Konya
Az bulutlu
17°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
48,6802 %0.05
55,9727 %0.25
6.766,94 %1.46

BAŞARILARI GÖZ ARDI ETMEYİN

YAYINLAMA:

Başarı, insanların ortaya koyduğu güzel çalışmaların sonunda elde ettikleri olumlu kazanımların adıdır. Ancak bu kazanımlar tesadüfen değil; azim, sabır ve kararlılıkla verilen mücadelenin sonucunda ortaya çıkar.

Başarıya ulaşmak isteyen herkesin öncelikle azmini koruması gerekir. Çünkü çalışma isteğini kaybeden bir insan, zamanla hedeflerinden uzaklaşır ve hayatını amaçsız bir şekilde sürdürmeye başlar. Bu nedenle azim, insanı başarıya taşıyan en önemli güçlerden biri olarak görülmelidir. Çalışma azmi bulunmayan bir kişinin kalıcı başarılara ulaşması oldukça güçtür.

Bununla birlikte başarı yalnızca bireysel gayretle elde edilmez. İnsan, çoğu zaman yakın çevresinden aldığı manevi destek sayesinde yoluna daha güçlü devam eder. Ailesi ve sevdikleri tarafından desteklenen bir kişi, karşılaştığı zorluklarla mücadele ederken kendisini daha güçlü hisseder. Buna karşılık beklediği desteği göremeyen bir insan yalnızlığa sürüklenebilir, umudunu kaybedebilir ve el attığı işlerde istediği sonucu elde etmekte zorlanabilir. Böyle bir durumda en büyük sorumluluk, desteğini esirgeyenlere aittir.

Hayatında önemli hedefleri bulunan insanların karanlıkta kaybolmasına seyirci kalmamak için, onların yanında olduğumuzu hissettirmemiz gerekir. Bazen söylenen samimi bir söz, bazen uzatılan bir el, bazen de duyulan güven, bir insanın yeniden ayağa kalkmasına vesile olabilir.

Toplumumuzda sıkça dile getirilen anlamlı bir söz vardır: Başarıya giden yolda insan, en büyük gücü kendisine inanan ve yanında duran insanlardan alır. Gerçekten de aile içinde verilen manevi destek, başarıya giden yolda çok önemli bir yere sahiptir. Anne, baba, eş ya da evlat… Kısacası insanın en yakınında bulunan herkes, birbirinin başarısına katkı sağlayabilecek en önemli güç kaynaklarından biridir.

Elbette bütün bunların yanında başarının temel taşlarından biri de özgüvendir. Kendisine güvenmeyen bir insan, karşılaştığı ilk engelde umutsuzluğa kapılabilir. Oysa özgüven, azimle birleştiğinde insanın önündeki birçok engeli aşmasını kolaylaştırır. Bu yüzden başarıya giden yolda hem çalışmayı hem de kendimize inanmayı hiçbir zaman ihmal etmemeliyiz.

İşte tam da bu noktada üzerinde durmak istediğim asıl konuya gelmek istiyorum. Çünkü bazı insanlar, en yakınlarının başarısına destek olmak yerine farkında olmadan onların umutlarını zayıflatabiliyor. Özellikle engelli bireylerin hayatında bu durum çok daha belirgin şekilde karşımıza çıkmaktadır. Gözlemlerim, ailelerin ve yakın çevrenin vereceği desteğin, engelli bireylerin hayata tutunmalarında ve başarıya ulaşmalarında belirleyici bir rol oynadığını göstermektedir.

Engelli bireylerin önündeki engelleri kaldırmak yerine onlara yeni engeller çıkaran bir anlayışın başarıya katkı sağlaması mümkün değildir. Oysa yapılması gereken, onların çalışma azmini kırmak değil; umutlarını canlı tutarak hedeflerine ulaşmaları için yanlarında olmaktır. Çünkü destek gören bir insan, karşısına çıkan güçlükleri aşma konusunda kendisini daha güçlü hisseder.

Ne yazık ki bazı aileler ve yakın çevreler, farkında olmadan engelli bireylerin özgüvenlerini zedeleyebiliyor. Onları cesaretlendirmek yerine geri planda tutmayı tercih ettiklerinde, yalnızca bir insanın değil, belki de büyük bir başarının önüne engel koymuş oluyorlar. Oysa başarı, fırsat verildiğinde ve güven duyulduğunda herkesin ulaşabileceği bir değerdir.

Engelli bireylerin verdiği hayat mücadelesini küçümsemek ya da onların şevkini kıracak davranışlarda bulunmak, başarıya giden yolları daraltmaktan başka bir işe yaramaz. Asıl yapılması gereken ise onların azmine ortak olmak, karşılaştıkları güçlükleri birlikte aşmaya çalışmak ve ihtiyaç duydukları desteği esirgememektir.

Hiç kimse unutmamalıdır ki başarı yalnızca herhangi bir kesime ait değildir. Azimle çalışan, emek veren ve mücadeleden vazgeçmeyen herkes başarıya ulaşabilir. Üstelik hayatın ne getireceğini hiç kimse bilemez. Bugün başkasının yaşadığı bir zorluk, yarın bizim de karşımıza çıkabilir. Bu nedenle engelli bireylere karşı gösterilecek anlayış ve destek, yalnızca bir sorumluluk değil, aynı zamanda insani bir görevdir.

Çevremize dikkatle baktığımızda, karşılaştığı bütün engellere rağmen eğitimde, sanatta, sporda, bilimde ve meslek hayatında önemli başarılara imza atan pek çok engelli bireyin varlığını görebiliriz. Bu örnekler, başarının bedensel imkânlarla değil; inanç, azim, emek ve kararlılıkla elde edildiğini açıkça göstermektedir. Yeter ki insanların önüne engeller konulmasın, onlara güven duyulsun ve potansiyellerini ortaya koyabilecekleri fırsatlar sunulsun.

Bu düşünceden hareketle her zaman şu çağrıyı yapıyorum: Engel olmayın, engelleri kaldırın. Başarıya giden yolda insanların karşısına yeni duvarlar örmek yerine, o duvarları hep birlikte yıkmaya çalışalım. Çünkü desteklenen her insan, yalnızca kendi hayatını değil, içinde yaşadığı toplumu da güzelleştirecek başarılara imza atabilir.

Bir insanın başarıya ulaşmasını engellemek, yalnızca onun önünü kesmek anlamına gelmez; aynı zamanda sahip olduğu potansiyelin ortaya çıkmasına da fırsat vermemek demektir. Oysa toplum olarak yapmamız gereken, insanların eksiklerini büyütmek değil, güçlü yönlerini ortaya çıkaracak bir anlayışı hâkim kılmaktır.

Bunu anlatırken aklıma her zaman basit ama anlamlı bir örnek gelir. Keskin bir bıçak, görevini kısa sürede ve kolaylıkla yerine getirir. Kör bir bıçak ise aynı işi yapmak için daha fazla güç, daha fazla zaman ve daha fazla çaba gerektirir. İnsan da böyledir. Destek gören, cesaretlendirilen ve kendisine güvenilen biri, sahip olduğu yetenekleri daha rahat ortaya koyabilir. Sürekli engellenen, küçümsenen ve yalnız bırakılan bir insan ise ilerlemek için çok daha ağır şartlarla mücadele etmek zorunda kalır.

Bu yüzden başarının önüne duvarlar örmek yerine, o duvarları birlikte kaldırmayı tercih etmeliyiz. Önümüze çıkan engelleri çoğaltmak yerine azaltmalı, insanların umutlarını söndürmek yerine onları yeniden yeşertecek bir anlayışı benimsemeliyiz. Özellikle engelli bireylerin başarıya ulaşmak için çıktıkları uzun ve zorlu yolculukta, onların özgüvenini zedeleyecek hiçbir davranışa fırsat verilmemelidir.

Azimli insanların elinden tutmak, onları hak ettikleri yerlere ulaşmaları için yüreklendirmek hepimizin ortak sorumluluğudur. Çünkü bir insanın başarısı yalnızca kendisine değil; ailesine, çevresine ve topluma da değer katar. Desteklenen her başarı, başka insanların da umutlarını güçlendiren yeni bir örnek hâline gelir.

Unutmamalıyız ki başarıya giden yol, azimle, emekle, özgüvenle ve dayanışmayla aşılır. Birlik ve beraberliğin olmadığı yerde insanların yükü ağırlaşır; omuz omuza verilen mücadele ise en zorlu yolları bile aşılabilir hâle getirir.

Bu nedenle başarı konusunda vermek istediğim mesajın özeti şudur: İnsanların önüne engeller koymayın, onların önündeki engelleri kaldırmaya çalışın. Başarılı insanlara köstek olmak yerine destek olun. Çünkü desteklenen her emek, yalnızca bir insanın değil, toplumun da geleceğini aydınlatan değerli bir kazanıma dönüşecektir.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız