Konya
Kapalı
0°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,3629 %0.24
50,9662 %0.05
6.909,19 % 1,04
Ara

Güneşi Çağırma Vakti

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Bir şey gizemini yitirirse değerini de yitirir. Usulca önemsizleşir, kaybolur gider. Bütün gizlemleri yitirdiğimizde ise, mutsuzluk hâkim olur yaşantımıza. Küçük ve herhangi bir değeri olmayan, basit hazlarla mutlu olmaya çalışırız. Bu asla yeterli gelmez. Daha da acıkırız sevgiye, sevilmeye, huzurlu olmaya…

 

Eskiler bilir. Eskiden telefon kulübeleri vardı. Elimizde jetonlar, sıra beklerdik sevdiklerimizi aramak için. Kısacık konuşmalar yeterdi içimizdeki özlemi dindirmeye. Rahatlar, o kulübeden genellikle gülerek çıkardık. Bazen sevgilimizi arardık oradan. Buluşacağımız yeri teyit ederdik sadece. Utana sıkıla söylediğimiz kısık sesli “seni seviyorum” ile kapanırdı telefonlar. O sıralar, utanma denilen bir şey vardı zira.  Gerisi sevdaya kalırdı. Gelir mi gelmez demeden beklerdik. Bazen geç kaldı mı sevdiğimiz, aklımızdan yüzlerce kötü düşünce geçerdi. Çaresiz beklerdik. Sadece dua ederek beklerdik. Çünkü yapabileceğimiz başka hiçbir şey yoktu. Bir daha, beklerken çarpan kalbimizin sesini asla duyamayacağız. 

Şimdi her şey değişti. Sözüm ona teknoloji gelişti. Artık herkesin elinde cep telefonları var. Ama ne yazık ki arayacak kimsemiz yok. Bazen de konuşarak yitiriyoruz gizemi… Çok konuşmanın hiçbir manası yoktur. Asıl önemli olan verimli konuşmaktır. Değerli olan ne varsa yitirmeye koyulduk var gücümüzle. Cebimizde ağırlık yapıyor diye, gereksizce harcadığımız bozuk paralar gibi, harcar olduk güzel olan ne varsa. Her şey doymak, doyabilmek içindi artık. Acıkmadan yemek yiyenler gibi, zevk almaz olduk hayattan. Anlamlar, manalar kaybolup gitti. Geriye çıkarlar kaldı yalnızca. “Ben seni şu kadar seviyorum, sen de beni şu kadar seveceksin.” İşte bundan ibaret oldu bütün ilişkiler. Duygular kayıp. Mantık dağınık. Sadece çıkarlar var. Beklentiler var. Hırslar var. Gri bir hava var ruhlarımızın üzerinde. Güneş orada bir yerde biliyoruz. Bağıra çağıra, çığlık çığlığa çağırmak lazım güneşi. Başka çaremiz yok galiba…

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *