Konya
Parçalı az bulutlu
7°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,6337 %0.27
51,6013 %-0.2
6.704,43 % 0,27
Ara

MUSTAFA KONYALI’YI KAYBETTİK

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Bunan on-on iki gün önce arkadaşım Adnan BAŞKÖSE telefon açtı; ‘Ağabey sana bir haber gönderdim telefonuna bakar mısın?’ dedi.

Baktım! Mustafa KONYALI’nın yaşantısını evini gösteriyordu. Metin TEMİZ arkadaşımız bu röportajı yapmış.

Mustafa Konyalı’nın eşi Alzheimer hastası. Görüntülere bakınca ev perişan. Her taraf her yerde. Görüntüler beni yaraladı.

Mustafa Bey, zorda olsa yürüyerek çarşıya gelir, (Şems civarından) ekmeğini alır. Elinde de 2-3 tane elma, armut görürdüm. B gözlemim yaklaşık bir-bir buçuk ay öncesine dayanır.

Mustafa Bey’e selam verir geçerdim. Yürüyüşündeki yavaşlığı ve zorluğu görünce üzülürdüm.

Şems civarındaki bir esnaf arkadaşıma sorduğumda evet Mustafa amca yaşlı ve hasta demişti. Hatta iki üç evladı olduğunu ifade etmişti. Emin olmamakla bir evladının da polis olduğunu beyan etmişti.

Metin Temiz arkadaşımız yaptığı röportajda Mustafa Beyin yüzünün sol tarafı şişti. Her halde bir diş iltihabı problemi vardı.

Röportaj yapılırken Mustafa Bey eve sonradan geldi. Oturduğu ev asansörlü değildi. Kollarına girilerek evine zor çıkarıldı. Evin durumu malum, bahsetmiştim.

Yani Mustafa Konyalı ve eşinin ivedi bakıma ihtiyacı vardı.

Şems civarındaki arkadaşım bu röportajdan sonra Mustafa Bey ve eşinin Huzur Evine kaldırıldığını söyledi. Çok mutlu oldum…

Sonradan öğrendim ki, Sayın Valimiz Yakup Canbolat bey konuyla ilgilenmiş ve Mustafa Konyalı ve eşinin huzur evine yatırılmalarını temin etmişti.

Bunları bir yazıya dökeyim dedim. Konya Postası editörü Hüseyin KARA beye söyledim. Oda iyi olur dedi.

Öyle ya Zeki Müren, Müzeyyen Senar gibi ünlü sanatçılara konuyla eşlik etmişti. Mustafa Beyi ben, ‘Gabak mı yidin balcan mı? Öylemi oynanır hay yallı’ türküsüyle tanımıştım. Ne türküleri vardı. Mesela; ‘Hocamın evleri’ gibi…

20 Kasım öğleden sonra alışveriş için çarşıdaydım. Arkadaşım Adnan BAŞKÖSE telefonla aradı. Mustafa KONYALI’nın vefat ettiğini söyledi.

Bana sağlığında, sağlığını yazmak nasip olmadı, vefatından sonra yazmak nasıp oldu.  

Mustafa Konyalı’nın yaşı 86… Rıza Konyalı ile ağabey kardeşler. Hangisi büyük bilmiyorum. Bir ara araları limoni idi…

Milli Güvenlik dersi lise müfredatında iken, öğrencilerime bir yerde Huzurevleri, bakımevleri artıyorsa aile çöküyor demektir demiştim. 2012’de devlet bindiği dalı kesip, milli güvenlik dersini kaldırdı.

Mustafa Konyalı’yı sağlığında yazmayı kafama planladığımda Huzur evlerini de gündeme getirecektim.

Eveet. İnsan yaşlanınca, birilerinin bakımına muhtaç olarak yaşamaya başlayınca… Ya o birileri bakmıyorsa… İşte huzurevleri bir nimet oluyor.

Eskinin anne ve babasıyla aynı evi paylaşan gençlerimiz aklıma geldi. Yaşlı dede ve neneye oğulları, gelinleri veya kızları damatları bakardı. Aile içindeki genç çift arasındaki ufak tefek geçimsizlikler anında ebeveynler tarafından çözülürdü. Şimdiki gibi mahkemeler boşanma davalarıyla yoğun biçimde meşgul edilmezdi. Ailenin bir asaleti vardı. Bırakın anne-babayı genç evliler muhtaç komşularına bile bakardı.

İçimden Mustafa Konyalı’yı yazmayı geçirirken, ‘Geçti sevdalarla ömrüm, ihtiyar oldum bugün’ dizelerini de dile getirecektim.

Mustafa Konyalı’yı ebedi mekanına uğurladık. Uğurladık uğurlamasına da içimde burukluk kaldı.

Kendi yaşlılığımda gözümün önüne geldi.

Hassas ve titiz insanım… Ve elimi açtım, biraz gözlerim nemli, ‘Yarabbi beni senden başka kimseye muhtaç etme’ diye el açtım.

İki evladım var. Bana bakacaklarından hiç endişem yok. Endişem benden. Evladıma bile yük olmak istemem.

Rabbim hepimize hayırlı ömürler, hayırlı ölümler nasip etsin.

Ömründe ölümünde hayırlısı ne ise rabbim nasip etsin.

Hani demişler ya ‘malda yalan, mülkte yalan, var birazda sen oyalan…’

Oyalanması biten göçüp gidiyor.

Etrafımıza bakalım. Sıkıntı içinde olanlara maddi manevi yardımı esirgemeyelim. İnsan olanın özelliği de bu değil mi?

Kalın sağlıcakla…

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *