Konya
Az bulutlu
17°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
48,6802 %0.05
55,9727 %0.25
6.766,94 %1.46

EVLENMEK GÜZELDİR

YAYINLAMA:

Son yıllarda çevremize baktığımızda bunu zaten hissediyoruz. Eskisi kadar kalabalık aileler yok. Birçok genç, evlilik ve çocuk konusunda daha temkinli davranıyor.
Hâlbuki evlilik; gücü yeten, sağlığı elverişli ve imkânları olanlar için âlemlere rahmet elçisi olarak gönderilen liderimiz, önderimiz, peygamberimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v.) önemli bir sünneti ve dinin yarısını tamamlayan mukaddes bir bağdır.
Evlilik, hem kadın hem de erkek için hayat nizamı, hayat düzeni ve hayat boyu dayanışmadır.
Bir de evliliğin meyvesi olan çocuklar dünyaya gelince eşler arasındaki muhabbet ve dayanışma ruhu artarak devam eder. Çünkü eşler, her an kendilerine ihtiyaç duyan bir bebeği büyütüp yetiştirmenin verdiği sorumluluğu birlikte taşırlar.
Bizleri yaratıp yoktan var eden Rabbimiz, yaratılış kodlarımıza, ruhumuzun DNA’sına, eşlerimizle huzurlu olacağımız gerçeğini yerleştirmiştir.
Öyle ki Rabbimiz, Rûm Suresi’nin 21. ayetinde şöyle buyurur: “Kendileriyle huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması, aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi, O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda, düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.”
Kendi yaratılış kodlarımıza, ruhumuzun yazılımına aykırı hareket edip evlenmeyerek huzursuz ve mutsuz oluyoruz...
Evlenip çocuk sahibi olmak istememek veya geç çocuk sahibi olmak...
Bunun arkasında tek bir sebep yok. Ekonomik şartlar önemli, ama tek başına yeterli bir açıklama değil. Hayat tarzımız değişti, beklentilerimiz değişti, aileye bakışımız değişti.
Nüfusumuzdaki düşüş, aslında toplumdaki daha büyük bir değişimin sonucu.
Eskiden çocuk sahibi olmak hayatın doğal bir parçası olarak görülürken bugün birçok insan çocuk sahibi olmayı uzun uzun düşünüyor. “Çocuğuma iyi bir gelecek sağlayabilir miyim?”, “Eğitim masraflarını karşılayabilir miyim?”, “Çalışırken çocuğuma yeterince zaman ayırabilir miyim?” gibi sorular daha fazla soruluyor.
Bütün bunlar bize aslında sadece nüfusun değil, toplumun da değiştiğini gösteriyor.
Peki, bu değişim devam ederse bizi nasıl bir gelecek bekliyor?
Bence asıl üzerinde düşünmemiz gereken soru bu.
Çünkü bugün doğmayan çocukların etkisini hemen görmüyoruz. Fakat yıllar geçtikçe bu durum, çalışma hayatından emeklilik sistemine, eğitimden sağlık hizmetlerine kadar birçok alanda kendisini gösterecek.
Daha az çocuk, gelecekte daha az genç nüfus anlamına geliyor. Daha az genç nüfus ise daha yaşlı bir toplum demek.
Yaşlanan nüfusun ihtiyaçları da genç nüfustan farklı. Daha fazla sağlık hizmetine, bakıma ve sosyal desteğe ihtiyaç duyuluyor. Çalışan nüfus azalırken emekli nüfusun artması da ayrı bir sorun oluşturuyor.
Fakat burada önemli bir noktayı gözden kaçırmamak gerekiyor.
İnsanlara sadece “Daha fazla çocuk yapın.” demek bu sorunu çözmez.
Çünkü insanlar hayatlarını planlarken yaşadıkları şartlara bakıyor. Bir ev sahibi olmanın, çocuk yetiştirmenin ve geleceğe güvenle bakmanın zorlaştığı bir ortamda insanlardan daha fazla çocuk sahibi olmalarını beklemek tek başına yeterli olmayacaktır.
Ortada toplumsal bir mesele vardır.
Üstelik konu yalnızca ekonomi de değil.
Çalışma hayatının yoğunluğu, büyük şehirlerdeki yaşam, çocuk bakımının aileler üzerindeki yükü, kadınların çalışma hayatındaki konumu, evlilik yaşının yükselmesi ve insanların hayattan beklentilerinin değişmesi de bu sürecin bir parçası.
Yani nüfusun azalmasını tek bir nedene bağlamak doğru olmaz.
Toplum değişiyor.
Aile değişiyor.
İnsanların gelecekten beklentileri değişiyor.
Bunun farkında olmadan sadece doğum oranlarına bakarak çözüm üretmek mümkün değil.
Belki de önce şu soruyu sormalıyız:
İnsanlar neden eskisi kadar çocuk sahibi olmak istemiyor?
Bu sorunun cevabını gerçekten anlayabilirsek nüfus meselesini de daha doğru değerlendirebiliriz.
Çünkü nüfus sadece istatistik değildir. Nüfus, toplumun geleceğidir.
Bugün aldığımız kararlar, yarının Türkiye’sini oluşturacak.
Bu nedenle nüfusumuzdaki düşüşü sadece bir sayı olarak değil, toplumumuzun bize verdiği önemli bir mesaj olarak okumamız gerekiyor.
Yıllardır ülkemizde var olan dizi sektörünün senaryolarında hep eşlerin ihanetleri, çarpık aile ilişkileri veya bizim aile ve örf yapımıza uymayan senaryolar işlendi. Bu senaryoları izleyerek büyüyen dünün çocukları, bugünün yetişkinleri olarak evliliğe kaygı ve korkuyla yaklaşıp evlilikten uzaklaşıyor.
Feminist akımın maalesef artık hızlıca genç bayanlarımızın gündemine dâhil olması, kurulan evliliklerin yıkılmasına sebep oluyor. Bu hızlı boşanmalar da boşanmaların neticesindeki ruhsal ve ekonomik külfetlerle birlikte, evliliği düşünen gençleri ciddi şekilde kaygılandırıyor.
Evlilik ve aile kurumuna karşı bu denli saldırılar varken “Evlenmek Güzeldir” dizisine başlayan TRT’ye kocaman tebrikler.
Umarım ve ümit ederim ki dizi toplumumuzun kahir eksenin de karşılık bulur.
Evlilik tekrar gençlerimizin birinci önceliği haline gelir.
Bu evliliklerin meyvesi olarak vatanıma, milleti derin bir sadakatle bağlı çocuklar dünyaya gelir.
Yarının Türkiyesi genç, dinamik, ve artan nüfusuyla çok daha güçlü olur.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız