Konya
Parçalı bulutlu
11°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,8950 %0.23
52,8913 %-0.09
6.966,26 % 1,07
Ara

SON 30 YILIN EN ZOR TARIM SEZONU: 2025

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

2025 yılı, Türk tarımı için bir dönüm noktası değil; adeta bir kırılma yılı olarak tarihe geçecek.

Don, dolu, kuraklık, su kıtlığı, yangınlar… Ve Küresel iklim değişikliği artık evlerimizin kapılarını zorluyor. Ne yazık ki biz hâlâ bu sese kulaklarımızı tıkıyoruz.

Donla Başlayan Zincirleme Zararlar;

İlkbaharda yaşanan sert don olayları, daha meyve ağaçları çiçekteyken üreticiye büyük darbe vurdu.

Yaklaşık 40 ilde etkili olan zirai don, özellikle kayısı, fındık, üzüm, elma, kiraz, ceviz, erik, şeftali ve nektarin üretiminde ciddi kayıplara yol açtı.

Tarım ve Orman Bakanı’nın da açıkladığı gibi, bu yıl son 30 yılın en düşük sıcaklıkları kaydedildi. 2014’teki büyük don felaketinden sonra, tarihimizin en ağır don olayıyla karşı karşıya kalındığını ifade etti.

Don felaketinin ardından gelen aşırı yağışlar ekim takvimini bozdu, ardından çıkan orman yangınlarıyla üretici ikinci kez sarsıldı.

Yaz ortasında başlayan ve hâlâ süren şiddetli kuraklık ise son darbeyi vurdu.

TÜİK Bitkisel Üretim 2.Tahmini, 2025 yılı rakamlarına göre:

2025 yılı bitkisel üretiminde genel bir gerileme bekleniyor.

TÜİK tahminlerine göre, tahıl, sebze ve meyve üretiminde 2024’e kıyasla düşüşler dikkat çekiyor. Özellikle iklim koşulları, kuraklık, don ve sel gibi ekstrem hava olayları, üretim miktarlarını olumsuz etkiledi.

Tahıl Üretimi

Tahıl ürünlerinin 2025 yılında bir önceki yıla göre %12,4 azalarak yaklaşık 34,2 milyon ton olacağı öngörülüyor.

Buğday: %13,9 azalışla 17,9 milyon ton

Arpa: %25,9 azalışla 6 milyon ton

Çavdar: %20,9 azalışla 203 bin ton

Yulaf: %22,3 azalışla 303 bin ton

Mısır: %4,9 artışla 8,5 milyon ton

Kuru baklagillerde;

Nohut: 406 bin ton

Kuru fasulye: 247 bin ton

Kırmızı mercimek: 230 bin ton üretim bekleniyor.

Yumru bitkilerden patates üretiminin %13 azalarak 6 milyon ton olması bekleniyor.

Yağlı tohumlarda ayçiçeği üretiminin %17,6, soya üretiminin %17,4 azalış göstermesi öngörülüyor.

Şeker pancarı üretiminin de %4,1 azalarak 21,5 milyon tona düşeceği tahmin ediliyor.

Sebze Üretimi:

Sebze üretimi 2025’te %0,8 azalarak 33,3 milyon ton düzeyinde gerçekleşeceği tahmin ediliyor.

Bazı ürünlerde artış beklenirken bazıları gerileyecek:

Artış gösterenler: Karpuz (%8,3), kavun (%17,5), kuru soğan (%2,6)

Azalış gösterenler: Domates (%7,6), salçalık kapya biber (%6,3), taze fasulye (%8,3) Meyve Üretimi

Meyve, içecek ve baharat bitkileri üretiminin 2025’te %30,4 azalarak 19,8 milyon ton olacağı tahmin ediliyor.

Önemli düşüşler:

Elma: %48,3

Şeftali: %46,1

Kiraz: %70,6

Üzüm: %24,5

Zeytin: %34,7

Fındık: %38,5

Ceviz: %38,1

Antep fıstığı: %61,1

Turunçgillerde ise;

Mandalina: %7,1 artış

Portakal: %15,0 azalış

Limon: %34,8 azalış bekleniyor.

Muz üretimi de %1,6 oranında gerileyecek.

Genel Değerlendirme

2025 yılı, Türkiye bitkisel üretimi açısından zorlu bir yıl olarak öne çıkıyor. Tahıllardan meyvelere kadar birçok üründe ciddi düşüşler yaşanması hem üreticiyi hem de gıda piyasasını zorlayacak gibi görünüyor. Bu tablo, iklim değişikliğine karşı tarımsal planlamanın ve su yönetiminin önemini bir kez daha ortaya koyuyor.

Bu kayıplar yalnızca çiftçiyi değil, tüm toplumu da etkiliyor.

Tahıl üretimindeki azalma, gıda arzını ve fiyat istikrarını doğrudan tehdit ediyor.

Birleşmiş Milletlere göre Türkiye topraklarının %88’i çölleşme riski altında.

Dünya Bankası verileri ise su arzındaki %10’luk azalışın, GSYH’de %6 kayba yol açabileceğini ortaya koyuyor.

Su Krizi Kapıda;

Yağışlar geçen yıla göre ortalama %25 daha az gerçekleşti. Barajlardaki doluluk oranları ise alarm verdi:

Açıklanan verilere göre barajlardaki doluluk oranları Ankara’da %21, İzmir’de %41, Konya’da ise yalnızca %17,5'lar seviyelerine kadar geriledi.

Tahıl ambarımız Konya Ovası susuzluktan kavruldu.

Ege ve Trakya’da başlayan planlı su kesintileri, tüm ülkenin ortak sorunu oldu.

Narenciyede Rekor Düşüş;

Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği’nin 2025 Narenciye Rekolte Tahmin Raporu, tabloyu doğruluyor.

Limon, portakal ve mandalinada üretim geçen yıla göre ciddi oranda azaldı; özellikle limonda %35 civarında düşüş bekleniyor.

Bu durum, kış aylarında yüksek fiyatların kaçınılmaz olacağını gösteriyor.

Unutulan Gerçek Tarım Sigortası:

Yaşanan afetlerin ortasında en az konuşulan konu, tarım sigortası bilincinin düşüklüğü.

Don da vursa, dolu da yağsa, kuraklık da gelse; üretici çoğu zaman sigortasız.

Taksim’e kayıtlı üretici sayısı hâlâ yetersiz.

Artık köklü önlemler şart:

Su yönetimi baştan aşağı yeniden yapılandırılmalı,

Bölgesel kuraklık eylem planları uygulanmalı,

Tarımsal destekler iklim riskine göre yeniden tasarlanmalı,

Sigorta sistemi yaygınlaştırılmalı,

İklime dayanıklı, suyu az tüketen ürün çeşitlerine geçilmeli.

Su Kıtlığı: Göz Ardı Edilemez Bir Gerçektir.

Türkiye, Akdeniz Havzası’nda yer aldığı için iklim değişikliğinin en sert etkilerini hissediyor.

Bugün kişi başına düşen yıllık yenilenebilir su miktarı 1339 m³ civarında.

2030’da nüfusun 100 milyona ulaşmasıyla bu miktar 1000 m³’ün altına düşeceği ve Türkiye’nin “su kıtlığı yaşayan ülkeler” arasına gireceği tahminleri yapılıyor.

2025, son 55 yılın en şiddetli kuraklığına sahne oldu. 

Bugün yaşadıklarımız acı bir gerçektir.

Eğer bu gerçeği anlayamaz ve tarımı cazip hâle getiremezsek, yalnızca kırsal değil; şehirler de gıda güvencesizliğiyle karşı karşıya kalacaktır.

Üretim gücümüz var ama değer yaratma konusundaki eksiklerimiz hala devam ediyor.

İtalya, bizden daha az üretmesine rağmen markalaşma ve tanıtımla tarım ürünlerini dünyaya bir sanat gibi sunuyor.

Bizim de aynı vizyonla hareket etmemiz şarttır.

Yorumlar
Z
Ziyaretçi 4 ay önce
Türkiye ve diğer ülkelerin iklim koşullarını gözlemlediği halde hâlâ iklim değişikliği diyebilen birisi ya cahildir, ya da birilerinin emellerine hizmet etmek için özel seçilmiştir. İklim değişikliği denilen yalan sadece Türkiye’yi kuraklaştırıyor iken arap ülkelerine neredeyse her gün yağış bıraktırıyorsa, avrupa ülkelerinde mevsim gereği kar yağıyorsa burada ilahi değil insani bir elin müdahalesini aramak lazımdır. Bunu görmemek körlükten öte bir olgudur. Gerçekleri Allah için dile getirelim.
BEĞENME
0
CEVAPLA