ayrılmayın.

Kolay olanı değil, doğru olanı seçin.

Bir gün size de belki sadece kısa bir “düdük sesi” düşecek.

Ama o ses, görevini layıkıyla yapan insanların en onurlu selamıdır.

Rayları temiz tutun genç meslektaşlarım…

Tren mutlaka gelir.

Toprak, kendisine emek vereni asla unutmaz.

Siz mesleğinize emek verin, alın terinizi esirgemeyin. Karşılığını hem insanlardan hem de topraktan fazlasıyla alırsınız.

Sevgili Gençler,

Bugün sizlerle notlardan, sınavlardan, diplomalardan önce konuşmamız gereken çok daha önemli bir meseleyi paylaşmak istiyorum:

Nasıl bir insan olacağız?

Unutmayın; bizler hayatta sonuçlardan değil, niyetimizden ve gayretimizden hesaba çekileceğiz. Niyetimiz halis, gayretimiz samimi ise; akıbetimiz de hayır olur. 

Başarı bazen görünür, bazen görünmez… Ama samimiyet asla kaybolmaz.

Şunu açıkça ifade etmek isterim:

Aslolan diploma sahibi olmak değil, iyi bir insan olmaktır.

Bir insan aldığı diplomanın gereğini yerine getiriyor olabilir; fakat eğer o kişide vicdan, merhamet ve adalet yoksa, orada gerçek bir iyilik ten söz edilemez.

Bilgi eksikliği zamanla giderilir; ancak insan olma eksikliği, giderilmesi en zor eksikliktir.

Bir düşünürün dediği gibi:

“Bir insanı ahlaken eğitmeden sadece zihnen eğitmek, topluma bir bela kazandırmaktır.”

Zeki ama merhametsiz, bilgili ama adaletsiz insanlar toplumu ileri taşımaz; aksine yaralar. Çünkü yönsüz bilgi tehlikelidir.

Bugün “Ne olacak bu gençliğin hâli?” sorusu sıkça soruluyor.

Küresel sistem gence yalnızca “başarılı ol, zeki ol” diyor.

“Ahlaklı ol, erdemli ol” demek ise neredeyse ihmal ediliyor.

Değerli bilim insanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın da ifade ettiği gibi, bu dengenin bozulmasının sonuçları artık çok net:

Öğretmenini alaya alan bir gençlik,

Trafikte gözünü kırpmadan şiddete başvuran bireyler,

Eğitimli ya da eğitimsiz fark etmeksizin topluma yayılan bir öfke hâli…

Ahlaki erozyon inkâr edilemez bir noktaya gelmiştir.

İnanç sistemi ise ya son derece zayıflamış ya da yalnızca sözde kalmış; hayata yansıtılmamaktadır.

Peki, değer üretmeyen, vicdan inşa etmeyen bir eğitim anlayışıyla nereye kadar?

Sadece aklı besleyip kalbi ihmal edersek;

Bilgili ama merhametsiz,

Başarılı ama sorumsuz,

Zeki ama adaletsiz bireyler yetiştiririz.

Sevgili gençler,

Nezaket kimde olursa onu yüceltir; kabalık kimde olursa onu çirkinleştirir.

Hiçbir kozmetik ürün; hoşgörünün, anlayışın ve sevgi dolu bir kalbin verdiği güzelliğin yarısını bile veremez.

Allah insanları mesleklerine göre değil; mesleklerini nasıl icra ettiklerine göre değerlendirir.

“Allah işini güzel yapanları sever” buyurulmaktadır.

O hâlde;

Doktor olun ama vicdanınızla doktor olun,

Mühendis olun ama kul hakkını gözeterek olun,

Öğretmen olun ama bir çocuğun yüreğine dokunarak olun.

Bir başka önemli çağrım da şudur:

Mümkün olduğunca sizden farklı düşünen insanlarla tanışın ve konuşun.

Farklı fikirler zihni diri tutar, kalbi büyütür.

Daniel Goleman’ın da belirttiği gibi, zihinsel canlılık ve duygusal denge, insanın bedensel sağlığını bile olumlu etkiler.

Ve sevgili gençler…

Sağlıklı ve mutlu bir hayatın anahtarı sevgidir.

Hayatta en çok ihtiyaç duyduğumuz şey; sevilmek, anlaşılmak ve değer görmektir.

Şunu iyi bilin:

Nefret ettiğinizde, düşmanlarınıza üzerinizde güç vermiş olursunuz.

Bu yüzden size zor ama çok kıymetli bir öğüt vermek isterim.

Düşmanlarınızı bağışlayın.

Bağışlamak zayıflık değildir;

Bağışlamak, insanın kendi acılarına mahkûm olmaktan kurtulmasıdır.

Bağışlamak kalbi özgürleştirir; bedenin verdiği olumsuz tepkileri bile azaltır.

Sevgili gençler,

İyi insan olun.

İşinizi güzel yapın.

Kalbinizi, ruhunuzu kiraya vermeyin.

Bilginizi vicdanla,

Gücünüzü merhametle,

Başarınızı ahlakla taşıyın.

Çünkü bu dünyada geriye kalan şey;

Kaç diploma aldığınız değil,

Kaç kalbe dokunduğunuzdur.

Hepinize ahlakıyla, sevgisiyle ve gayretiyle iz bırakan bir ömür diliyorum.

Bu duygu ve düşüncelerle,

10 Ocak Zirai Öğretimin Yıl Dönümü’nü tüm meslektaşlarım adına sevgi ve saygıyla kutlarken;

180 yıl önce atılan o mütevazı adım, bugün milyonların sofrasına ulaşan bir güven zincirine dönüşmüştür. Tarım eğitim ve öğretiminin her kademesinde emeği geçen tüm hocalarımızı, araştırmacılarımızı, sahada çalışan meslektaşlarımızı ve bilgisiyle üretimi ayakta tutan çiftçilerimizi saygıyla anıyorum.

Nice 180 yıllara…

Yorumlar
Z
Ziyaretçi 3 hafta önce
Sayın yazar gençler için söylenecek her şeyi çok güzel bir şekilde yazmışsınız bundan sonrası onların yapacaklarına kalıyor.
BEĞENME
0
CEVAPLA
Z
Ziyaretçi 3 hafta önce
Maalesef Şimdiki gençler usta çırak ilişkisi ne önem vermiyorlar
BEĞENME
0
CEVAPLA
Z
Ziyaretçi 3 hafta önce
Tebrikler. Harika, bir tavsiye, istikamet ve bilgilendirme fikirleri. Gençlere, diplomalarıyla birlikte verilebilecek, güzel bir hediye olabilir. Yazıdaki ruh ve şuura sahip bir nesil ancak; ülkenin kalkınma, büyüme, güçlenme ve ileri gitmesine payanda olup, imza atabilir.
BEĞENME
0
CEVAPLA
Z
Ziyaretçi 3 hafta önce
Rayları temiz tutacağız. Mezun olmak yerine hayatımız boyunca insan olacağız. Dediklerinizi inşallah yerine getireceğiz. Bizi düşündüğünüz için teşekkürler.
BEĞENME
0
CEVAPLA
Z
Ziyaretçi 3 hafta önce
Her meslek grubu için tavsiyeleriniz çok mükemmel İnşallah hedefine ulaşır.
BEĞENME
0
CEVAPLA