AVRUPA YOL AYRIMINDA …
Amerika yeni güvenlik stratejisini açıkladı.
Strateji dediysek, diplomatik cümlelerle süslenmiş bir tehditname demek daha doğru.
Washington, Avrupa’ya dönüp şöyle diyor:
“Demokrasiniz aşınıyor, partileriniz radikalleşiyor, kıtanız çöküyor.
Ve biz, Avrupa’daki milliyetçi partilerle çalışmaya hazırız.”
Bu cümlenin altındaki asıl mesaj şu:
‘Sizi biz hizaya sokarız.’
Friedrich Merz’in tepkisi ise tam bir soğukkanlı Alman pragmatizmi:
“Bazıları anlaşılır, bazıları bizim açımızdan kabul edilemez.”
Aslında Merz, uzun süredir Avrupa’nın göğsünde duran ama dillendirmekten çekindiği bir gerçeği söylüyor:
Bu metin bir güvenlik belgesi değil;
Avrupa’nın siyasetine üst perdeden çekilmiş bir ayar.
*
TRUMP’IN KITA ELEŞTİRİLERİ: BİR MÜTTEFİKTEN ÇOK ‘HÂKİM’ EDASI
Trump hızını kesmeden konuşuyor:
“Avrupa zayıf.”
“Liderleriniz ne yaptığını bilmiyor.”
“Göç politikalarınız yüzünden yaşayamaz ülkeler oluyorsunuz.”
Ve final darbesi:
“Avrupa çöküyor; istisna Macaristan ve Polonya.”
Bu cümle, masa arkadaşından değil;
masayı devirmeye hazırlanan bir güçten gelir.
Trump’ın sözleri, NATO’nun dayanışma ruhundan çok, tek taraflı bir jeopolitik ültimatom gibi.
*
MERZ: ‘BİZİM DEMOKRASİMİZİ KİMSE KURTARMAZ, KURTARACAKSAK BİZ KURTARIRIZ’
ABD’nin Avrupa’ya demokrasi dersi vermesine Merz’in yanıtı açık:
“Biz kendi demokrasimizi kendimiz koruruz.”
Bu cümle, sadece bir savunma değil;
Avrupa’nın uzun süredir hissettiği aşağılanmanın bir dışavurumu.
Avrupa, artık ABD’nin pedagojik bakışından rahatsız.
Ve Merz’in diğer çıkışı daha da anlamlı:
“America First olabilir, ama America Alone kimsenin çıkarına değildir.”
Diplomasinin zarif cümlesiyle söylenmiş çıplak bir gerçek bu:
ABD, Avrupa’yı sırtında taşımayı bırakırsa, Avrupa düşmemeyi öğrenmeli.
*
BERLİN: KIZGIN AMA KAPILARI DA KAPATAMAYAN BİR BAŞKENT
Merz, ABD’ye eleştiri yöneltiyor ama Trump’a yaptığı daveti de geri çekmiyor.
Trump’ın atalardan kalma köyü Kallstadt’a gelme planının hâlâ geçerli olduğunu söylüyor.
Bu, Almanya’nın tarihsel refleksi:
Başını kaldırıp konuşur,
ama kapının tokmağını hiçbir zaman elinden bırakmaz.
Berlin, Washington’la kavga halinde bile ilişkiyi yan cebinde tutmayı sever.
Fakat artık dünya, bu gri diplomasiye eskisi kadar alan bırakmıyor.
*
ASLINDA KARŞIMIZDA DURAN ŞEY NE?
ABD’nin mesajı net:
“Küresel önceliklerim değişti.
Avrupa’ya taşıyacağım yük sınırlı.”
Trump bunu yüksek sesle söylüyor.
Washington’ın kurumları daha düşük tonda söylüyor.
Ama hepsi aynı noktaya çıkıyor:
“Avrupa, kendi güvenliğini kendi sağlamalı.”
Merz’in sözlerinin ardındaki gerçek, Avrupa’nın uzun süredir kaçtığı bir soruyu gözler önüne seriyor:
ABD giderse, Avrupa ne olur?
Güçlü bir birlik mi?
Bölünmüş bir coğrafya mı?
Yoksa tarih sahnesinde edilgen bir figür mü?
*
AVRUPA KENDİ ROTASINI ÇİZMEK ZORUNDA ‘ORTAĞIN GÖLGESİ’ DÖNEMİ BİTTİ
Trump’ın eleştirileri…
ABD’nin Avrupa’ya uzattığı “ders veren parmak”…
Ve Merz’in diplomatik isyanı…
Hepsi tek bir şeye işaret ediyor:
Avrupa artık kendi ayakları üzerinde durmak zorunda.
Kimse onun adına savaşmayacak.
Kimse onun ekonomisini korumayacak.
Kimse onun demokrasisini kurtarmayacak.
Dünya çok kutuplu bir cepheleşmeye doğru gidiyor
ve Avrupa ya güç olacak…
ya da güçlerin arasında savrulan bir alan.
*
ABD’SİZ AVRUPA PLANLARI ‘EĞER ABD YOKSA, BİZ VARIZ’ DİYEBİLMEK
Avrupa’nın kapalı kapılar ardında yıllardır elde tuttuğu üç büyük plan var.
Bunlar bir gün lazım olur diye bekletilen dosyalar.
ABD’nin güvenlik şemsiyesinin zayıfladığı bugünlerde o dosyalar yeniden masaya sürülüyor.
*
1. AB ORDUSU…
Avrupa, NATO’ya yaslanmanın artık yeterli olmadığını biliyor.
Bu nedenle Fransa ve Almanya, yıllardır çekindikleri fikri yeniden konuşuyor:
Bağımsız bir Avrupa ordusu.
Kıta, kendi caydırıcılığını kendi kurmak zorunda.
Eğer Amerika geri çekilirse, boşluğu dolduracak tek güç yine Avrupa’nın kendisi olacak.
2. SİLAHLANMA ‘Yumuşak Güç’ Masalının Sonu
Avrupa onlarca yıl boyunca “yumuşak güç”ün medeni temsilcisi olmakla övündü.
Ama jeopolitik gerçekler masal sevmiyor artık.
Bugün Almanya rekor savunma bütçeleri açıklıyor.
Polonya ordusunu ikiye katlıyor.
Fransa nükleer kapasitesini artırmayı tartışıyor.
Kıta geç fark etti ama sonunda anladı:
Silahsız barış, sadece romantik bir şiirdir.
3. EKONOMİK GÜÇ ‘Doların Gölgesinden Çıkış Arayışı’
Avrupa, ekonomik olarak güçlü fakat dağınık bir dev.
ABD’den bağımsız olmak istiyorsa üç şeye odaklanmak zorunda:
• Avro’nun rezerv para olarak gücünü artırmak!
• Enerjide ve kritik hammaddelerde bağımsızlaşmak!
• Yüksek teknoloji, savunma, yapay zekâ ve üretimde ABD ile rekabet edebilecek sanayi modelini daha da güçlendirmek!
Ve burada kritik cümleyi koyalım:
Bence AR-GE’ye yatırım yapan,üreten Avrupa bu günleri çok rahat atlatır.
Bu dünyada PARAYI VEREN DÜDÜĞÜ ÇALMADIMI/ÇALMIYORMU?
AVRUPA BUGÜN TEREDDÜT EDERMİ? LAKİN TARİH TEREDDÜDÜ AFFETMEZ
Trump’ın sert sözleri…
ABD’nin yeni stratejisi…
Merz’in diplomatik uyarıları…
Hepsi aynı soruyu tekrar tekrar soruyor:
“Avrupa, gerçekten Avrupa olmak istiyor mu?”
Kendi ordusu…
Kendi silahı…
Kendi ekonomisi…
Kendi Ar-Ge’si…
Kendi kaderi…
Eğer Avrupa bu soruya “Evet” diyebilirse,
21. yüzyılın yeni güç merkezlerinden biri olacak.
Ama eğer hâlâ “Amerika ne der?” koridorlarında dolaşırsa…
Geleceğin büyük satrancında bir oyuncu değil,
bir piyon olarak kalabilir ancak.
Tarih beklemez.
Güç boşluk kabul etmez.
Az çok tanıdığım AB ise ezbere iş yapma