SON 30 YILIN EN ZOR TARIM SEZONU: 2025
2025 yılı, Türk tarımı için bir dönüm noktası değil; adeta bir kırılma yılı olarak tarihe geçecek.
Don, dolu, kuraklık, su kıtlığı, yangınlar… Ve Küresel iklim değişikliği artık evlerimizin kapılarını zorluyor. Ne yazık ki biz hâlâ bu sese kulaklarımızı tıkıyoruz.
Donla Başlayan Zincirleme Zararlar;
İlkbaharda yaşanan sert don olayları, daha meyve ağaçları çiçekteyken üreticiye büyük darbe vurdu.
Yaklaşık 40 ilde etkili olan zirai don, özellikle kayısı, fındık, üzüm, elma, kiraz, ceviz, erik, şeftali ve nektarin üretiminde ciddi kayıplara yol açtı.
Tarım ve Orman Bakanı’nın da açıkladığı gibi, bu yıl son 30 yılın en düşük sıcaklıkları kaydedildi. 2014’teki büyük don felaketinden sonra, tarihimizin en ağır don olayıyla karşı karşıya kalındığını ifade etti.
Don felaketinin ardından gelen aşırı yağışlar ekim takvimini bozdu, ardından çıkan orman yangınlarıyla üretici ikinci kez sarsıldı.
Yaz ortasında başlayan ve hâlâ süren şiddetli kuraklık ise son darbeyi vurdu.
TÜİK Bitkisel Üretim 2.Tahmini, 2025 yılı rakamlarına göre:
2025 yılı bitkisel üretiminde genel bir gerileme bekleniyor.
TÜİK tahminlerine göre, tahıl, sebze ve meyve üretiminde 2024’e kıyasla düşüşler dikkat çekiyor. Özellikle iklim koşulları, kuraklık, don ve sel gibi ekstrem hava olayları, üretim miktarlarını olumsuz etkiledi.
Tahıl Üretimi
Tahıl ürünlerinin 2025 yılında bir önceki yıla göre %12,4 azalarak yaklaşık 34,2 milyon ton olacağı öngörülüyor.
Buğday: %13,9 azalışla 17,9 milyon ton
Arpa: %25,9 azalışla 6 milyon ton
Çavdar: %20,9 azalışla 203 bin ton
Yulaf: %22,3 azalışla 303 bin ton
Mısır: %4,9 artışla 8,5 milyon ton
Kuru baklagillerde;
Nohut: 406 bin ton
Kuru fasulye: 247 bin ton
Kırmızı mercimek: 230 bin ton üretim bekleniyor.
Yumru bitkilerden patates üretiminin %13 azalarak 6 milyon ton olması bekleniyor.
Yağlı tohumlarda ayçiçeği üretiminin %17,6, soya üretiminin %17,4 azalış göstermesi öngörülüyor.
Şeker pancarı üretiminin de %4,1 azalarak 21,5 milyon tona düşeceği tahmin ediliyor.
Sebze Üretimi:
Sebze üretimi 2025’te %0,8 azalarak 33,3 milyon ton düzeyinde gerçekleşeceği tahmin ediliyor.
Bazı ürünlerde artış beklenirken bazıları gerileyecek:
Artış gösterenler: Karpuz (%8,3), kavun (%17,5), kuru soğan (%2,6)
Azalış gösterenler: Domates (%7,6), salçalık kapya biber (%6,3), taze fasulye (%8,3) Meyve Üretimi
Meyve, içecek ve baharat bitkileri üretiminin 2025’te %30,4 azalarak 19,8 milyon ton olacağı tahmin ediliyor.
Önemli düşüşler:
Elma: %48,3
Şeftali: %46,1
Kiraz: %70,6
Üzüm: %24,5
Zeytin: %34,7
Fındık: %38,5
Ceviz: %38,1
Antep fıstığı: %61,1
Turunçgillerde ise;
Mandalina: %7,1 artış
Portakal: %15,0 azalış
Limon: %34,8 azalış bekleniyor.
Muz üretimi de %1,6 oranında gerileyecek.
Genel Değerlendirme
2025 yılı, Türkiye bitkisel üretimi açısından zorlu bir yıl olarak öne çıkıyor. Tahıllardan meyvelere kadar birçok üründe ciddi düşüşler yaşanması hem üreticiyi hem de gıda piyasasını zorlayacak gibi görünüyor. Bu tablo, iklim değişikliğine karşı tarımsal planlamanın ve su yönetiminin önemini bir kez daha ortaya koyuyor.
Bu kayıplar yalnızca çiftçiyi değil, tüm toplumu da etkiliyor.
Tahıl üretimindeki azalma, gıda arzını ve fiyat istikrarını doğrudan tehdit ediyor.
Birleşmiş Milletlere göre Türkiye topraklarının %88’i çölleşme riski altında.
Dünya Bankası verileri ise su arzındaki %10’luk azalışın, GSYH’de %6 kayba yol açabileceğini ortaya koyuyor.
Su Krizi Kapıda;
Yağışlar geçen yıla göre ortalama %25 daha az gerçekleşti. Barajlardaki doluluk oranları ise alarm verdi:
Açıklanan verilere göre barajlardaki doluluk oranları Ankara’da %21, İzmir’de %41, Konya’da ise yalnızca %17,5'lar seviyelerine kadar geriledi.
Tahıl ambarımız Konya Ovası susuzluktan kavruldu.
Ege ve Trakya’da başlayan planlı su kesintileri, tüm ülkenin ortak sorunu oldu.
Narenciyede Rekor Düşüş;
Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği’nin 2025 Narenciye Rekolte Tahmin Raporu, tabloyu doğruluyor.
Limon, portakal ve mandalinada üretim geçen yıla göre ciddi oranda azaldı; özellikle limonda %35 civarında düşüş bekleniyor.
Bu durum, kış aylarında yüksek fiyatların kaçınılmaz olacağını gösteriyor.
Unutulan Gerçek Tarım Sigortası:
Yaşanan afetlerin ortasında en az konuşulan konu, tarım sigortası bilincinin düşüklüğü.
Don da vursa, dolu da yağsa, kuraklık da gelse; üretici çoğu zaman sigortasız.
Taksim’e kayıtlı üretici sayısı hâlâ yetersiz.
Artık köklü önlemler şart:
Su yönetimi baştan aşağı yeniden yapılandırılmalı,
Bölgesel kuraklık eylem planları uygulanmalı,
Tarımsal destekler iklim riskine göre yeniden tasarlanmalı,
Sigorta sistemi yaygınlaştırılmalı,
İklime dayanıklı, suyu az tüketen ürün çeşitlerine geçilmeli.
Su Kıtlığı: Göz Ardı Edilemez Bir Gerçektir.
Türkiye, Akdeniz Havzası’nda yer aldığı için iklim değişikliğinin en sert etkilerini hissediyor.
Bugün kişi başına düşen yıllık yenilenebilir su miktarı 1339 m³ civarında.
2030’da nüfusun 100 milyona ulaşmasıyla bu miktar 1000 m³’ün altına düşeceği ve Türkiye’nin “su kıtlığı yaşayan ülkeler” arasına gireceği tahminleri yapılıyor.
2025, son 55 yılın en şiddetli kuraklığına sahne oldu.
Bugün yaşadıklarımız acı bir gerçektir.
Eğer bu gerçeği anlayamaz ve tarımı cazip hâle getiremezsek, yalnızca kırsal değil; şehirler de gıda güvencesizliğiyle karşı karşıya kalacaktır.
Üretim gücümüz var ama değer yaratma konusundaki eksiklerimiz hala devam ediyor.
İtalya, bizden daha az üretmesine rağmen markalaşma ve tanıtımla tarım ürünlerini dünyaya bir sanat gibi sunuyor.
Bizim de aynı vizyonla hareket etmemiz şarttır.