Konya
Açık
20°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
46,1665 %0.07
53,4374 %0.28
6.024,29 % -0,24

SOSYAL MEDYA DİYEBİLİNEN KARADELİKTE KAYBOLMAYIN

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Sosyal medyanın kapitalizm üzerindeki etkisi; insanların tüketim alışkanlıklarının yönlendirilmesi, ihtiyaçtan çok görünürlük odaklı yaşam tarzlarının ön plana çıkarılması ve bireylerin farkında olmadan sürekli tüketime teşvik edilmesi şeklinde açıklanabilir. Günümüzde bu etkinin hayatımızın her alanında hissedildiği inkâr edilemez bir gerçektir.

Kapitalizmin toplum üzerindeki etkisini artık görmeyen kalmamıştır. Özellikle sosyal medya dediğimiz geniş ağın, insanların düşüncelerinden alışkanlıklarına kadar birçok konuda yön belirleyen bir araç hâline geldiğini hepimiz biliyoruz. İşte tam da bu nedenle, sosyal medyanın faydalı yönlerini inkâr etmeden fakat zararlarını da göz ardı etmeden sizleri bilinçlendirmek amacıyla bu yazıyı kaleme alıyorum.

Teknoloji ve sanayi alanında gelişmiş ülkelerin, yerinde sayan toplumlara küçümseyici gözlerle baktığı tarih boyunca görülmüştür. Ne yazık ki bir dönem bizim milletimiz de bu baskıların hedefi hâline gelmiş, üretmek yerine dışarıya bağımlı olmamız istenmiştir. Geliştirdiğimiz fikirlerin önüne engeller çıkarılmış, kendi ayaklarımız üzerinde durmamızdan rahatsız olan zihniyetler her fırsatta bizi geri bırakmaya çalışmıştır.

Fakat millet olarak belirlediğimiz çizgiden vazgeçmedik. Önümüze çıkarılan engelleri aşmayı başardık ve güçlü duruşumuzla ayakta kalmayı öğrendik. Elbette hâlâ kapitalizmin oyuncağı olmamızı isteyenler vardır. Ancak bilinmelidir ki hiçbir güç, sabahımıza doğan güneşi engelleyemeyeceği gibi, düşüncelerini koruyan bir milleti de karanlıkta bırakamaz.

Bunu söylememin sebebi geçmişte yaşananları okumam, araştırmam ve tarih boyunca insanların nasıl sindirilmeye çalışıldığını görmüş olmamdır. Çünkü geçmişini unutan toplumlar, geleceğini başkalarının ellerine bırakmaya mahkûm olur.

Cumhuriyetin ilk yıllarını düşündüğümüzde, bırakın sosyal medyayı, medya kavramının bile bugünkü kadar yaygın olmadığı görülmektedir. Zaman ilerledikçe teknoloji gelişmiş, internet kullanımının artmasıyla birlikte sosyal medya hayatımıza hızlı bir şekilde girmiştir. İlk başlarda insanlar için sadece iletişim aracı gibi görülen bu platformlar, zamanla insanların düşüncelerini, alışkanlıklarını ve hatta yaşam biçimlerini yönlendiren bir sisteme dönüşmüştür.

İnsanımız başlangıçta medyanın ne olduğunu, nasıl kullanılması gerektiğini tam olarak bilmiyordu. Teknolojinin sunduğu yeniliklere hayranlık duyarken, bu yeniliklerin zihinlerde bulanıklık oluşturabileceğini fark edemedi. Önce bilinçlendirme geri plana itildi, ardından insanların merak duyguları kullanılarak dikkatleri farklı yönlere çekildi. Böylece sosyal medya, faydalı bir araç olmaktan çıkıp insanları içine çeken bir karadelik hâline gelmeye başladı.

Önümüze bilmediğimiz icatlar sunuldu, merakımız artırıldı ve düşünmeden hareket etmemiz sağlandı. İnsanların zaaflarını bilenler, bilinçsizliğin büyümesi için her yolu denediler. Çünkü yönlendirilmesi kolay toplumlar oluşturmak, çıkar peşinde koşanlar için her zaman daha avantajlıdır.

Ben bunları anlatırken teknolojiye düşmanlık etmiyorum. Aksine teknolojinin doğru kullanıldığında insanlığa büyük faydalar sağladığını düşünüyorum. Radyo, televizyon, telefon ve internet; bilinçli kullanıldığında insanları geliştiren araçlardır. Ancak faydalı yönleri kadar zararlarının da olduğunu görmek zorundayız. Çünkü olumsuzlukları görmezden gelmek, toplumumuza yapılacak en büyük kötülüklerden biridir.

Eğer yanlışları sadece perdeleyerek konuşursak, insanları bilinçlendirmek yerine onların karanlıkta kalmasına sebep oluruz. Bu yüzden sizlere başkalarının çizdiği yollarda körü körüne yürümemeniz gerektiğini anlatmayı önemli bir sorumluluk olarak görüyorum.

Bugün birçok insan, sosyal medyanın sadece eğlence ve kazanç kapısı olduğunu düşünmektedir. Fakat perde arkasında büyük bir yönlendirme sistemi bulunmaktadır. İnsanlar düşünmeden tüketmeye, sürekli daha fazlasını istemeye ve başkalarının hayatlarını kendi hayatlarından üstün görmeye alıştırılıyor.

Bir zamanlar insanlar ihtiyaçları için çarşıya çıkar, sokaklarda vakit geçirir, yüz yüze iletişim kurardı. Şimdi ise birçok kişi gününü ekran karşısında geçiriyor. Eskiden billboardlarda gördüğümüz reklamlar artık telefon ekranlarında karşımıza çıkıyor. Pazarlama şirketleri sosyal medyanın gücünü keşfettikten sonra insanların zihinlerine ulaşmanın çok daha kolay olduğunu anladı.

Bugün insanlar gitmek için gün saydıkları mağazalara uğramaz hâle geldi. Alışverişlerini sosyal medya üzerinden yönlendirilen siteler aracılığıyla yapıyorlar. Böylece sosyal medya, insan hayatında vazgeçilmez bir araç gibi gösterilmeye başlandı. Oysa farkında olmadan insanlar hareket etmeyi, araştırmayı ve sorgulamayı unutmaya başladı.

Kapitalizm özellikle Türk insanının özendirilmesi konusunda büyük bir rol üstlenmektedir. Kendi üretimimiz yerine dışarıya bağımlı olmamız istenmektedir. Bunun için de görkemli reklamlar yapılmakta, insanların bilinçaltına sürekli yeni ihtiyaçlar yerleştirilmektedir. Çünkü insanlar ne kadar çok tüketime yönlendirilirse, o kadar kolay kontrol edilebilir hâle gelirler.

İnsanları bir şeye özendirmek, onları yönlendirmenin en etkili yollarından biridir. Bilinçaltına yerleştirilen düşünceler zamanla alışkanlığa dönüşür. İşte sosyal medya da tam olarak bunu yapmaktadır. İnsanlara sürekli bir eksiklik hissi verilmekte, daha fazlasına sahip olmadıkları sürece mutlu olamayacakları düşüncesi aşılanmaktadır.

Gazete, radyo, televizyon, telefon ve bilgisayar derken zaman içerisinde cep telefonları hayatımızın merkezine yerleşti. Elbette bunların faydaları vardır. Fakat olumsuz yönleri de büyük kayıplara sebep olmaktadır. Özellikle sosyal medya üzerinden yayılan anlamsız içerikler, insanları düşünmekten uzaklaştırmakta ve zamanlarını boşa harcamalarına neden olmaktadır.

Bugün birçok genç, saatlerini hiçbir faydası olmayan içeriklerin arasında kaybediyor. Oysa aynı vakit; okumaya, araştırmaya, üretmeye ve kendini geliştirmeye ayrılmış olsa ortaya çok farklı sonuçlar çıkabilir. İnsanlar kendi yeteneklerini keşfetmek yerine başkalarının hayatlarını izlemeyi tercih ediyor. Böylece üretkenlik yerini tüketmeye bırakıyor.

Daha da üzücü olan ise insanların sosyal medya sayesinde kolay yoldan büyük kazançlar elde edeceklerine inandırılmasıdır. Çocuklar, gençler ve hatta yetişkinler bile sırf daha fazla para kazanma hayaliyle çeşitli platformlarda vakit harcamaya başlıyor. Maddiyatın ön plana çıkmasıyla birlikte bilinçlendirme çabaları değersiz görülüyor.

Bizler yine de insanları uyarmaktan vazgeçmemeliyiz. Çünkü yanlışların normalleşmesi, toplumun geleceğini karanlığa sürükler. Çocuklarımızın sosyal medyanın olumsuz taraflarında kaybolmasına izin vermek yerine onları bilinçsizliğin elinden kurtarmaya çalışmalıyız.

Sadece oyun siteleri değil, sosyal medya üzerinden yayılan anlamsız içerikler de büyük bir tehlike oluşturmaktadır. İnsanlar artık gerçek hayatla bağlarını zayıflatmaya başlamış durumdadır. Aile içi iletişim azalmakta, dostluklar yüzeyselleşmekte ve insanlar yalnızlaşmaktadır.

Eskiden insanlar sokakta oynar, komşularıyla sohbet eder, birbirlerinin hâlini hatırını sorardı. Şimdi ise aynı evin içerisinde bile herkes kendi telefonuna gömülmüş durumda. İşte sosyal medyanın oluşturduğu en büyük tehlikelerden biri de budur: İnsanları birbirine yakın gösterirken aslında birbirinden uzaklaştırmak.

Kapitalizmin istediği de tam olarak budur. Düşünmeyen, sorgulamayan, sadece tüketen bireyler oluşturmak. Çünkü bilinçsiz toplumlar daha kolay yönlendirilir. Bu yüzden insanlar kendi düşüncelerini üretmek yerine önlerine sunulanları kabul etmeye başlıyor.

Oysa insanın kendisine şu soruyu sorması gerekir: “Ben ne üretiyorum?” Çünkü başkalarının başarılarıyla oyalanan toplumlar, kendi başarı hikâyelerini yazamazlar. Eğer sürekli başkalarının yaptıklarından bahsedersek, kendi hayallerimizi gerçekleştirme fırsatını kaybederiz.

Belki bir gün bir gencimizin ortaya koyacağı bir fikir, ülkemizi çok farklı noktalara taşıyacaktır. Fakat o genç, saatlerini sosyal medyada anlamsız içeriklerin arasında geçirirse yeteneğini keşfetmeye fırsat bulamayacaktır. İşte en büyük kayıp da budur.

İnsanlar zamanın kıymetini fark etmiyor. Oysa kaybedilen vakit geri gelmez. Sosyal medya bağımlılığı yüzünden harcanan yıllar, bir insanın hayatındaki en değerli dönemleri elinden alabilir. Bunun sonucunda ise geriye yalnızca pişmanlık kalır.

Elbette sosyal medya tamamen kötü değildir. Doğru kullanıldığında bilgiye ulaşmayı kolaylaştırabilir, insanları bilinçlendirebilir ve faydalı paylaşımların yayılmasına katkı sağlayabilir. Ancak önemli olan, sosyal medyanın bizi yönetmesi değil, bizim onu doğru şekilde kullanabilmemizdir.

Bizler sosyal medyanın yön verdiği insanlar hâline gelirsek kendi düşüncelerimizi kaybederiz. Fakat bilinçli davranırsak, sosyal medyayı faydalı bir araç hâline dönüştürebiliriz. İnsanların bilinçsizce sürüklendiği bir ortam yerine, faydalı fikirlerin yayıldığı bir alan oluşturmak bizim elimizdedir.

Bu yüzden çocuklarımızın ve gençlerimizin zamanlarını nasıl geçirdiğine dikkat etmeliyiz. Onları sadece ekranlara teslim etmek yerine düşünmeye, araştırmaya ve üretmeye teşvik etmeliyiz. Çünkü geleceği değiştirecek olan şey; boş vakit değil, bilinçli emektir.

Sosyal medya yüzünden gerçek hayattan kopan bir toplum hâline gelirsek gelişmeyi bırakın, yerimizde saymayı bile unutabiliriz. Bunun için bilinçsizliğin karşısında durmalı, insanları düşünmeye teşvik etmeli ve sosyal medyanın karanlık yönlerinin hayatlarımızı ele geçirmesine izin vermemeliyiz.

Kısacası sosyal medya bizi yönlendiren bir güç hâline gelmemeli. Gereksiz içerikleri zihnimizden elemeliyiz. Hayatımızdaki boşlukları üretimle, bilgiyle ve bilinçle doldurmayı öğrenmeliyiz. Çünkü sosyal medya dediğimiz bu geniş ağın hayatımızda istemediğimiz dengesizliklere sebep olup olmaması büyük ölçüde bizim elimizdedir.

Eğer insanları bilinçlendirmeyi başaramazsak, bugün sahip olduğumuz birçok güzelliği gelecekte yalnızca bir hatıra olarak anmak zorunda kalabiliriz. İşte bu nedenle sosyal medyanın önümüzde rota çizmesine izin vermemek, hepimizin yerine getirmesi gereken önemli bir sorumluluktur.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız