"KAR BUĞDAYIN YORGANIDIR"
Anadolu’nun kırsalında kış günleriyle birlikte dile gelen kadim bir söz vardır:
“Kar buğdayın yorganıdır.”
Bu söz, sadece hoş bir benzetme değil; yüzyılların üretim tecrübesinden süzülüp gelen, tarımsal bir hakikatin veciz bir özetidir.
Günümüzde kar, çoğu zaman ulaşımı aksatan, hayatı zorlaştıran bir Meteorolojik olay olarak görülür.
Oysa toprağın diliyle konuştuğumuzda kar; Yüce Allah'ın bizlere bahşettiği sessiz, maliyetsiz ve son derece etkili ve bereketli bir koruyucudur.
Soğukla özdeşleştirilen bu beyaz örtü, gerçekte toprağın ve bitkinin en büyük dostlarından biridir.
Kış aylarında yağan kar, sanılanın aksine ekinler için bir tehdit değil; adeta doğal bir sigorta işlevi görür.
Toprağın üzerini örten kar tabakası, don zararına karşı güçlü bir yalıtım sağlar. Açıkta kalan toprak sert soğuklardan doğrudan etkilenirken, karla örtülü alanlarda sıcaklık daha dengeli seyreder.
Bu sayede buğday, arpa ve diğer kışlık ekinlerin kök bölgesi korunur.
Kar örtüsü, gece ile gündüz arasındaki ani sıcaklık farklarını yumuşatır. Bu denge, bitkinin kışı stres yaşamadan geçirmesini sağlar. Özellikle buğdayda kardeşlenmenin güçlü olması, büyük ölçüde kışın bu beyaz yorgan altında geçirilmesine bağlıdır.
Sağlam bir kış, bereketli bir hasadın habercisidir.
Karın bir diğer hayati katkısı ise nem ve su yönetimi üzerinedir. Yağmur gibi ani ve yüzeysel bir etki oluşturmaz. Yavaş yavaş erir, süzülür ve toprağa dengeli bir nem kazandırır.
Bu sayede toprak yapısı bozulmaz, erozyon riski azalır ve ilkbahar gelişimi için gerekli su doğal yollarla depolanmış olur. Eriyen kar suları, çözünmüş besin maddelerini kök bölgesine taşıyarak bitkinin direncini artırır.
Ancak karın önemi yalnızca tarla yüzeyiyle sınırlı değildir. Asıl büyük katkı, çoğu zaman gözle görülmeyen yerde, yani yeraltı suyu rezervlerinde gerçekleşir.
Kar yağışı, yeraltı sularının beslenmesinde eşsiz bir role sahiptir. Çünkü kar, yağmur gibi hızla yüzey akışına geçmez. Yavaş eridiği için su toprağın alt katmanlarına kadar süzülür.
Bu süreç, akiferlerin daha etkin ve kalıcı biçimde beslenmesini sağlar. Yağmur sularının önemli bir kısmı yüzeyden akıp giderken, kar eriyik suları toprağa çok daha yüksek oranda infiltre olur.
Bu yönüyle kar, bahar ve yaz ayları için doğal bir su deposudur.
Kış boyunca suyu depolar, ilkbaharda kontrollü biçimde serbest bırakır. Bu durum; kuyuların, pınarların ve sulama göletlerinin daha uzun süre su tutmasına imkân tanır. Kuraklıkla mücadelede kar yağışının değeri, işte bu noktada daha da belirginleşir.
Elbette her meteorolojik olayda olduğu gibi karın da bir dengesi vardır.
Uzun süreli buzlanma, toprağın hava almasını engelleyerek oksijensizliğe yol açabilir. Çok sık ve ağır kar örtüsü altında kalan zayıf ekimler zarar görebilir. Yani mesele karın varlığı kadar, miktarı ve süresidir.
Doğru zamanda, uygun kalınlıkta ve süreklilikte yağan kar; toprağı dinlendirir, bitkiyi korur ve bereketin temelini atar.
Aşırısı risk, yokluğu ise kayıptır.
Bu yüzden “Bu kış kar yağmadı” diyen çiftçinin endişesi çoğu zaman yerindedir.
Çünkü kar, geleceğin suyu, toprağın sigortası ve hasadın gizli teminatıdır.
Atalarımızın sözü bugün hâlâ geçerlidir:
Kar, buğdayın yorganıdır.
Ve o beyaz örtünün altında yalnızca soğuk değil;
Gelecek hasadın umudu ve bereketi saklıdır.