NERGİS KAFE ! BİR KAFE’DEN DAHA FAZLASI…
Bugün ben de dinleyiciler arasındaydım.
Karaburun konuşuldu.
Aslında…
Bir yarımadanın vicdanı konuşuldu.
Konuşan isim, eski Belediye Başkanı Serdar Yasa’ydı.
Yılların birikimini anlattı.
Sadece bilgiler değil…
Hatıralar vardı.
Akdeniz fokundan başladı…
Karaburun nergisine uğradı.
Furma zeytinini anlattı.
Üzüm bağlarını…
Taş evleri…
Yel değirmenlerini…
Kıl keçilerini…
Denizin bereketini…
Bir kentin ruhunu anlattı.
Çünkü şehir dediğiniz…
Sadece asfalt değildir.
Sadece kaldırım değildir.
Sadece bina değildir.
Şehir…
Hafızadır.
İşte Nergis Kafe de o hafızanın parçalarından biridir.
Yıllardır insanlar orada buluştu.
Çay içti.
Dertleşti.
Sustu.
Güldü.
Aynı denize baktı.
Bugün ise toplantının ardından farklı bir gündem doğdu.
Elime ulaşan Nergis Kafe Dayanışması açıklamasında, masa ve sandalyelerin düzeni ile dayanışmaya ait dövizlerin gerekçe gösterildiği, bunun sonucunda bazı katılımcıların ifade vermek üzere emniyete çağrıldığı belirtiliyor.
Açıklamada bunun demokratik hakların kullanımına yönelik bir baskı olarak değerlendirildiği ifade edilirken, grubun hukuki ve demokratik zeminde buluşmalarını sürdüreceği de vurgulanıyor.
Bu konuda ilgili kurumların yapacağı açıklamalar da elbette kamuoyunun sağlıklı değerlendirme yapabilmesi açısından önem taşıyor.
Ama bütün bunların ötesinde aklımda kalan tek soru şu oldu…
Bir kentin hafızasını korumak isteyen insanlardan neden bu kadar rahatsız olunur?
Karaburun’un ihtiyacı…
Daha fazla kavga değil.
Daha fazla beton değil.
Daha fazla kutuplaşma hiç değil.
Karaburun’un ihtiyacı…
Birbirini dinleyen insanlar.
Ortak akıl.
Ortak vicdan.
Çünkü bir gün…
İsimler değişir.
Makamlar değişir.
Görevler biter.
Ama bir kentin hafızası kaybolursa…
Onu hiçbir ihale geri getiremez.