“ESNAFLIK YAPMAK ARTIK SİHİRBAZLIK YAPMAK GİBİ BİR ŞEY”
Dün sabah saatlerinde şehrin iş dünyasından hayır hasenat yardım dediğiniz zaman ilk akla gelen isimleri ile birlikte idik.
Ama oraya gelmeden bir gün önceye geceye gidelim.
Konya’da on binler Türkiye’de milyonlar 10. yılında bir kez daha terör örgütü FETÖ tarafından düzenlenen darbe girişimini lanetledi.
Vatandaşlar Türkiye'nin dört bir yanında tüm il ilçe ve bölgelerde 15 Temmuz şehitlerini dualarla anarken kurum ve kuruluşlar tarafından ortak olarak düzenlenen "İRADE BİZİM, ZAFER BİZİM" temasıyla gerçekleştirilen etkinlikler yapıldı.

Tüm etkinlik ve anmalarda milyonlarca kişi o gece hayatını kaybeden 253 kişi için dualar ettiler.
SAĞLIK İL MÜDÜRLÜĞÜNÜN
15 TEMMUZ KLİBİ
DÖRT DÖRTLÜK OLMUŞ
Dün ve gece ile ilgili şehrimizde de belediyeler kurum ve kuruluşlar kendi bünyelerinde farklı farklı çalışmalar yapmışlardı.
Bunlar içerisinde Sağlık İl Müdürlüğünün hazırlamış olduğu klip çok hoşuma gitti.

Bu klipte sevilen başarılı sanatçı Mustafa Yıldızdoğan’da yer almıştı
Bu klip için emeği geçen başta Sayın dost müdürümüz Doç. Dr. Yusuf Yavuz bey ve ekibini tebrik ediyorum
Kurumun kendi personeli ile çok profesyonelce bir iş ortaya çıkarmışlar
UZUN GECENİN SABAHI
Uzun geçen gecenin sabahında ise önce 07.30 da bir esnaf dükkanında ardından da 50 yıldır tanıdığım artık evlatlarını ve torunlarını bildiğim Mehmet Ali Atiker abi ile Erol Küçükbakırcı abimiz ile kahvaltıda birlikte idik.
Sonradan tanıdığım ve bu iki büyüğümüzün dostu olan Mevlüt Kavaf abide bizimle birlikte idi.
Bu üç ismin ortak paydası destek oldukları görev aldıkları ya da Erol Küçükbakırcı abi gibi Başkanlığını yaptığı TÜRK ANADOLU VAKFI nın yaptıracağı yeni yurtlar okullar gibi projeler idi.
Bu üç hayırsever insan artık günlerinin büyük bir bölümünü hayır hasenat işlerine adamışlardı.
Bir ara genç iş adamı sanayici ve Konyaspor Kulübü Başkanı Ömer Atiker ile sosyal güler yüzlü örnek din görevlisi abimiz Ali Bitim hoca da bizimle birlikte oldu

Bu masada asla siyaset spor para pul yoktu
Tek değerlendirilen ve konuşulan mevzular nereye ne yapılacaktı?
Bu iş insanlarımıza büyüklerimize Allah kolaylık versin.
Güç kuvvet versin.
Bu devirde yüzlerce insan çalıştırıyorlar.
İnsanlara ekmek iş aş veriyorlar.
İnanın kolay değil.
…………
Bunu niye diyoruz.
Bu iş adamları hiç ekonomik durumu konuşmadılar ama sabahleyin 07.30 bir küçük esnaf abimizin dükkanında idim.
Abimiz günlerdir benim ziyaret etmemi bekliyordu
Üniversiteyi başarı ile bitirmiş kızına bir türlü iş bulamıyordu.
Kızı okumuş üniversiteyi derece ile bitirmişti.
Gözü devlet kapısında idi.
Ama bu iş üniversite başarısı ile olacak bir şey değildi malum değil mi?
Abimiz ile önce kızının durumunu konuştuk.
Daha sonra piyasalara değinince abimiz
“VALLAHİ BU DEVİRDE ESNAFLIK YAPMAK SİHİRBAZLIK YAPMAK GİBİ BİR ŞEY OLDU” diyordu
…………….
Torpili arkasında büyük siyasi gücü olmayan gençlerimizin işi artık çoooook zor.
PARMAK İZİ
ARTIK YASAKMIŞ
Bu uzun gecenin akşamında ise Türkiye çapında iş yapan kendi sektörünün markası ile artık Avrupa’da bile kabul gören Konyalı bir iş adamı abimiz ile birlikte idik
Abimiz Afrika’da Orta Doğu’da filan değil Avrupa’da yakında da Amerika’da yatırım işine gireceği için pek çok konuyu çoktan aşmıştı.
Abimiz ile ABD-İran savaşı sonrası körfezi konuşurken Türkiye’deki yatırımlarına gelince hani fabrikalara girerken işçi kardeşlerimizin parmak izi ile girip parmak izi ile çıktıkları durumun yasak olduğunu öğrendim.
Geçte olsa bunu yeni öğreniyordum
Resmi Gazetede yayınlanan son karar ile artık Kişisel Verileri Koruma Kurumu iş yerlerinde mesai takibi amacıyla parmak izi, yüz tanıma ve benzeri biyometrik verilerin kullanılması kesin olarak yasaklanmış

Çalışanların bu konuda açık rızası bulunsa dahi işverenlerin bu verileri kaydetmesi hukuka aykırı kabul edilmiş.
NELER YASAKLANMIŞ?
Parmak izi okuyucuları, yüz tanıma cihazları ve iris/retina taramaları tamamen kullanımdan kaldırılacakmış.
Çalışanın kendi rızası ve onayı olsa dahi sistemler yasaya aykırı sayılmaktaymış.
Uygulamaya devam eden işletmelere KVKK tarafından idari para cezaları uygulanması söz konusuymuş.
EMEKLİ OKUYUCULARIMIZIN
YORUMLARINI ÜZÜNTÜ İLE
OKUYORUM AMA
SADECE OKUYORUM
Son düzenlemenin ardından emekli okurlarımız feryat ediyorlar.
Haklılar mı?
Yerden göğe kadar haklılar.
Ama elden gelen bir şey var mı?
Kızmaktan söylenmekten yazmaktan başka bir şey var mı?
Emekliliğin kaderi de buymuş diyerek başımızı öne eğeceğiz.
İşte dün EMEKLİ rumuzu ile yazan okurumuz bir kez daha şöyle diyordu
“En düşük emekli maaşı 23.500 TL,
Açlık sınırı 35.700 TL,
Aradaki makas 12.500 TL”
……………
Mesela AK Parti eski Milletvekili Sayın Şamil Tayyar Bey bile emekli maaşları ile ilgili olarak son paylaşımında şöyle diyordu
“SSK ve Bağ-Kur emeklilerinde en düşük emekli aylığı 20 bin liradan 23 bin 552 liraya çıkarılmış.
Yeni aylıkla ilgili teklif TBMM Plan ve Bütçe komisyonunda kabul edilmiş.
Şunu eklemek isterim
Gördüğüm kadarı ile 3 yıldır uygulanan sıkı para politikası 2027 yılından itibaren gevşetilecek
Toplumun her kesimini rahatlatacak adımların yeni yılda periyodik olarak hayata geçirilmesi ihtimali yüksek

Seçim tarihi de 2028 Nisan gibi görünüyor
Buraya kadar tamam”
………………..
Aslında pek çok emekli bugün iktidara kızacağına bence oy verdiği için kendisine kızmalı derim.
Haaa bilemedim yanıldım… gibi mazeretlerde artık inandırıcı değil.
Madem demokrasi.
Hepimiz ve herkes sandığa saygı duyacak.
Sandıktan kim çıktı ise en iyisi o demektir değil mi?
Bakın AK Partinin içinde olan Şamil Bey bile gelecek yıldan itibaren emeklilerin asgari ücretlilerin işsizlerin yılı olacağını ardından da seçime gideceğimizi açık seçik beyan etmiş.
Milyonlarca emekli de parayı aldı mı
Yüzü güldü mü? …
Çektiklerini unutur ve yine hep birlikte yaklaşık 16 milyon emekli sandığa koşar.
Bugün kızdıklarımız birbirimizi kırdıklarımız da yanımıza kar kalır.
MADEM EMEKLİLİK DEDİK
ALIN SİZE O ZAMAN
BİR GÜZEL YAŞLILIK YAZISI
YAŞLANMA BU KADAR MI GÜZEL ANLATILIR...
“Sanıyorum merdiven yapımlarında giderek daha sert malzeme kullanılıyor; eskisine göre hem basamakları çoğalttılar hem boylarını yükselttiler.
Her şeyden öte ikişer ikişer çıkılmaz oldu, tek tek çıkmak zorunda kalıyor insan.
Bir de yazıları küçülttüler her ne hikmetse.
Burnumu gazeteye dayamak zorunda kalıyorum iki satır okumak için.
Geçen gün avucumdaki bozuklukların üzerinde kaç kuruş yazdığını görmek için telefon kulübesinin dışına çıktım.
Hani gözlük kullanmayayım, yanımdakine okutayım gazeteyi diyorum ama insanlar o kadar alçak sesle konuşuyorlar ki okuduklarında da tam anlayamıyorum ne okuduklarını.
Her yer eskisinden daha uzak sanki.

Evden durağa olan mesafe iki katına çıktı neredeyse.
Önceleri hiç fark etmediğim bir de yokuş varmış evle durak arasında.
Vapurlar da vaktinden önce kalkar oldu şimdilerde.
Hani koşmanın da anlamı yok nasıl olsa benden önce halat alıyorlar.
Kumaşlarda eski kumaş değil.
Kısa sürede dar geliyor ne giysem.
Ayakkabı bağları da kısaldı mı ne giderek erişilmez oldular.
Hava bile tuhaflaştı.
Kışlar daha soğuk yazlar daha sıcak.
Tatil beldeleri bu kadar uzak ve zahmetli olmasa yolculuk da yapacağım.
Kar bile ağırlaştı eskisi gibi kolay küreyemiyorsun.
Kapı pencere çerçeve imalatında da değişiklik yaptılar sanıyorum, daha sert cereyan yapıyor karşılıklı açtığında.
İnsanlar da sanki ben onların yaşındayken göründüğümden çok daha genç gibiler.
Eski okul arkadaşlarımla üniversitede bir buluşma günü ayarladık, hayretler içinde kaldım bebek yaşta öğrencileri görünce.
Ama itiraf etmeliyim ki bizim zamanımızdan çok daha terbiyeli yetiştiriliyorlar;
birkaçı bana “BEYEFENDİ” diye hitap etti;
hatta aralarından biri caddede karşıdan karşıya geçmeme yardımcı oldu.
Fakat buna mukabil hayret ediyorum yaşıtlarım benden çok daha yaşlılar.
Tamam bizim jenerasyona yaşını başını almış gözüyle bakılıyor ama bunaklıklarına ve takıla topallaya yürümelerine ne demeli?
Aynı akşam üniversitenin barında bir sınıf arkadaşıma rastladım.
Nasıl bir değişim geçirmişse artık beni tanıyamadı bile!!!"
Philippe Noiret”
………………………….
GÜNÜN OKKALI SÖZÜ
İnsanlar da ağaca benzer; ne kadar yükseğe ve ışığa çıkmak isterse o kadar derin kök salar yere, aşağılara, karanlığa, derinliğe, kötülüğe.
NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Kadın sürücüler inatla ısrarla yolun en sol şeridini terk etmeme gibi alışkanlıklarından vazgeçtikleri zaman daha iyi ADAM oluruz.