Konya
Parçalı bulutlu
9°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
50,1609 %0.22
55,9558 %-0.57
6.505,83 %-1.37
AKŞEHİR’İN VİLAYET OLMA HAKKI

AKŞEHİR’İN VİLAYET OLMA HAKKI

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Bir insan, bazen istemeye istemeye konuşmak zorunda kalabilir. Peki, bir insan gönülsüz yazabilir mi? Yazarsa neden yazar?

Şiarım, “Sözü söyle alana, kulağında kalana!” atasözüdür. Zira o zaman söz kıymet kazanır.

Beni gönülsüz yazamaya mecbur eden nedir bilir misiniz? Biraz uzun ama yazacağız dedik bir kere…

Rahmetli dedemin duvarından indirmediği bir fotoğrafı vardı. Aralarında, dedem ve Akşehir eşrafından birkaç kişi ile zamanın Cumhurbaşkanı Merhum Celal Bayar’ın yer aldığı fotoğraf. Herhalde doğduğum yıllarda çekilmiş bir fotoğraf.

Bu fotoğraf karesi benim için önemli, bu tür konularda dedeme soru soramazdık. Genellikle Rahmetli ninemden bilgi alırdık. Pek fazla bir şey bilmezmiş, amma Akşehir’in vilayet olması talebini ve aynı kullanılan gölün sıkıntılarının giderilmesi için cumhurbaşkanını ziyarete gittiklerinde bu fotoğrafı çektirmişler.

Dedim ya gönülsüzüm. Araya sıkıştırayım. Dedem rüştiye mezunu, kolu manşetli beyaz gömlek giyen, okumayı seven biriydi.

Niçin gitmişler? Akşehir’in vilayet yapılması va aynı zamanda gölün problemlerinin çözümü… Gölün ne problemi vardı sormaya gerek yoktu, zira o problemin tam ortasında yaşayan bir ailenin çocuğuydum.

Şu sakız hikâyesi var ya sakız…

Akşehirlinin vilayet olma meselesi de göl meselesi de o...

Haydi, benden hatırlatma olsun. Cemal Bayar, yani Merhum Menderes döneminde Adıyaman, Nevşehir ve Sakarya vilayet olmuş. O da, iktidarın muktedir olmaya çalıştığı bir zamanda.

Haydi,  bir de kanaat: Çok partili hayata geçtikten sonra, sağ olarak tabir edilen milliyetçi, maneviyatçı, mukaddesatçı iktidarlar 21 Ekim 2007 referandumuna kadar muktedir olamadılar. İtiraz edebilirsiniz. Dediğim gibi, benimki kanaat... 

 1960’lı yılların başında Akşehir’in vilayet olması söz konusu olunca, genel başkan olmayan efsane siyasetçi Kasım Gülek’in karşılanması sırasında gençler onun otomobilini havaya kaldırmış…

Sonra da üç beş yıl arayla geniş heyetler ve konvoylarla Ankara’ya TBMM ziyaretleri…

Ben de o ziyaretlerin ikisinde bulundum. İlkinde Merhum Demirel, diğerinde Mesut Yılmaz Başbakan. Birincisinde cuma günü namaza yakın bir zaman, Demirel’in cumaya gitme saatine yaklaşık on beş dakika kala bir ziyaret; ikincisinde de heyetimizin kabulünün epeyce geciktiği ziyaret.

Her iki ziyarette de her siyasi görüşten ve partiden müteşekkil bir kalabalıkla tutmuştuk Ankara yolunu. Tabiî ki başımızda da Nasreddin Hoca.

Oldum olası, kalabalıkların mobilize edilmesinden çekinirim. Riya ve tabasbus ortaya çıkabilir. O tür kalabalıklarda hak, istismarın gölgesinde kalabilir, hatta tamamen kaybolabilir. Doğrusu o ziyaretlerde Akşehirlinin emeğinin de, enerjisinin de zamanının heder edildiğini düşünürüm. Memnun kalan, bir avuç partizandır. Elbette bir yörenin çörekçileriyle börekçileri…

Daha başka vilayet olma konusunda hiçbir neticesi olmayan ne ziyaretler, ne ziyaretler…

Ziyareti tersten okuyorum. Bilisiniz, bunu zaman zaman yaparım. Ben hatırlamıyorum, hatırlayan varsa lütfen söylesin. Aklım erdiğinden bu yana Akşehir’i ziyaret eden Cumhurbaşkanı yok. Başbakan olarak ise, 1977’de Meclisten güvenoyu alamayan Merhum Bülent Ecevit…î

Sakız çiğnemeye devam.

Büyükşehir yasasının hazırlık ve kabulü sırasında yasayı okuyup anlamaya çalışmıştım.

Günlerden bir gün, dershanedeki çalışma odama çok sevdiğim, aklı başında bir hukukçu ve o zamanda il genel meclisi üyesi olan öğrencim girdi.

Zaman zaman milletimiz ve ülkemizin meselelerini konuşmaktan, tartışmaktan mutlu olduğum, bu konuda kendisine itibar ettiğim öğrencime yer gösterdim. Çayını ısmarladım. Kapasitemiz kadar beyin fırtınası yapacağız. O söyleyecek ben gerekçemi sunacağım; ben söyleyeceğim o gerekçesini sunacak. Öğretmen öğrenci ilişkisinin oluşturduğu anlayış içinde o itirazlarını yumuşak sözle sunacak; bense dobra dobra…

Gözleri pırıl pırıl… Hâl hatır faslından sonra:

“Büyükşehir yasası çıktı. Hocam gözünüz aydın! Akşehir vilayet oluyor.” diye girdi. Havalara uçuyor. 

Kaç yaşında hangi makamda olursa olsun, ben öğrencime ‘kuzum’ derim.

“Hayırdır kuzum Akşehir’e vali mi atandı? diye sordum. 

“Hayır, hocam öyle değil.” diye karşılık verdi ve benim ne dediğimi anlamış olacak ki utana sıkıla Büyükşehir Yasası’nın faziletlerinde bahsetti.

“Kuzum siz partilisiniz, size bu konu hoş gösterildi ki siz de partilileri ikna için çalışasınız. Ben o yasayı didik didik ettim. Bu yasayla büyükşehir yapılan iller ihya olacak. Bizim gibi vilayet adayı ilçeler de bakakalacak. Biz kasabaya, kasabalar da köye dönüşecek. Bu konuları yasadan önce radyonun Ayaküstü programlarında dile getirdim. Siz il genel meclisi üyesisiniz. Yasaya Ankaralı, Konyalı gözüyle değil, Akşehir gözüyle bak lütfen” dedim.

Gözlerindeki pırıltı gitti. Suratı düştü. Uzun sayılabilecek bir süre daha sohbete devam ettik.

Haydi! Bir küçük not daha: Büyükşehir Yasası'nın en fazla sorgulanması gereken yönlerinden biri, genişleyen yetki ve devasa bütçelerin ne ölçüde etkili denetim mekanizmalarıyla dengelendiğidir. Zira yetkinin büyüdüğü yerde hesap verebilirlik ve denetimin de güçlenmesi gerekir.

Bugün büyükşehirlerde yaşanan yolsuzlukların temelinde o yasanın da günahı az değildir. Zira bu kadar devasa bir bütçe, bir belediye başkanının geniş yetkisine ve insafına terk edilemez.

Neden istemeye istemeye yazının başına oturduğumu anladınız?

Akşehir’in vilayet olmasının gerekçelerini yazdığım köşe yazısı onu çoktan geçmiştir. Tekrar niye yazayım.

O yazılarda dile getirdiğimi tek cümleyle ifade edeyim: “Akşehir'in vilayet olma talebi yalnızca nüfus, gelişme potansiyeli, coğrafî konum ve ulaşım imkânlarıyla değerlendirilemez. Bütün bu ölçütler, tarihî birikim ve hakkaniyet anlayışıyla birlikte ele alınmalıdır.

Kendisine saygı duyduğum Sayın Bahçeli’nin üslubuyla söyleyeyim: Türkiye’nin istikâl ve ikbalinde önemli bir yeri olan;

Akşehir, vilayet olmalıdır!

Akşehir, vilayet olmalıdır! 

Akşehir, vilayet olmalıdır!

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız