Konya
Az bulutlu
12°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
49,5352 %0.10
55,6922 %-0.07
6.638,70 %0.06

MUSTAFA ÖNCEL'DEN SÜLEYMAN GANİOĞLU'NA KONYA'NIN BUGÜN İÇİN BİLİNMEYEN DEĞERLERİ

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Bir yerel gazeteci ne yapar?

Ekonomi yazamazsa, siyaset yapamazsa, spordan anlamazsa bir de üstüne üstelik yerel ise dünyasını küçültüp sadece yerel değerlerini geleceğe taşımak ister.

İlk dediklerim sizin için de benim için de pek geçerli olmasa da bugün kendi öz yerel değerlerimizi gün yüzüne çıkartıp onların anılmasını, hatırlanmasını sağlamaya çalışacağım.

Ekonomiden anlamam dedim, ekonomi yazarsak vay halimize.

Yanıp dönüp fonculara üzülüyorum.

Foncuların hâli gerçekten perişanmış.

Dün dedik ya, gerçekten holdingzedeler gibi hiç ummadığım insanlar şimdi hükûmete veryansın ediyorlar.

Ama ben de diyorum ki bu hükûmet sayesinde bir verip 200 kazanmışsınız.

Siyasetten anlamam diye yalan yazdık.

Anlamasına anlarım da doğruyu söylersem köyden kovmazlar, cezaevine giderim.

Onun için de hiçbir işim olmaz.

Spor…

Şehrin sporu da bugünlerde sıkıntılı. Onun için de gölgede, taç çizgisinin dışında top çevirmeye devam ediyoruz.

O zaman gelin yerel anlamda hayırlı bir iş yapalım. Bugün şehri yönetenlerin isimlerini dahi bilmedikleri değerlerimizden söz edelim.

Yerimiz kalırsa da yine birkaç yerel konuya değinelim.

***

BİR BÜYÜK KONYA DEĞERİ
MUSTAFA ÖNCEL

Biraz okuyan kesim Aydınlar Ocağını bilir.

Aydınlar Ocağı Türkiye'de ne yapıyor pek takip edemiyorum ama bizim Konya'da Aydınlar Ocağı, Doktor Mustafa Güçlü abinin sayesinde aklımın, hafızamın almadığı işleri yapmaya devam ediyor.

Mustafa abi dağılmadı da değil ama inat etti. Aydınlar Ocağının ben beni bildim bileli haftalık sohbet toplantılarına devam ediyor.

Konya şehrinin hafızası oluyor.

Yalnız Mustafa abi bunları not alıyor da niye kitap yapmıyor, niye belgesel yapmıyor, onu da anlamış değilim.

Neyse, Aydınlar Ocağı bu hafta da tarihî bir toplantı yaptı.

Bu toplantıya mutlaka gidecektim. Dahası, ısrarla ve inatla takip eden dostlarım için gitmek için de söz vermiştim.

Ama Ankara ve İzmir'den gelen iki dostumla birlikte olduğum için kaçırdım.

Kaçırdığıma yanarken yine toplantıyı takip eden gönül dostlarından şu bilgileri alıyordum.

Merhumun kızı ve İLKO İLAÇ Yönetim Kurulu Başkanı Hatice Öncel Hanımefendi babasını birebir anlatıyordu.

Yani merhumu biricik kızından dinliyordum ve bu cümleleri de ben sizinle gururla paylaşıyorum.

Bir devrin büyüğü…

Babam rahmetli, bir devrin Konya'sının ünlü Büyük Eczanesi'nin sahibi idi.

Demirel'den önce Adalet Partisi İl Başkanı imiş.

İstanbul'a gidince de Marmara Vakfı ve Türk Kültürüne Hizmet Vakfı ile devamlı irtibatı oldu.

Prof. Nevzat Yalçıntaş hocayı ve Prof. Ayhan Songar hocayı o yıllardan bilirim.

Konya'daki Beyşehirliler Derneği ile yardım ve burs konusunda devamlı görüşmeleri olurdu.

İstanbul'daki ilaç ve diğer fabrikalarımızı SELÇUKLU HOLDİNG çatısı altında topladı. Selçuklu'yu ve Konya'yı hiç unutmadığı için İLKO İLAÇ Fabrikasını Konya'ya kurdu.

Konya'mızın bilge kişisi SAFA ODABAŞI'nın kitaplarını satın aldı ve antika olanlarını Topkapı Müzesine kaydettirdi.

Böylelikle kütüphane dağılmamış oldu.

Merhumun ufkunu, yüreğini, vizyonunu bu cümlelerden anlayabiliyoruz, değil mi?

Kimse kusura bakmayacak. Şimdi bana yokluk ve yoksulluk döneminde merhumun yaptığını yapacak, yapan beş Konyalı isim saymanızı ve beni de bilgilendirmenizi istiyorum.

***

SÜLEYMAN GANİOĞLU'NU
KAÇ KİŞİ BİLİYOR, TANIYOR?

Bu şehirde yarım asra yakın gazetecilik yapan birisi olarak rahmetli Mehmet Ganioğlu'nu çok iyi tanır ve bilirdim.

Mehmet abi ile yaptığım röportajlar, haberler rahmetli için çok önemliydi.

Onun da gün ve dönemi ile ilgili yaptıkları Konya'nın çok çok üstündeydi.

Oğlu Niyazi Ganioğlu'nu da tanıyorum.

Mütevazı, kendi işinde gücünde, fırsat buldukça sporda ve bazı STK'larda olmaya çalışıyor.

Ama Allah var, hem belediye başkanı hem de bir futbolcu olan Kadınhanlı Süleyman Ganioğlu'nu ilk kez, onu da gazete küpürlerinden tanıyordum.

Fırsat buldukça spor basınının yaşayan efsanesi Nail Bülbül abiyi evinde ziyaret ederim.

Ama Nail abi benden daha vefalıdır. O, telefonla da olsa beni daha sık arar. Gece yarıları saatlerce kendisiyle sohbet ederiz.

Geçtiğimiz hafta yine Nail abiye gittim.

Nail abiyle neyin sohbeti yapılır?

Tabii ki KONYA sporunun.

Ganioğlu ailesi nereden, nasıl gündemimize geldi, hatırlamıyorum. İşte Nail abiden aldığım:

Bir Kadınhanı belediye başkanı,

Bir efsane futbolcu,

SÜLEYMAN GANİOĞLU ile yapılmış gazetenin tam sayfası.

Nail abiden izin aldım. Hem gazeteyi aldım hem de bilgileri, fotoğrafları. İnşallah diğer detaylara da gazetemizde ve Kumsaati dergimizde daha geniş şekilde yer vereceğiz.

Konya'nın 50 yıl öncesinden sınırlarını çoktan aşmış iki merhum insanını bugün sizlerle paylaştım. Gönlümden ne geçiyor biliyor musunuz? Bugünkü belediye başkanlarımızın da böyle değerli futbolcular olmalarını.

Ne oldu, çok mu abarttım?

O zaman özür dilerim. Merhum Mustafa Öncel'in yaptıklarını bugün yapacak değerli insanlarımızın olduğunu biliyorum, onlara inanıyorum. Hadi gelin, hiç değilse kendi sektörlerinin dışında şehrin kültürü için, İstanbul'un kültürüne kazandırıldığı gibi hazinelere hazine katalım, ne dersiniz?

***

ZÜLFÜ LİVANELİ,
KONYA VE MERHUM
BABASINI BİLİYOR MUYDUNUZ?

Bugün madem biraz gerilere gittik, o zaman merhum Hasan Celal Güzel'i örnek bir siyasetçi olarak yazdığım gün İstanbul'dan bir okurumun beni uyarmasıyla Zülfü Livaneli'nin ailesi, Konya bağlantısı ve babası ile ilgili hiç bilmediğim, okumadığım, dinlemediğim notlarına ulaştım.

İzninizle bugün yine eski bir Konya tarihine, aslında biz Konyalıların öğrenip gurur duyması gereken başka bir isim ile ilgili detayları paylaşalım.

"Zülfü Livaneli’nin babası Mustafa Sabri Livanelioğlu, uzun yıllar yüksek yargıda görev yapmış ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu Başkanlığı (ve Başkanvekilliği) görevlerinde bulunmuş üst düzey bir bürokrattır.

Zülfü Livaneli, katıldığı söyleşilerde ve programlarda çocukluk ve gençlik yıllarına dair bu durumu şu sözlerle aktarmıştır:

"Babam Yargıtay Başkanı'ydı, makam arabası vardı.

Biz o arabaya hiç binmedik.

Ne şoförünü tanıdık ne de arabanın içini gördük.

Makam arabası babamı akşam eve bırakırdı, biz evden babaannemlere otobüsle giderdik. Bu bize özel bir şey değildi, o dönem herkes böyleydi.

Çünkü ayıp vardı, utanma vardı."

......

Livaneli, bu anısıyla o dönemin devlet terbiyesini, kamu malına gösterilen hassasiyeti ve "Resmî hizmete mahsustur" tabelası taşıyan araçların ailevi işler için kesinlikle kullanılmadığını vurgulamaktadır.

Bu anlatı, sosyal medyada ve basında sık sık eski dönemlerin kamusal ahlak ve tasarruf bilincine örnek olarak gösterilmektedir.

.....

Zülfü Livaneli’nin ailesi, nesiller boyu hukuka ve devlete hizmet etmiş son derece köklü bir aile geçmişine sahiptir.

İşte öne çıkan bazı önemli ve ilginç detaylar:

1. Üç Kardeşin Üçü de Hâkimdi

Zülfü Livaneli'nin dedesi Zülfikar Efendi, Anadolu'nun çeşitli şehirlerinde görev yapmış sert ama sevecen bir sorgu hâkimiydi. Zülfikar Efendi’nin üç oğlu da büyüyünce hâkimlik mesleğini seçti.

Bu kardeşlerin en büyüğü, Zülfü Livaneli'nin babası olan ve Yargıtay Birinci Başkanvekilliğine kadar yükselen Mustafa Sabri Livanelioğlu'dur.

Evdeki "Klasörler" ve Akşam Mesaileri

Zülfü Livaneli, bir yazısında babasının evdeki çalışma ortamını şöyle anlatmıştır:

"Gençlik yıllarımda rahmetli babamın eve klasörler getirdiğini ve geceler boyu bunları okuduğunu, çalıştığını hatırlarım. Yemekten sonra masanın üstü bu klasörlerle kaplanır ve babam her akşam başı ağrıdığı için bir Cibalgine (ağrı kesici) alır ve dosyalara gömülürdü."

Livaneli, babasına "Baba, zaten bütün gün bunlarla meşgul oluyorsunuz, neden eve getiriyorsunuz?" diye sorduğunda, babasının kendisine adaletin gecikmemesi gerektiğine dair dersler verdiğini aktarır.

Soyadının Kökeni ve 93 Harbi Hikâyesi

Ailenin kökleri Artvin’in Yusufeli ilçesindeki Livane sancağına dayanmaktadır.

• 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı (93 Harbi) sırasında büyük dedeleri Ömer Efendi, Rus ve Ermeni işgali üzerine Artvin'den Erzurum’a göç ederek Ahmet Muhtar Paşa’nın ordusuna katılmıştır.

• Ömer Efendi daha sonra Harput Redif Taburu'nda mülazım (teğmen) rütbesiyle şehit düşmüştür.

• 1934 yılında Soyadı Kanunu çıktığında, dedesi Zülfikar Efendi, şehit babasının memleketi olan Livane Sancağı’na atıfta bulunarak Livanelioğlu soyadını almıştır. Bu soyadı sonraki yıllarda "Livaneli" olarak kısaltılmıştır.

NEDEN KONYA'DA DOĞDU?

Her ne kadar aslen Artvinli olsalar da baba Mustafa Sabri Bey'in savcılık ve hâkimlik stajları ile ilk görev yerlerinin Anadolu'ya çıkması nedeniyle Zülfü Livaneli, 1946 yılında Konya'nın Ilgın ilçesinde dünyaya gelmiştir. Livaneli'nin çocukluğu, babasının adli tayinleri sebebiyle Amasya gibi farklı Anadolu şehirlerinde geçmiştir."

....

SARE DAVUTOĞLU'NA
ACİL ŞİFALAR DİLİYORUM

Hemşehrimiz, siyasetçiliğinden çok bilim adamlığı ile gönüllerde taht kuran Ahmet Hoca’nın eşi Sare Hanım, geçirdiği trafik kazasının ardından hızla iyileşme sürecine girmiş.

Biz de Sare Hanım'a geçmiş olsun diyor, acil şifalar dileklerimizi iletiyoruz.

……….

Bugünün bence en güzel tarafı, tarihe üç değerli ismi not olarak düştük.

Benim için en güzel yanı ise yarın siz değerli okurlarımın, siyaset konusunda, ekonomideki görüşlerim yüzünden bana kızmayacak, bana sövmeyecek olması.

Canımız sıkılırsa yarın yine siyasetten topa tüfeğe gireriz inşallah.

……………….

GÜNÜN OKKALI SÖZÜ

Elimizi kime vereceğimizi bilemediğimiz yalan bir dünyadayız.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Nalçacı’da Konya Ticaret Odası'nın önünden Adalhan Kavşağı'na kadar olan kısa alanda, Eski Garaj-Binkonut otogar hattında çalışan bazı sürücüler üç ayrı şeridi değiştirip trafiği tehlikeye sokmadıkları zaman daha iyi ADAM oluruz.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız