GEREKSİZ CÜMLELERİN ÖZNESİ OLMAYIN
Meşguliyet: İnsanın vaktini dolduran, hayatına yön veren veya anlam katan uğraş, alışkanlık ya da hobi; daha kalıcı ve soyut bir kavram.
Biliyorsunuz değerli okurlarım, ben kaleme aldığım yazılarımda her daim insanoğlunu ele alıyorum; çünkü hayatımızda dolduramadığımız boşluklar kendilerine kolayca yer bulmaktadır.
Sözünü etmekte olduğum bu boşlukların hayatımızı işgal etmesindeki en önemli sebeplerin başında ise yine bizim boş işlerle meşgul olmamız gelmektedir.
Yaptığım gözlemler arasında dikkatimi çeken bir başka husus daha var ki, bunun bizi ucu bucağı görünmeyen bir kuyuya ittiği inkâr edilemez.
Kendi irademizle hareket etmek yerine, bir başkasının bizim için çizmiş olduğu yolda yürümekten bir türlü vazgeçemiyoruz.
Kendi yolumuzu çizmeyip yanlışlarımızı görmezden gelmemizin, hayatımıza eksi olarak yansıdığını da göz önünde bulundurmuyoruz.
"Hayatımızı bir düzene koymalıyız." düşüncesine zihinlerimizde yeterince yer vermediğimiz için, mantıksız fikirlerin birbirini kovaladığı herkes tarafından bilinen bir gerçektir.
Beyinlerimizi tırmalayan, bize hiçbir fayda sağlamayan düşüncelerle meşgul olmanın hiçbir kazanç getirmeyeceği gün gibi ortadadır.
Ama biz burnumuzun dikine gitmekten bir türlü vazgeçemiyor, bilinçsiz davranışların önümüze bir perde gibi inerek bizi körleştirmesine izin vermeyi marifet sayıyoruz.
Bilinmelidir ki farkına varmadığımız hatalarımız, gün gelecek bir ömür insanların gözünde faydasız şahıslar olarak görülmemize sebep olacaktır.
Yaşamımızı yakından ilgilendirdiğini düşündüğüm ve büyük önem taşıdığına inandığım bir hususa daha dikkat çekmek istiyorum.
Göz ardı edilmemesi gereken nokta şudur: "Meşgul olmak" ile "meşguliyet" kurulan cümlelerde yüklem görevi görürken, bu yüklemlere karşılık gelen tek özne insandır.
Anlatmak istediğim şudur ki insanoğlunun içerisinde yer aldığı dünya, bir işle uğraşılmadığı müddetçe yaşanabilir bir hâl almayacaktır.
Onun için diyorum ki hem beyinlerimizi hem de ellerimizi çalıştıralım; cehaletin etrafımızda bir örümcek misali ağlarını örmesine fırsat vermeyelim.
Bunun yolu da tembelliği ve bilinçsizliği, bize verilen aklın gücüyle silip süpürmek; insanlığa fayda sağlayacağına inandığımız işlerle meşgul olmaktan geçmektedir.
Demem o ki meşguliyetleriniz, bilinçsizlik üzerine değil; cehalete karşı verdiğimiz ve yaşamımıza farklı bir anlam katacağını bildiğimiz mücadeleyi kazanmak üzerine kurulmalıdır.
İnsanoğlu, kendisini bir adım bile ileriye götürmeyecek işlerle meşgul olmaya devam ederse, bu kazanç değil; ancak boşa yaşanmış bir ömrün destekçisi olacaktır.
Şunu söylemeden geçmeyi doğru bulmuyorum: Unutulmamalıdır ki ağızlardan dökülen hiçbir cümle, öznesi ve yüklemi olmadan tamamlanmış sayılmaz.
Bu da bize gösteriyor ki insanın, kendisini anlatmayı amaçladığı meşguliyetleri ve meşgul olduğu her anı yaşamaya değer kılan bir uğraşı olmayınca eksiklerini tamamlaması mümkün değildir.
Karşılaştığım insanlarla sohbet ederken ilk sorduğum şeylerden biri, kayda değer bir meşguliyetlerinin olup olmadığıdır.
Şimdi bana, "Seni neden ilgilendiriyor insanların meşguliyetleri?" diye sorabilirsiniz. Bunu da size şu şekilde özetlemem doğru olacaktır.
Mesele insanların meşguliyetlerinin beni ilgilendirmesi değildir. Asıl mesele, hem kendi yaşamlarına bir şeyler katmaları hem de insanlık açısından değer taşıyan işlerle ilgilenmelerinin çevrelerini olumsuzluklardan arındıracağına olan inancımdır.
En çok öğrencilerimle bu konu üzerinde duruyorum. Onlarla kitap okumanın önemini konuşuyor, her okudukları sayfanın kendilerini farklı bir dünyaya götüreceğini ifade ediyorum.
Çünkü okuduğumuz her cümle, kendimizi geliştirmemizde pay sahibi olmakta; yeteneklerimizin gün yüzüne çıkmasına katkı sağlayan önemli sebeplerden biri olarak karşımıza çıkmaktadır.
Eğer dünyanın cehalet değirmeninde öğütülmesinin önüne geçilmezse, insanların koskoca bir ömrü bir hiç uğruna tüketeceği akıllardan çıkarılmamalıdır.
Onun için insanoğlunun yapacağı en önemli şey, önüne açılmış olan cephede mağlup olmadan başarısızlığı tarihe gömmektir.
Bunu da boş işleri geride bırakarak, okumaktan başka hiçbir gücün cehaleti yenemeyeceği inancını yüreğinde daima taşıyıp önüne indirilen sis perdesini kaldırarak başaracaktır.
"Ben." demekle yol yürünmeyeceği bilincini zihnine yerleştirmeyen bir insanın, sözünü ettiğim zaferi elde etmesi mümkün değildir.
Onun için birlik ve beraberlik ruhuyla hareket etmek, başarıya giden yolda atılan en önemli adımlardan biridir. Bu anlayışı kavrayamadığımız müddetçe bir arpa boyu yol almamız mümkün olmayacaktır.
Yani diyorum ki insan, kendi karanlığına yine kendisi sebep olur. Bunun yaşanmaması için yapılacak en önemli şey, gereksiz işleri bir kenara bırakmaktır.
Meşgul olduğumuz her işin insanlık açısından faydalı olup olmadığını sorgulayarak hareket etmek, doğrularımızı yanlışların arasında kaybetmemizin önüne geçecektir.
Bize bahşedilmiş olan ömrün her anına kıymet vermemek ise rotamızı yanlış çizmemize, fırtınalı denizlere yelken açmamıza sebep olacaktır.
Unutmayalım ki insanı değerli kılan, yalnızca meşgul olması değildir; neyle meşgul olduğu ve ortaya nasıl bir fayda koyduğudur. Boş işlerle geçirilen bir ömür geriye pişmanlıktan başka bir şey bırakmaz. Buna karşılık bilgiyle, emekle ve insanlığa fayda sağlayan meşguliyetlerle geçirilen bir hayat, hem sahibine hem de çevresine ışık olur. İşte bu yüzden gereksiz cümlelerin öznesi olmak yerine, faydalı işlerin öznesi olmayı tercih etmeliyiz.