Konya
Parçalı bulutlu
6°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,2795 %0.22
50,5902 %-0.78
7.136,03 % -0,98
Ara

SAF İNANÇ

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

İnanmak, insanın kendini en çıplak hâliyle hayata bırakmasıdır. Hesap yapmadan, ölçüp biçmeden, ihtimalleri yan yana dizmeden bir başkasına güvenebilmek… Bu, çağımızda giderek azalan bir cesaret biçimi hâline geldi. Çünkü insan, yaşadıklarıyla birlikte temkinli olmayı öğreniyor; her kırılma, kalbin etrafına görünmez bir duvar daha örüyor.

 

Zamanla güven, parça parça verilen bir duyguya dönüşüyor. Önce sözlere mesafe konuluyor, sonra davranışlar izleniyor, ardından niyetler tartılıyor. Herkes, bir sonraki hayal kırıklığına karşı kendini koruma telaşında. Oysa gerçek inanç, kontrol etmeyi bırakabilmektir. Sürekli tetikte olmayı değil, içsel bir teslimiyeti seçmektir. Birine içtenlikle güvenebilen insanın dünyası daha sade olur. Cümlelerin alt metinlerini aramaz, sessizlikten ürkmez. Çünkü bilinir ki orada gizlenen bir tehdit yoktur. Bu güven, insanın ruhuna hafiflik katar; düşünceler durulur, kalp sakinleşir. Böyle anlarda insan, hayatla arasında kurduğu mesafenin azaldığını hisseder. Saf inanç, kırılganlık değildir. Aksine, yaşanmışlıklara rağmen kalbini tamamen kapatmama cesaretidir. Geçmişin izlerini bugünün insanlarına taşımamayı seçmektir. Bu seçim, insanın kendine verdiği değerin bir yansımasıdır. Herkesin yapabileceği bir şey değildir; çünkü bazı yaralar, insanı uzun süre savunmada tutar. Güven duygusu zedelendikçe insan içe çekilir. Önce duygularını kısar, sonra beklentilerini azaltır. En sonunda ise kimseye tam anlamıyla yaklaşmamayı öğrenir. Oysa bu uzaklık, insanı koruduğu kadar yalnızlaştırır da. İnançsızlık, sessiz bir yorgunluk bırakır geride. Yine de insanın içinde, sönmeyen bir ihtimal yaşar. Tüm savunmaların anlamsızlaştığı bir karşılaşma umudu… Sözlerin yetmediği ama suskunluğun her şeyi anlattığı bir bağ… Böyle anlar, insanın unuttuğu duyguları hatırlatır. Hayatın sertliğine rağmen içte kalan yumuşak alanın hâlâ var olduğunu gösterir.

 

Saf inanç, herkese sunulan bir armağan değildir. Ama ona yer açabilenler, yaşamın en sade ve en derin huzurlarından birine dokunur. Çünkü insan, bir başkasına inanabildiği ölçüde hayata da inanır. Ve bazen, bu inanç her şeye yeter.

Yorumlar
Z
Ziyaretçi 2 ay önce
Saf inançların aile içinde bile az rastlanır olduğu bir dönemde yaşıyoruz, yaşamak zorunda kalıyoruz. Kime güvensek inansam ondan darbe yiyoruz. Malesef tanımadan birine saf inançla bağlanmak tabiri caizse kerizlik olarak görülüyor. Saf duygularla yazılmış güzel bir yazı
BEĞENME
0
CEVAPLA
Z
Ziyaretçi 2 ay önce
Harika yazmışsın Melek, tebrik ediyorum.Ve Sonsuzluğun Sahibine teslimiyet,inancın zirvesine ulaşmaktır
BEĞENME
0
CEVAPLA