Konya
Hafif yağmur
9°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,3366 %0.25
50,8145 %-0.04
6.887,52 % 0,56
Ara

Küresel Halk Sağlığı Sorunu; Obezite

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

TÜİK’ in  “Sağlık Harcamaları ve Vücut Kitle Endeksi İstatistikleri” ne göre; toplam sağlık harcamalarının gayri safi yurtiçi hasılaya oranı 2024’ te %5.3’ e yükseldi. Bu oran 1999 yılında %4.6 olarak gerçekleşmişti.

Şişmanlıyoruz …

2008’ de %48.2 olan normal kilolu insanımızın oranı 2022’ de %40.6’ ya düşmüş. Obez oranı ise giderek yükseliyor. 2008’ de toplam nüfusun %15.2’ si obez iken bu oran 2022’ de %20.2’ ye yükselmiş. Kadınlar, erkelere göre daha fazla obez. 2008’ de kadınların %18.5’ i obez iken bu oran 2022’ de %23.6’ ya yükselmiş. Erkeklerde ise 2008’ de %12.3 iken 2022’ de bu oran %16.8’ e yükselmiş.

Obezite genel olarak vücuda besinler ile alınan enerjinin, harcanan enerjiden fazla olmasından kaynaklanan ve vücut yağ kitlesinin, yağsız vücut kitlesine oranla artması ile açıklanan kronik bir hastalık. Günlük alınan enerjinin harcanan enerjiden fazla olması durumunda, harcanamayan enerji vücutta yağ olarak depolanmakta ve obezite oluşumuna neden oluyor.

Sağlık Bakanlığı’ na göre; Obezitenin en önemli risk faktörlerini; fiziksel aktivitede azalma, beslenme alışkanlıkları, yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi, evlilik, doğum sayısı ve genetik oluşturuyor. Kalıtsal olarak da geçebilen obezite özellikle gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde hızla yayılıyor.

Yol açtığı hastalıklarla birlikte sağlık harcamalarında en önemli yeri tutan obezitenin birçok kronik hastalıkla yakından ilişkili olduğu biliniyor. Bu nedenle obezitenin etkenlerinin ve tedavi seçeneklerinin iyi bilinmesi, obezite ve komplikasyonlarının ideal tedavisinin tespit edilebilmesi açısından önemli.

Her ne kadar TÜİK’in en güncel verileri 2022 yılına ait olsa da, 2025 yılına geldiğimizde Türkiye’de obezite oranlarının ciddi biçimde yükseldiğini gösteren güncel bulgular mevcut. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun kamuoyuyla paylaştığı verilere göre, “İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa” kampanyası kapsamında Mayıs 2025’e kadar tartılan 3 milyon kişinin %35’i fazla kilolu, %27’si ise obez olarak kaydedilmiş. Bakan Memişoğlu, elde edilen verilerin Türkiye’yi kilo fazlalığı açısından dünya genelinde en üst sıralara taşıdığını belirterek tablonun ciddiyetine dikkat çekerken toplumun yaklaşık %52-55’inin sağlıklı kilo aralığının dışında olduğunu ifade etmiş.

Obezite, bireysel bir sağlık sorunu olmaktan çıkıp dünya genelinde hızla büyüyen bir halk sağlığı krizi haline gelmiş durumda. WHO’nun en güncel paylaşımlarına göre, 2022 yılında dünya genelindeki her sekiz kişiden biri obezite ile yaşıyordu. Aynı yıl 18 yaş ve üzeri 2,5 milyar yetişkin fazla kilolu olarak sınıflandırılırken bu grubun 890 milyonu ise obezdi. Yani dünya yetişkin nüfusunun %43’ü fazla kilolu, %16’sı ise obez durumdaydı. Bu oranlar 1990 yılına kıyasla ciddi bir artışa işaret ediyor, çünkü obezite prevalansı yetişkinlerde iki katına, ergenlerde ise dört katına çıkmış durumda

Obezite artık sadece yüksek gelirli ülkelerin değil, düşük ve orta gelirli ülkelerin de büyüyen bir sorunu haline gelmiş durumda. Yapısal gıda eşitsizlikleri, fiziksel hareketsizlik ve sağlıklı tercihlere erişimin sınırlılığı gibi faktörler, bu küresel halk sağlığı krizini derinleştiriyor. 

ABD (%42,7), Şili (%39,7) ve Meksika (%36,9) ile birlikte Türkiye, dünyada obezitenin yaygın olduğu ülkeler arasında yer alıyor. Uzmanlar, yüksek obezite oranlarının kalp hastalıkları, diyabet ve diğer kronik sağlık sorunlarını artırdığına dikkat çekiyor.

Fiziksel aktivitenin arttırılması sadece bireysel değil toplumsal bir konu olup toplum tabanlı, çok sektörlü, multidisipliner ve kültürel yaklaşım gerektiriyor. Bu nedenle toplumun obezite ile mücadele konusunda bilgi düzeyini artırmak, yeterli ve dengeli beslenme ve düzenli fiziksel aktivite alışkanlığı kazanmasını teşvik etmek ve böylece ülkemizde obezite ve obezite ile ilişkili hastalıkların görülme sıklığını azaltmak gerekiyor.

Uzmanlar, özellikle Türkiye gibi hızla artan obezite oranlarına sahip ülkelerde bilinçli yaşam tarzı değişikliklerinin şart olduğunu,  televizyon izleme veya bilgisayarda geçirilen süre ve diğer oturma süresinin sınırlandırılmasının obeziteyle mücadelede önemli rol oynayacağını vurguluyor.

 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *