Konya
Açık
1°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,1049 %0.07
51,3201 %0.16
7.383,45 % 0,38
Ara

HACI KİŞİ?Yİ UĞURLARKEN-1

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Sene 1963. İlkokulu bitirince bir müddet köyümde okuduktan sonra Ba­bam hıfza çalışmam için Bozkır’a götürdü. Birkaç ay sonra talebeler arasında hızla yayılan, dilden dile dolaşan bir söz: “Hacı kişi hacdan gel­miş”. O za­man hacca gidenler parmakla gösterilecek kadar az ve kıymetli, çok önemli bir hadise.

Gerçek adı Abdullah’mış ama O, “Hacı Kişi” diye maruftu. İsminin de biraz dikkat çekici olması hasebiyle, bende hayret ettim ve bu insanı gör­mek için içimde büyük bir arzu başladı.

 Nihayet bizden kıdemli birkaç talebe ile bir ikindi vakti evine gidip, hurmasını yedik, zemzemini içtik. O mübarek yerlerden getirdiği bir avuç kumu bizlere gösterişini hiç unuta­mam. Ayrıca Kâbe’nin kapısının temizlik maksadıyla açık olduğu bir za­manda, Burdur’lu bir hafızın (Rahmetlinin cenazesinde bu muhterem ha­fızla tanışmak nasip oldu), kendine omuz verip kaldırması sayesinde,    içe­riye nasıl girdiğini, orada nasıl namaz kıldığını ve sanki gözü açıklardan daha detaylı bir şekilde, Kâbe’nin iç mekânını anlatışını hiç unutamam.

Daha sonra bol bol tanışmak ve konuşmak mümkün oldu. Bizim oku­du­ğumuz kursa gelir, dersini erken okuyanlarımız ona bir sahifeyi birkaç defa okurduk, o da ezberlerdi. Anlattığına göre delikanlılık çağına kadar gözleri görürmüş.

 Bir rahatsızlık sonucu görme zaafiyeti başlayınca, ameli­yat için İstanbul’a götürmüşler ve ameliyat ettirmişler. Fakat ameliyat son­rası görme melekesini tamamen kaybetmiş. Allah bir kişinin bir duyusunu, bir organını aldı mı, başka organlarının hassasiyetini artırırmış.

 Gerçekten bunu Hacı Kişi’de görmek mümkündü. Ömründe bir defa sohbet ettiği ve sevdiği bir kişiyi, aylar hatta seneler sonra sesini duysa tanırdı. Elini eline alsa hissederdi. Biz kendisini zaman zaman bu hususta imtihan ederdik ve O imtihanı devamlı kazanırdı. Bu fehmi, bu azmi ve feraseti sayesinde ca­misine gider, çarşıda gezer, hatta evinin tamirat ve tadilat işlerini kendi yapardı. Biz buna defalarca şahit olmuştuk.

Hacı Kişi’nin en büyük özelliği, çok iyi bir hafız olması ve gönül er­ba­bından olması idi. Bu günkü bilgisayarlar misali Kur’an-ı Mübini hafıza­sına öyle yüklemişti ki, falan cüzün falan sayfası desen veya misal olarak 357. sayfayı oku desen hemen okumaya başlardı.

 Bir ayet numarası versen, bir ayetten bir tek kelime söylesen okurdu. Bir sayfanın son ayetini söyle­sen bile yukarıya doğru okur, hatta manâ ve mealini bile söylerdi. Çoğu ayetlerin nüzül sebebini de anlatırdı. Rahmetlinin bu halini gören, Kur’an’ın ne büyük mucize olduğunu daha iyi anlardı.

Bu meziyetleri saye­sinde, üç senesi İplikçi Camiinde benimle beraber olmak kaydıyla, sene­lerce resmi görev yapmış, değişik camilerde mukabeleler okumuş, hele hele Kapu camiinde mübarek Ramazanlarda senelerce sahur mukabelesi oku­muş ve Orada hatimle namaz kıldıran değerli imam kardeşlerimin arka­sında “fatihlik” yapmıştır. Nev’i şahsına münhasır sesi ve tavrıyla temayüz etmiş bir zat idi.

Hacı Kişi aynı zamanda gönül erbabı idi. Cahilce ve bilinçsizce ol­mamak kaydıyla tasavvuf deryasında yüzerdi. Çok ince ve rakîk bir gönlü vardı. Hafı­zasında binlerce beyit ve şiirler vardı. Kendisi de çok güzel şiir­ler yazmış, kitap haline getirilmiştir. Şiirleri gerçekten samimi ve etkileyici idi. Hele hele kendisi okuduğu zaman. Çünkü makamlara aşina olduğu için hakkını vererek, usül ve kaidesine uyarak okurdu.

Türk sanat mûsıkısinin hayranı idi. Zaman zaman oturur, sohbet ederdik de: “Aman aramızda ham ervah olmasın” der, bağnaz ve hoşgörüsüz kişilerden çekinirdi. Hacı Kişiye aramızdan hiç     ayır­mayacak, gönlümüzden hiç çıkarmayacak, her manevi ve bediî mecliste ara­mızda dolaştıracak, hatırlatacak bir ilâhisi vardı.

Günü­müzde bile sık sık te­rennüm edilen, Resûlullah’a olan büyük iştiyakın teza­hürü olan, zevkle dinle­nen fevkalâde bir eser olan bu güzel ilâhisini oku­maya başladı mı, gözlerin­den yaşlar akar, Resûlullah’a karşı olan sevgi ve muhabbeti dile gelirdi.

Gül yüzünü rüyamızda Gürelim ya RESULALLAH Gül bahçene dünyamızda Girelim ya RESULALLAH

Sensin gönüller sultanı Getiren yüce Kur'anı Uğruna tendeki canı Verelim ya RESULALLAH

Yorumlar
Z
Ziyaretçi 3 ay önce
Teşekkür ederiz bir de Rahmete vesile olması için kabrini yerini lutfetsenizde ziyaret etsek inşa Allah
BEĞENME
0
CEVAPLA