Konya
Parçalı az bulutlu
7°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,6337 %0.27
51,6013 %-0.2
6.704,43 % 0,27
Ara

İSTİDAT ? KABİLİYET

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
 

Hep âb-ı hayat versen söğüdün meyvesi yok

Aslâ hasır kamışı kimseye şeker vermez

Kabiliyetsizlere öğüdün faydası yok

Ne söylesen anlamaz mânâya değer vermez

                                                    Veysel Öksüz

 

Büyük insanlar kabiliyetli insanlardır ama onları sa­dece kabiliyetleri bü­yük yapmamıştır. Azim, gayret, sabır ve çalış­maları onları öne çıkarmıştır. Meşhur Edison’un: “dehanın % 99’u çalışmadır”([1]) sözü bunun beyanıdır. Yani hem istidat ola­cak, hem çalışma olacak, biri olmazsa tek kanatlı kuş gibi olur ki, uçamaz, yükselemez, maksud-ı menziline ulaşamaz. Onun için şâir şöyle diyor:

 

Kabiliyettir husul-ü matlabın sermâyesi,

Elde istidat olunca kâr kendini gösterir!

 

“Kişinin arzu ve idealine kavuşabilmesinin sermayesi kabiliyettir. İsti­datlı kişiye emek çekilince, hemen semeresi (kârı-meyvesi) kendini gösterir.”

“Altının kıymetini de sarraf bilir.” Osmanlı bu hu­susta sar­raf misali kabi­liyetli ve istidatlı kişileri tespit ve takdir husu­sunda kompetan insanlarmış. Bugün onun bu hasletine Avrupalı da hayranlık duymaktadır. Seçip En­de­run’da yetiştirdiği Müslim ve gayri Müslim çocukları, dünya çapında insanlar olmuşlar, tarihte nam ve şan bı­rakmışlardır.([2])

Bugün hayran olduğumuz Avrupalının tek özelliği de budur, yani dedele­rimizin yaptığı gibi kabiliyetleri tespit edip, onlardan faydalanmak. Bizden daha akıllı değiller, daha çalışkan değiller, daha dürüst değiller, hiçbir farklı özellikleri yok, sadece dedele­rimizi örnek almışlar, cü­rufla değil cevherle uğraşıyorlar, isti­datları keşfedip, on­lardan faydalanıyorlar. Şairlerimizin de­diği gibi:

 

Altun ile mizanda bir gelse de seng

Sıklette bir olmak ile, kıymette bir olmaz    

                                                 İbni Kemal

 

“Altında ağır, taş da. Ama aynı ağırlıktaki altın ile taş aynı kıymette ol­maz.”

Meşhur Hattat Hamdullah’ın kabiliyeti bir köpeğe muska yazması ile Şehzade Beyazid’in dikkatini çekmiş, yazısının güzelliğine hayran olmuş, onu aratıp buldurmuş ve böylece bir kabiliyet ortaya çıkmıştır.([3])  

Hattatların üstadı mesabesindeki Mehmet Esad Efendi sağ kolu inmeli (felçli) imiş. Gençliğinde Şeyhü­lislâm Veliyyüddin Efendiye hat öğrenmek üzere müracaat eder o, sağ eli felçli olunca ilgilenmek istemez ve Hattat Dedezade Mehmet efendiye havale eder. Sonunda bu genç Yesarî lakaplı([4]) fevkalade bir hattat olunca Şeyhülislâm: “Hak Teâlâ bizim gururumuzu kır­mak için bu genci böyle kabiliyetli yaptı” diye hayıflanır­mış.([5])

Alevi dede çalıp söylüyormuş. Kadınlardan biri çocu­ğunu alıp gelmiş ve hayran hayran demiş ki; “Dede şunun ağzına bir tükürsen de bu da senin gibi çalıp söyleyen biri olsa” Dede şöyle demiş: “Bunun mayasında yoksa değil ağzına tükürmek, …   yine olmaz.”

İran Şahı bir şiir yazar ve şâir Kânî’ye okur. Kânî doğru bir şairdir bir işe yaramaz deyince zindana atılır. Bir müddet sonra çağırır ve “sen zindanda iken ben şiir kabiliyetimi geliştirdim, bak bir de şu şiirimi dinle” der ve okur, nasıl bulduğunu so­runca Şâir; “ben zindana geri dönüyorum” der.

 

Ne ta’lim ü taallümden, ne hôd üstaddan gördüm

Ne gördümse felekde feyz-i istîdattan gördüm           

                                                                  Sabrî  

Âdeme âdem gerektir âdem etsin âdemi

Âdem âdem olmayınca âdem netsin âdemi»

                                                                  Ziyâ Paşa

 

Dipnotlar:

1- İbrahim Refik, “Kültürde Dirilmek”,  TÖV Yay. İzmir, 1998, s. 151.

2 - Michel Herbeer’in Anıları, “Osmanlıda Bir Köle”, 1585-1588, Çeviren Türkıs Noyan,

 Kitap Yayınevi, İst. 2003. s. 292.

3 - İskender Pala, “Kırklar Meclisi”, Kapı Yay. İst. 2004, s. 41.

4 - Arapça’da; yemin sağ, yesar sol demektir. Yesarî; sol elini kullanan, Sol eliyle yazan anlamınadır.

5- İskender Pala, “Kırk Ambar", Kapı Yay. 2. Bas. 2008 İst. s. 35.

 

 

 

 

 

 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *