BAHARI GÖRMEDEN, YAZ GELDİ GEÇTİ
Kara talihimden yine bu yılda
Baharı görmeden, yaz geldi geçti,
İşte gençlerimizin ruh hali.
Çocuklarımız gençliklerini yaşayamadılar mı?
Yoksa gençlerimizin Gençliklerini yaşatmadık mı?
Onlara ne yaptığımızın farkında mıyız acaba?
Onları öylesine hırpaladık ve öylesine çaresiz bıraktık ki genç yaşlarında çocuklarımıza büyük yaşların yorgunluğunu yaşattık.
Çocuklarımıza gençliklerini yaşatmadık sınavlarla onları boğduk.
Bir başka yanlışı yine onlar üzerinde uyguladık.
Sınavlardaki gençlerin başarısı ile her şeyin yola gireceğini sandık.
Oldu mu?
Oldu da Tam tersi oldu.
Peki yorulan yıpranan sadece çocuklarımız mı?
Başta anne babalar kendilerine dünyayı zindan ettiler
Bu yüzden çok ama çok yorulduk.
Ekonomik sıkıntılar, İşsizlik, liderlerin siyasi didişmeleri, tabii felaketler, kadın cinayetleri, gelecek endişesi, terör, elektrik su doğalgaz faturaları bizi insanlığımızdan bezdirdi
En kısa zamanda üzerimizdeki bu baskılardan kurtulmamız gerekiyor dersem sizde haklı olarak
Bu nasıl gerçekleşecek dersiniz.
Bugüne kadar bunları yapıkta ne oldu?
Başarılı çocuklarımızı ülkemizde tutabildik mi?
Türkiye'yi Dünya liderimi yaptık?
Tabi ki hayır hayır.
Tüm bu yanlışları yapmayın diyenleri hangi anne baba,
Hangi siyasetçi ciddiye aldı?
Hep bizi düzlüğe çıkaracağını söyleyenler bizi bu kadar yorar mı?
Bu yanlışlarla bizi yoranlar, sadece bizi değil kendilerini de yorduklarının farkındalar mı?
Çocuklarımızı biraz da yormadan mutlu etmeyi öğrensek olmaz mı?
Çocuklarımıza eziyet çektirmeyi marifet sanıyoruz ama bunun bile farkında değiliz.
Bunları neden yapıyoruz?
Ben okumadım o okusun, ben yemedim o yesin, ben görmedim o görsün, ben gezmedim o gezsin. Benim çocuğum en iyi okul bitirmeli.
Tabi ki bunları hep iyi niyetle yapıyoruz.
Her şeyi senin için yapıyoruz diye çocuklarımızı yarış atı gibi yetiştiriyor sonra da kendi istediğimiz mesleği onlara dayatıyoruz.
Bunların suçlusu gençler mi, onları ve halkımızı bu noktaya getirenler ve onların yarattıkları koşullar mı yoksa birbirimizi ve özellikle de gençlerimizi yorma konusunda birbirimizle yarışan hepimiz miyiz?
İsterseniz gelin beraber bir özeleştiri yapalım!
İçimizde öyle ya da böyle, bunu yapmayanımız var mı?
Maalesef yok.
Kendimizde hiç hata görmez
Hep başkalarında hata ararsak
Tabi ki bir adım ileri gidemez doğruyu bulamayız.
Bu konuda elbette devlete, kurumlara, sivil toplum örgütlerine, medyaya ve en önemlisi de üniversitelere çok önemli görevler düşüyor.
Peki ya onlar da aynı biz gibiyse, ne olacak bu toplumun halı?
Bu konuda olumlu yönde atılacak her adım zincirleme olarak tüm ülkeyi etkisi altına alabilir. Önemli olan bu adımı başkalarından bekleme yerine ya da kurtarıcıyı uzaklarda arama yerine bizzat kendimizin bu işe soyunması en doğru olan değil mi?
Herkes kapısının önünü temiz tutarsa, mahalle temiz olmaz mı!..
İşte bu noktada bu ülke için çalışan geleceği için mücadele edenlere köstek değil destek olalım yeter!
Bu konuda mücadele verenlere, heyecan duyanlara destek verelim yeter!
Onlar mutlu olduğunda kendimizin de mutlu olacağını düşünelim yeter!..
Bunu başarabilirsek zaten gerisi kendiliğinden gelecektir.
Her şeyin, hepimiz için daha iyi olmasını istiyorsak, yorgunluğa, çaresizliğe, yılgınlığa düşmeden taşın altına elimizi koymalı, eleştiren değil destekleyen olmalıyız dersem siz ne dersiniz?
Gençlik bahar, ihtiyarlık ise kışa benzer Öyle bir kış ki, arkasından bahar gelmeyecek.
Firdevsî