BAŞARMAK YAŞAMANIN YARISIDIR
Oysa yaşamına anlam katmak isteyen insanlar da vardır. "Benim bu dünyadaki varlığım bir amaca hizmet etmeli." diyerek hareket edenler, hayatı daha değerli kılabilmek için emek vermekten çekinmezler. Mücadeleden kaçmaz, karşılarına çıkan engeller karşısında yılgınlığa kapılmazlar. Çünkü bilirler ki insan, hedeflerinden vazgeçtiği gün sadece amaçlarını değil, kendine olan inancını da yavaş yavaş kaybetmeye başlar. Bu yüzden karşılaştıkları her zorluğu gelişmelerini sağlayacak yeni bir fırsat olarak görür, pes etmek yerine daha güçlü adımlar atmayı tercih ederler.
Bu insanlar korkaklığı değil cesareti, kolaycılığı değil azmi kendilerine ilke edinmişlerdir. Zorlukları bir yük olarak görmek yerine, kendilerini olgunlaştıracak basamaklar olarak değerlendirirler. Çünkü onlar için yaşamak, mücadeleden kaçmak değil; mücadele ederek güçlenmektir. İnsan çoğu zaman en değerli kazanımlarını, en çetin yolları aşarken elde eder. Emek verilerek kazanılan her başarı, karakteri sağlamlaştırır ve geleceğe daha güvenle bakabilmenin kapısını aralar.
Buna karşılık birçok kişi bu sorumluluğu üstlenmek istemez. Çünkü emek vermek, sabretmek ve fedakârlık göstermek kolay değildir. Yorulmadan kazanmayı bekleyenler, ilk engelle karşılaştıklarında geri çekilmeyi tercih ederler. Oysa hedef sahibi insanlar, "Zorluklar karşısında dimdik ayakta kalacağız." diyerek yollarına devam ederler. Cesaretlerini gizlemez, inançlarından taviz vermez ve kolaycılığı hayat biçimi hâline getiren anlayışlara karşı kararlılıkla dururlar. Çünkü bilirler ki insanı başarıya ulaştıran en önemli güç, vazgeçmeyen iradesidir.
Unutulmamalıdır ki yola çıkan herkes hedeflerine ulaşamayabilir. Hayatta başarısızlıklar da vardır, beklenmedik engeller de... Ancak asıl önemli olan, ilk zorlukta geri dönmek yerine yürümeye devam edebilmektir. Gerçek başarı yalnızca sonuca ulaşmakla ölçülmez; gösterilen gayret, verilen emek ve kararlılık da başarının ayrılmaz parçalarıdır. Hedef sahibi insanlar bunu bildikleri için kaybetme ihtimalini göze alır, yine de yollarından vazgeçmezler. Çünkü onların amacı yalnızca bir sonuca ulaşmak değil, yaşadıkları hayata anlam kazandırabilmektir.
Şimdi kendimize şu soruyu sormalıyız: "Biz bu dünyada ne için varız?" Eğer bu sorunun cevabını bulamazsak, amaçsızlığın sürüklediği karanlıkta yönümüzü kaybetmemiz kaçınılmaz olur. Oysa insan, kendisine anlamlı bir hedef belirlediğinde hem kendi hayatını hem de çevresindeki insanların hayatını güzelleştirebilir. Yaşamak sadece nefes alıp vermek değildir. Yaşamak; üretmek, mücadele etmek, faydalı olmak ve ardında güzel izler bırakabilmektir.
Unutmayalım ki başarmak, yaşamanın yarısıdır. Diğer yarısı ise hangi şartla karşılaşırsak karşılaşalım, inandığımız değerlerden vazgeçmeden azimle yürümeye devam edebilmektir.