Amerika’ nın “Arka Bahçesi”ndeki Kavga Büyüyor!
Venezuela, Güney Amerika'nın kuzey kısmında yer alıyor. Kuzeyde Karayip Denizi ve Atlantik Okyanusu ile kıyısı bulunuyor. Kuzeybatı kıyısı boyunca birçok adaya sahiptir ve bu adalar genellikle Venezuela'nın egemenliği altında.
İspanya tarafından görevlendirilen Kristof Kolomb, 1492'de Atlantik Okyanusu'nu geçtikten sonra, 1498'de Venezuela'ya ayak bastı. Bölgedeki kıyı halklarının kazıklar üzerine inşa edilmiş evlerde yaşadığını gözlemleyen İspanyol kaşifler, bölgeye Küçük Venedik anlamına gelen Venezuela adını verdiler.


İspanyollar, 1522’de başlayarak Venezuela’yı sömürge haline getirdiler. 1811’de Francisco de Miranda önderliğinde bağımsızlık mücadelesi başlamışsa da bunun başarıya ulaşması ancak 1821’de Simon Bolivar’ın önderliğinde mümkün olabildi. 1821 yılında, Venezuela, Kolombiya, Ekvator ve Panama ile birlikte Büyük Kolombiya Cumhuriyeti adı altında birleşik, bağımsız bir devlet kurdular. 1830 yılında Venezuela bu birlikten çıkarak ayrı bir devlet oldu. Bolivar’a duyulan büyük saygı dolayısıyla ülkenin resmi adı Bolivarcı Venezuela Cumhuriyeti oldu.
Ülke, özellikle tarihsel olarak ekonomisinin omurgasını oluşturan petrol olmak üzere, doğal kaynaklar açısından zengin. Kaynak zenginliğine rağmen, Venezuela son yıllarda önemli ekonomik ve siyasi zorluklarla karşı karşıya kaldı, bu da hiperenflasyona, temel malların kıtlığına ve nüfusunun kitlesel göçüne yol açtı.


Kültürel açıdan Venezuela; yerli, Afrika ve Avrupa geleneklerinden etkilenen zengin bir mirasa sahip; bu durum müzik, dans ve festivallerinde açıkça görülüyor. Ülke aynı zamanda Amazon yağmur ormanları ve And Dağları gibi benzersiz vahşi yaşam ve ekosistemlere sahip olağanüstü bir biyoçeşitliliğe de ev sahipliği yapmakta.
Hugo CHAVEZ 1999-2013 yılları arasında Başkan olarak görev yaptı ve Demokratik Sosyalizm politikalarının yerleştirilmesi için yoğun çaba harcadı. 2013 yılından günümüze kadar Nicolas Maduro başkanlık yapıyor.
Ülke ekonomisi dünya petrol fiyat dalgalanmalarından aşırı derecede etkileniyor. Maduro, 2018 yılında tekrar başkan seçildi ancak Arjantin, Şili, Kolombiya, Brezilya, Kanada, Almanya, Fransa ve ABD hileli bir seçim olduğunu ileri sürerek ve Juan Guaido’yu başkan olarak kabul ettiklerini ilan ettiler.
Küba, Çin, Rusya, Türkiye ve İran Maduro’yu tanımaya devam ediyor. ABD, 2019 Ağustos ayından itibaren Venezuala’ya karşı ekonomik ambargo uyguluyor.


ABD’nin Venezuela’ya yönelik kuşatması, “uyuşturucuyla mücadele” gerekçesinin ötesinde jeopolitik hesapları yansıtıyor. Maduro, olası bir işgal riskine karşı toplumsal seferberlik ilan etmiş durumda.
ABD Başkanı, ikinci döneminin başlamasından birkaç hafta sonra, selefi Joe Biden tarafından verilen Venezuela petrol imtiyazlarını iptal etti, Venezuela'dan petrol satın alan ülkelere yüzde 25 gümrük vergisi koydu ve Maduro'yu "küresel terörist lider" ilan ederek kendisinin tutuklanması için verilecek ödülü ikiye katlayıp 50 milyon dolara çıkardı.
ABD’nin Venezuela’ya karşı tarihsel bir toprak iddiası da yok. Washington’un temel argümanı, Venezuela’da faaliyet gösteren Cartel de los Soles adlı uyuşturucu karteline Caracas’ın herhangi bir müdahalede bulunmaması, hatta devletin üst düzey yetkililerinin bu kartelin yürüttüğü kokain ticaretinin bizzat içinde yer almaları ve bu durumun Amerikalıları tehdit ettiği yönünde.
ABD Enerji Enformasyon Dairesi’ne göre Venezuela, dünyadaki ham petrol rezervlerinin neredeyse beşte birine sahip. Yaklaşık 303 milyar varil ham petrole denk gelen bu miktar, dünyadaki en büyük ham petrol rezervini oluşturuyor.
Trump yönetiminin, bu petrol kaynaklarına ulaşmak için Maduro’yu devirip yerine "Batı yanlısı" bir lider getirmeyi deneyebileceği yorumu yapılıyor. Böyle bir senaryoda Karakas yönetimine uygulanan ağır ekonomik yaptırımları hafifletilebileceği ve Amerikan petrol şirketlerinin ülkede daha yoğun faaliyet gösterebileceği belirtiliyor.
Latin Amerika uzun süre ABD’nin “arka bahçesi” olarak görülse de, son yıllarda hem Çin’in ekonomik gücü hem de Rusya’nın stratejik manevraları, bölgeyi yeniden küresel rekabetin sahnesine taşıdı. ABD’nin Karayipler’deki askeri hareketliliği de bu tablonun parçası.