MEŞHUR İBN-İ HALDUN BUGÜNLERİ GÖREMEMİŞ GALİBA (!)
Yerel konularımıza girmeden önce epey bir süredir yazmayı düşündüğüm bir konuya değinmek istiyorum.
Ben maalesef hala gençlik yıllarımda olduğu gibi inanılmaz bir şekilde kitap dergi gazete manyağı olarak okumaya çalışan bir insanım.
Bir ara kitap yazma sevdam vardı.
Yazdığım kitaplarım çoğaldıkça bu sevdamdan da vazgeçmeye başladım.
Çünkü okuyan yoktu ki
Çünkü okuyanda bırakın teşekkür etmeyi dönüp eleştirmiyordu dahi
O zaman !!!
…………..
Son dönemlerde okumaya anlamaya çalıştığım ve okudukça yeni yeni şeyler öğrendiğim İbn-i Haldun ile ilgili bugün bir şeyler paylaşmak istiyorum.
İbn-i Haldun nereden çıktı diyecek olursanız son dönemlerde belli bir kesim şu cümleyi çok kullanmaya başlamıştı.
“YÖNETİCİLERİN AHLAKI BİR SÜRE SONRA İNSANLARIN AHLAKI OLURMUŞ”

Bunun üzerine İbn-i Haldun’u okumaya tanımaya anlamaya çalışıyorum
Tarihçi, sosyolog, tarih felsefesinin kurucusu yirmi yaşındayken, Tunus'un yönetimini elinde bulunduran Beni Hafs hanedanından Sultan Ebu lshak'ın kâtipliğine getirilmesiyle çalkantılı bir siyasal yaşam yaşayan İbn-i Haldun’un
"İnsanlar, yöneticilerinin dini (ahlakı ve inancı) üzerinedir" sözü ile ne demek istemiş diye araştırdığımız zaman karşımıza şu çıkıyordu
“Liderlerin toplum üzerindeki güçlü etkisini açıklıyor ve
Bu durumun temel nedenleri ise şöyle sıralıyordu;
İnsanlar güç sahibi kişileri örnek alır ve onların yaptıklarını normal kabul eder.
Halk, yöneticilerin gözüne girmek veya cezadan kaçınmak için onların ahlakını taklitlerini yapmaya başlarlar
Yönetenler iyi veya kötü bir yol seçtiğinde, bu durum kısa sürede tüm topluma yayılır.
…………..
İbn-i Haldun’un eserlerinde bugünü düşündüğümüz zaman şu konu dikkatimi çekti
LÜKS VE SEFAHAT
Çünkü bana göre hepimiz haddimizi bilmeden boyumuzun ölçüsünü kendi ağırlığımızı düşünmeden ayağımızı yorganımıza göre uzatmadan bir rüya alemi içerisinde koşturuyoruz.
İbni Haldun’a göre devletlerin geçirdiği evrelere paralel olarak halkın da ahlakı şekillenir.
Çünkü ahlak, tabiatı gereği bulunduğu çağın yapısına göre şekil alır
Devletlerin en müreffeh zamanları, ayrıca yıkılma dönemine girdiklerinin de göstergesidir.
İbn-i Haldun bu konuda şöyle diyor
Lüks ve sefahat arttığından, israfın da arttığını temel ihtiyaçlardan ziyade lüks ihtiyaçları karşılamak yoluna giden halkın bütün kazançlarını harcayarak sefalete düştüğünü bu durumun da nasıl ahlaksızlıklara yol açtığını şöyle anlatıyor
“Bu yokluğun tesirleri pazarlarda görülür;
Şehrin ekonomik düzeni bozulur, bunların her birinin baş sebebi, yerleşik hayatın refahı ve ihtiyaçları hususunda haddinden aşırı gitmektir.
Bu hal şehrin bütün ekonomik hayatını ve mamurluğunu bozar.
Bu hayatın bir sonucu olarak daima talep ve ihtiyaçlar arkasından koşmak, birbiri ardınca ahaliyi yorar, üstelik lüksün çok olan çeşitlerinden birini elde ettikten sonra nefis, diğer çeşitlerini de arzu eder.
Bunun etkisiyle fısk-ı fücur artar, meşru ve gayrimeşru yollarla geçinme vasıtalarını elde etmek üzere türlü çarelere başvurulur.
İnsan bunu düşünmekle meşgul olur, bunun vasıta ve hilelerini arar.
Yalancılık, kumar, aldatma, hırsızlık, yalandan yemin etme ve ihtikâr hüküm sürer.
Bu ahlaksızlık ve onun namus ve şerefe dokunan kötülükleri herkesin gözü önünde açık bir surette işlenir.
Hayâsızlıkların içine dalarlar, akraba ve mahremleri önünde bile hayâsızlıktan çekinmezler hâlbuki bedevilik hayatında edep ve hayâ dışında bu gibi fahiş sözler söylenmez.
Ahlakları bozulanlar bu gibi çirkin ve kötü işlerden dolayı cezaya çarpılmaktan kurtulmak üzere aldatma çarelerini bulmak hususunda gayet ustadırlar.
Allah’ın bu gibi kötülüklerden korumuş olduğu kimseler müstesna olmak üzere şehirler halkından çoğunun hali böyledir.
Çirkin işler bunlar için bir karakter haline gelmiştir.
Şehir kötü ahlaklı adamlarla dolar.
Refahın ve bolluğun artmasının neticelerinden biri de maddi zevklere düşkünlüğün artması ve çeşitli yiyecek ve içeceklere olan düşkünlüğün ardından bedeni zevkleri tatmin etmek için çeşitli yollara
Baş vurulması gelir.
Yani zina yapmak yetmez homoseksüellik gibi ahlaksızlıklar artmaya başlar demektedir”
……………
Bir İbn-i Haldun eserinin SONUÇ bölümünde ise şöyle diyordu
“İbni Haldun’a göre insanın hayatının her alanına olduğu gibi ahlak ve karakterine de etki eden en önemli unsur yaşadığımız çevredir.
Gerçekten bu alanda yapılan araştırmalar da bize göstermiştir ki
Ahlak ve karakterin oluşumunda çevre çok önemli bir yer işgal etmektedir
Bir insan çocuk yaşta; aile içinde büyüklerini sayma, söz tutma, yalan söylememe, insanlar arasında ayrım yapmama, onurlu olma, ikiyüzlülükten kaçınma gibi huylar edinmişse bu ileride onun karakteri olarak kalır
Ayrıca değişik coğrafyalarda yaşayan, hatta aynı coğrafyada olsa bile, farklı millet veya toplumların yiğitlik, cesaret, korkaklık, dürüstlük vs. gibi ahlaki özelliklerinin farklı olması çevrenin ahlak üzerindeki rolünü gösterir.
Kazım Nami İnsan ahlakına tesir eden sosyal çevrenin en mühim unsurlarının aile, okul, millet ve sosyal seviye olduğunu söyler
Bunun yanında Şengün, M. (2007)’de
Ahlaki gelişimde; aile, akran ve arkadaş çevresi, eğitim, din, kitle iletişim araçlarını, ekonomi ve kültürün önemli bir rol oynadığını bir insanın çevresinin onu iyi ya da kötü ahlaklı yapabileceğini söylemektedir.
Kanunlara uymak ise İbn Haldun’a göre hürriyetten taviz vermektir.
Bu taviz de zamanla insan ahlak ve şahsiyetine tesir eder, onu zamanla korkaklığa alıştırır.
Ayrıca şehir halkı yaşamak için dayanışmaya ihtiyaç duyar, dayanışma ise ahlak ve şahsiyete vurulan bir darbedir.
Çünkü şehirde halk ihtiyaçlarını tek başına sağlayamaz, yaşamak için başkalarına muhtaçtır. Başkalarına muhtaç olan insan ise karakterinden taviz vermek zorundadır.
Korunmak için güvenlik güçlerine ihtiyaç duyar ve asayişin bozulmaması için kanunlara uyar.
Para kazanmak için çalışmak zorundadır.
Ekmeğini fırından, etini kasaptan alır.
Yani şehirde dayanışma olmadan yaşamak mümkün değildir.
Dayanışma için ise insan ister istemez hürriyetinden taviz verir.
“hürriyetin olmadığı yerde ise ahlaktan bahsedilemez”
Zira şehir hayatında, herkes birbirine borçludur.
Kişi elde ettiği haklara karşılık üstüne aldığı görevi yerine getirerek borcunu öder.
İşte sosyal hayat böyledir. İnsanın sosyalleşmesi ise şahsiyetinin ve hürriyetinin ilk yarayı almasıdır. Yani dayanışmayı kabul etmek bir nevi esareti kabul etmektir.
İbn-i Haldun lüks ve eğlenceye düşkünlüğün de insan ahlakını olumsuz etkilediğini delilleriyle ispat etmeye çalışmıştır.
Ona göre birey temel ihtiyaçlarından ziyade gösteriş amaçlı lüks isteklerini karşılama çabasıyla gereksiz harcamalara giderek sefalete düşer bu da onu ahlaksızlığa iter.
İbn-i Haldun ticarette kar etme isteğinden dolayı insanların hırsa kapılıp yalan söyleme, yalan yere yemin etme ve muhatabını aldatma gibi yollara sapma durumlardan dolayı ticaretle uğraşanların çoğunlukla ahlaklarında bozulma olduğunu belirtmektedir.
Dürüst tüccarların da olduğunu ancak bunların sayısının az olduğunu söylemektedir.
Sonuç olarak İbn-i Haldun, Mukaddime’de hemen her şeye değindiği gibi ahlakı etkileyen amillere de değinmiş ve insan hayatına yön veren temel unsurun çevre olduğunu vurgulamıştır.
Mukaddime’deki pek çok tespitinin günümüzde yapılan araştırmalarla da örtüşmekte olması, onun daima güncelliğini koruyan araştırmacı yönünü gözler
…………..
Bu bilimsel çalışmaya tarihe ve belgelere dayalı bilgilere şöyleydi böyleydi diye yorum yapmak bizim haddimize değil.
Benim gibi hepimiz bunları iyi okuyacağız
Sindire sindire okuyacağız.
Sonra kendi vicdanımızda üzerimize düşeni alıp bir daha düşünmeliyiz derim.
DOMUZLAR MERAM
TIP’IN ORAYA KADAR İNMİŞ
Doğanın dengesini kendi ellerimizle böyle hızla bozmaya devam ettikçe Türkiye’nin en turistik bölgelerinden Bodrum’dan Çeşme’den sonra Konya’mızın da ana sokak ve caddelerinde aile boyu domuz sürüleri ile karşılaşmaya hazır olun diyorum.
İşte dünden bu yana bizim Konya sosyal medyalarında dolaşan domuzları sizde gördünüz mü?
Görmedim duymadım diyenlere buyurun diyoruz

Domuz ailesi Meram Tıp fakültesinin bariyerlerine kadar gelmişler.
Cenab-ı Allah’ım beterinden saklasın.
Yarın bir gün biz kapımızı açtığımız zaman karşımızda da domuz sürülerini görürsek demek ki şaşırmamız lazım diyorum
MEŞHUR ÇEKİRGELERDE
KONYA’MIZDALARMIŞ
Devletin resmi ajansı AA “Türkiye'nin batısında 'zararlı çekirge istilası' mı yaşanıyor? Başlığı ile bir tehlikenin ucunu kaynatırken aynı ajan haklı olarak görevini yapıyor ve bu kez konuya farklı bir açıdan kurtarma operasyonu yaparak
Tarım ve Orman Bakanlığı: TARIMSAL ÜRETİMİ TEHDİT EDEN HERHANGİ BİR ÇEKİRGE İSTİLASI TESPİT EDİLMEMİŞTİR” diyor ve
“Tarım ve Orman Bakanlığı, inceleme sonucunda İstanbul ve Tekirdağ başta olmak üzere Marmara Bölgesi'nde tarımsal üretimi tehdit eden herhangi bir çekirge istilası veya ekonomik zarar oluşturan çekirge popülasyonunun tespit edilmediğini bildirdi.” diyordu

Zaten başta İstanbul olmak üzere tüm ulusal basın dev çekirgelerin evleri ofisleri nasıl işgal ettiğinin görüntüleri ile çalkalanıyordu.
Ve demek ki Balkanlardan girdiği iddia edilen batıda etkili olan çekirgelerin uzun bir yolcuğun ardından Konya’mıza da ulaşmışlar ve görüntülenmişler

Hadi bakalım yeni çekirgelerimiz hayırlı uğurlu olsun inşallah diyoruz.
OĞUZ OĞUZ ABİMİZ
YİNE GÖNDERMESİNİ YAPMIŞ
Bugüne kadar hiç görmediğim tanışmadığımız hatta telefonla dahi görüşmediğimiz sıkı okurumuz abimiz ama bilgi paylaşımları ile bize yeni ufuklar açıp ışık tutan büyüğümüz OĞUZ OĞUZ rumuzlu abimiz bakın önceki günkü yazımıza nasıl bir yorum yapıyordu
“Abe, Mr. sırma saçlı Memet Bakan Bey'e duymasın,
keyiften çalışan emekliden ayrı vergi, zaruretten çalışan emekliden ayrı, mecburiyetten çalışan emekliden ayrı ayrı, farklı oranda vergi almaya kalkar.

Yalama vergisi, övme vergisi, yerme vergisi de gündeme gelebilir.
Hırsızlığın göz göre göre, yasal ve helal hali de vergi olabilir.
Birisi de Bilal demiş.
BilL bey 2007 de ortak olarak iş hayatına başlayıp,
EYT li olan gruptan olduğunu söylemişti.
Syg. OOGUZ”
…………..
Haklısınız abi bey büyük hata ettim.
Vallahi bize yeni vergiler gelebilir.
Aman biz haddimizi aşıp toz kaldırmayalım.
AHMET POÇANOĞLU ABİM
BENİM İÇİN ÇOK DEĞERLİDİR
Kendileri her ne kadar yaş haddinden emekli olan bir vaiz olsa da Sayın Ahmet Poçanoğlu abi benim için Konya için ülke için inanılmaz hizmetlerde bulunmuştur.
O mütevazi yapısı reklamdan şovdan uzak sakin ama derin yaşantısı ile örnek insan Ahmet abim geçen hafta sonu için bizi şu programa davet etmişti

Ama son dönemlerde herhalde leylekleri havada görmüş olacağız ki inanın yerimizde durmuyoruz.
Onun için bu anlamlı programa katılamadım.
Ne var ki bu vesile ile başta Ahmet abime ardından da Türkiye’nin geleceği için en sağlam sütunları oluşturan MTTB yöneticilerine huzurlarınızda şükranlarımı sunarım
GÜNÜN OKKALI SÖZÜ
Okumak, zihni besler ve aklı güçlendirir.
NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Fatih caddesi Tıp Fakültesi yolunda özel dolmuş sürücüleri sağa dönüş sinyali verip sola dönmedikleri zaman daha iyi ADAM oluruz.