KAYBOLAN BİR KELİMLE ÜZERİNE
Zaman? Kâinat yaratıldığı günden beri akar durur. Nice güçlüleri çürütmüş, nice yıkılmaz kaleleri yok etmiştir. Zaman sabırlıdır, intikam almakta acele etmez. Ve muhakkak bir gün hamlesini yapar. Ve o gün geldiğinde iş işten geçmiş olur. Zamanın girdabından kim kurtulmuş ki? Ancak bazen saçma sapan şeylerde olur. Dünya var olduğu müddetçe yok olmaması gereken bazı kelimeler saklanır, gizlenir gecenin içinde. Ararız zamanın sonsuzluğunda lakin boşuna, beyhude bir çabadır bu. Bazen kelimelerde küser, insanlar gibi…

Liyakat? Günümüzde saklanan kelimelerin en önemlisi bence. Nerede kim bilir? Ne zaman gelir? Ne zamana kadar bize küs kalır? Bilinmez… Ama ortalarda görünmediği aşikâr. Peki, kaybolan kelimelerin bize ne zararı olabilir ki? Sonuç olarak nefes almaya, yemek yemeye, sevişmeye devam ediyoruz. Bir kelime unutulduğunda anlamını da yitirir. Anlamı yitince de, seni sonuçsuz bir arayışa sürükler. İşi ehline bırakmanın ne kadar önemli olduğunu unutmaya başlarsın, gerçek yalana dönüşür. Sonunda da, bu gerçek gibi görünen yalana inanmaya başlarsın. Akrabalarını, arkadaşını hak etmediği yerlere getirir ve bunun doğru olduğuna inanırsın. Peki, böyle olunca ne olur? Bu sorunun cevabı insanlık tarihinin içinde gizli. Yıkılan veya yok olan devletlere baktığınızda ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. Peki, çare ne? Kaybolan kelimeleri saklandığı yerden çıkarmak ve onlarla barışmaktır. Aksi takdirde bir başka kelimeyi de yitireceğiz. Onun adı mı ne? Onun adı UMUT…
