ANKETLERE Mİ BAKACAĞIZ YOKSA SANDIK SONUÇLARINA MI?
Yine şehrimizin yerel sorunlarına sizlerin isteklerine genel olarak fotoğraflı belgeli şahitli değineceğiz.
Ancak dün sabah güne iki çok samimi dost güzel insan ile başlamıştık.
Çay kahve faslından sonra Konya meselelerini bitirince sıra Türkiye meselelerine gelmişti.
Tabi ki laf döndü dolaştı ekonomiye, hayatın zorluğuna dayandı.
Bir abimiz emekli bir abimiz de orta ölçekli esnaf idi.
Özellikle emekli olan abim hayatın çok zorlaştığını AK Parti’nin artık bittiğini tükendiğini kendisi CHP li olmasa da CHP’nin iktidar olacağını ….. falan filan heyecanlı heyecanlı anlatıyordu.
Abimizi sabırla dinledim.
“Her söylediğinizde her örneğinizde yerden göğe kadar haklısınız.
Ama ben matematikçi olarak sadece sonuca bakarım.
Yani isterseniz toplama çıkarma isterseniz çarpma bölme yapın.
Son payda çizgisini çektikten sonra ki sonuca bakarım.
Ama sen haklı olarak feryat ediyorsun
Herkes feryat ediyor.
Yani emeklisi de ekonomik olarak sıkıntılı.
İş vereni iş adamı sanayicisi de sıkıntılı.
Ama sonuç…
Sonuç ne? Abim.”…..
Abimiz açtı telefonunu anketlerden örnekler verdi.
Anketlerde AK Parti ile CHP’nin kafa kafaya gittiğini gösteriyordu
Bende açtım telefonumu abime rakam rakam okudum.
Anketler kim tarafından yapılırsa yapılsın 2 bin 3 bin kişi ile yapılır.
Göbeği çatlasın 5 bin kişi ile yapılır.
Onlarında nasıl yapıldığını, nasıl bir sonucun çıkartılmak istendiğini yapan şirketlere göre hepimiz biliyoruz değil mi?
En iyi yapılan en tarafsız anketlere mi bakıp sonuca gideceğiz yoksa Pazar günü yapılan sandığa gidilen seçim sonuçlarına göre mi?
Son belde seçimleri nerede yapılmıştı?
Tokat, Nevşehir ve Gümüşhane’de.
Yani mini bir Türkiye görüntüsü vardı.
Türkiye’nin belli bir kesimini gösteriyordu bu üç il altı belde
6 sandıktan AK Parti 4, MHP 1 CHP’ de 1 kazanmıştı.
Yalnız burada bir detay daha vardı AK Parti 6 beldede değil 5 belde de seçime girmişti.

Burada Karadeniz’den Anadolu’nun göbeğindeki toplam üç ilin 6 beldesinde ki emekli işsiz dar gelirli küçük ölçekli sesini dahi çıkartamayan esnaf duy ve yetimler yine niye her gün kızdıkları AK Parti’ye oy veriyorlardı?
Dün sabah iki abime bugün de sizlerle bunu soruyorum.
Niye ezilen feryat eden ay sonunu hafta sonunu getiremeyen yarınlarından ümitlerini kesmiş insanlar niye … niye… niye 25 yıldır ülkeyi yöneten AK Patiye oy veriyorlardı?
Sizlerden, bize katılmayan tüm okurlarımızdan özür dilerim.
Ne olur bana akıllı mantıklı ayakları yere basarak beni yanıltan ya da beni aydınlatacak bir gerekçe söyleyin.
Dün bu sohbetimiz devam ederken abilerimizden biri taşıma seçmen olduğunu iddia etti.
Tamam doğrudur.
Taşıma olmuştur.
Peki yarın genel seçimlere girerken de taşıma adresler olacak.
Olmayacak mı?
Mesela Türkiye’de seçim yok.
Ama bayram değil seyran değil eniştem beni niye öptü diyerek Devlet dairelerine Belediyelere alınan binlerce memurdan işçi alımı neyin nesi? Diyerek düşünmüyorsunuz?
Madem birilerinin ya da dostların iddia ettiği gibi AK parti seçimi kazanmak için bazı olguları kullanıyor.
Amenna.
Genel seçimlerde sizin dediğiniz taktikler alt yapı çalışmaları yapılmayacak mı?
Yapılacak.
O zaman Allah aşkına sizce Genel Seçimlerde sonuç niye değişsin?
……………………
TÜRKİYE’NİN ÖRNEK
KÜLTÜR DÜŞÜNCE VE
YAYINCILIK DUAYENİ
AHMET İYİOLDU ABİMİZ
İLE BİRLİKTE OLDUK
Önceki gün akşam Türkiye'nin önde gelen kültür, düşünce ve yayıncılık duayenlerinden Ötüken Neşriyatın kurucularından ve İstanbul Holding'in kurucu hissedarlarından Konyalı değerli büyüğümüz Ahmet İyioldu abi ile birlikte olduk.

Türkiye de kültürel yayıncılığa uzun yıllar hizmet etmiş saygın bir iş insanı ve hukukçu olan Sayın Ahmet İyioldu abimiz Türk milliyetçiliği ve kültür hayatının en köklü yayınevlerinden biri olan Ötüken'i kuran isimlerdendir.
Ahmet abi uzun yıllar İstanbul Ticaret Odası Meclis Üyeliği yapmıştır.
Yayıncılık sektörünün sorunlarının çözülmesi için kurumsal çalışmalarda bulunmuştur.
Yayıncılığı sadece ticari bir iş olarak görmemiş bunu kültürel bir sorumluluk ve "medeniyet hizmeti" olarak tanımlayarak mücadele etmiştir.
Kendisi, İstanbul Holding bünyesinde entelektüel çalışmalara ve yayıncılık faaliyetlerine katkı sağlamaya devam ediyor.
Ayrıca geçmişten bugüne İstanbul Türk Ocağı gibi kurumların etkinliklerine katılarak tecrübelerini yeni nesillere aktarıyor
Ahmet abimiz ayrıca Hürriyet Gazetesinde İdari İşler Müdürlüğü, Sabah ve Akşam gazetelerinde de yöneticilik yapmıştır.
Değerli büyüğümüz ayrıca Milliyetçi Hareket Partisi’nde 12 Eylül öncesi dönemindeki önemli yöneticilerinden ve fikir insanlarından birisi olarak görev almıştır.
1970'li yıllarda MHP Genel İdare Kurulu ve yönetim kurulunda görev yapmıştır
Bu muhteşem akşam için Aydınlar Ocağı’nın Başkanı biricik abim Dr. Mustafa Güçlü’ye, sanayici ve iş adamlığı kimliğinden çok daha öte benim için okuyan yazan not alan efsane abim Mustafa Sinan Ümit Abime ve bizimle birlikte olan siyasi kimliğinden çok daha öte eğitimci fikir kültür adamı fotoğraf sanatçısı büyüğüm Mustafa Kabakçı’ya sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum.
TRAFİK KONUSUNDA
BİRAZ DAHA DİKKATLİ
OLMA ŞANSIMIZ OLUR MU?
Pazartesi günü saat 15 sularında Kent Plaza alt geçidine girdiğim zaman trafik durdu.

Öyle ki Dr. Ali Kemal Belviranlı Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi önüne geldiğimiz zaman ise artık sabırla dur kalk moduna girmiştik.
Bu saatte bu trafik akışının böyle durma şansı asla olamazdı.
İleride mutlaka büyük bir kaza vardı.
Bu kaza da yeni olmuştu ki yol bir türlü açılmıyordu.
Sabırla ilerlemeye çalışıyorduk.
Ta ki 1. Organize sanayi dönemecine gelinceye kadar.
Çünkü bu durmuş olan trafiğe bu noktada sağdan Adana yolu istikametinden gelen araçlar mecburen dahil oluyordu
Sabırla ilerleyince bir de ne görelim.

Organize girişinde şerit ikiye düşüyor görevliler çalışma yapıyorlardı.
Bu anda aklıma geldi.
Uğur Başkan için şehri yöneten görevli etkili yetkili isimler için şehrin 1 numaralı sorunu şehir içi trafik
Ama biz el birliği ile bu soruna çanak tutmuş olmuyor muyuz?
Bu çalışmayı ya sabahın çok daha erken saatlerinde ya da günün daha ilerleyen trafiğin daha az olduğu anlarda yapamaz mıyız?
BİZİM HIZLI
TREN HIZINI
KAYIP MI ETTİ?
Dün bu satırları yazarken açık olan ekranda Sayın Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun falan hattaki hızlı tren seferinin süresinin kısalacağını açıkladığı satırları gördüm.
O anda aklıma geldi işte
Şimdi buradan yetkili isimlere soruyorum.
Bizim İstanbul-Konya Yüksek Hızlı Treni Pazartesi günü 17.20 de İstanbul’dan hareket ettiği zaman niye Konya’ya varış saati 23.45 diye ilan edildi.
Tren Konya’ya erken(!) geldi 23 de Konya’da idi.
Bu trene binen yolcularımız okurlarımız gibi bende bundan bir şey anlayamıyordum
ÇOCUKLARIMIZ MI
YANLIŞ YAPIYOR?
YOKSA BİZ
BÜYÜKLER Mİ?
Çok hoşuma giden günümüzde bizleri çevremizi hatırlatan bir yazıyı sizlerle paylaşmak istiyorum
“60 yaşındayım.
Oğlum 33 yaşında… ve evden hiç ayrılmadı.
Halen aynı eski odasında.
Aynı dolap.
Aynı yatak.
Aynı hayat… zamanda donmuş gibi.
Çalışmıyor.
Hiçbir şey aramıyor.
Geç uyanıyor, televizyonu ya da bilgisayarı açıyor…
Ve günün onunla hiçbir ilgisi yokmuş gibi geçmesine izin veriyor.
Eğer ona kahvaltı servisi yapmazsam yemek yemiyor.
Eğer çamaşırlarını yıkamazsam birikiyorlar…
Temiz hiçbir şeyi kalmayıncaya kadar.
Ve en zor kısmı,
Yani böyle başlamadı.
Bunu ben inşa ettim.
Çocukken hiçbir şeyi kendi başına yapmasına izin vermedim.
Ayakkabılarını bağladım… bunu zaten yapabilecekken bile.
Ödevini yaptım... "strese girmesin diye."
Öğretmenleriyle konuştum, çatışmalarını çözdüm, sorunlarından kaçındım.
Her zaman şunu düşündüm:

"Yetişkin olduğunda acı çekecek vakti olacak."
Ama o an… hiç gelmedi.
18 yaşında ne okuyacağını bilmiyordu.
Ona bir yıl verdim.
Üçe dönüştü.
Hiçbir zaman çalışmasını talep etmedim.
Rahatsız olması için onu hiçbir zaman zorlamadım.
Eğer paraya ihtiyacı varsa… Ben oradaydım.
Eğer dışarı çıkmak isterse... Parayı ödedim.
Diğerleri ilerlerken… dedim ki:
"Herkesin kendi hızı vardır."
Ama hiçbir zaman temposu olmadı.
Çünkü hiçbir zaman buna ihtiyacı olmadı.
25 yaşındayken teknik bir şey okumaya çalıştı.
Dört ay dayandı.
Çok zor olduğunu söyledi.
Onu geri çektim.
Evet... ben.
Ona daha iyi bir şey bulacağını söyledim.
Ama gerçek şu ki... o asla bir şey aramadı.
30 yaşındayken teyzesi ona iş teklif etti.
İki hafta dayandı.
Her şeyden şikayetçiydi.
Eve geri döndü…
ve onu sanki savaştan dönmüş gibi karşıladım.
Onun en sevdiği yemeği yaptım.
Ona daha iyi bir şeyin geleceğini söyledim.
Asla olmadı.
Bugün hayatı boş bir rutinden ibaret:
Şafakta uyuyor, öğlen kalkıyor,
yemek yiyor, ekranları izliyor… ve tekrarlıyor.
Ve eğer ona çöpü çıkarmak kadar basit bir şey sorarsam...
"daha sonra" diye cevaplıyor.
Eğer onunla iş hakkında konuşursam... üzülüyor.
Ona baskı yaptığımı söylüyor.
Geçenlerde ona artık aynı güce sahip olmadığımı söyledim…
sırtım ağrıyor, yoruluyorum dedim.
Cevabı mı?
"O halde sana yardım edecek birini işe alalım."
İki ay önce ciddi bir şekilde hastalandım.
Üç gün yatakta yattım.
Bunun onun tepki vermesini sağlayacağını düşündüm.
İlk gün yemek siparişi verdi.
İkincisi bulaşıkları kirli bıraktı.
Üçüncüsü bana ne zaman kalkacağımı sordu…
Çünkü temiz elbisesi yoktu.
O gün beni üzen bir şeyi anladım:
Birisi ona bakmadan nasıl yaşayacağını bilmiyor.
Ve o kişi… her zaman bendim.
Kız kardeşlerim onu dışarı atmam gerektiğini söylüyor.
O zaten bir erkek.
Ama onu uyurken gördüğümde...
Hala o beş yaşındaki çocuğu görüyorum…
Yastığına sarılıyor.
Ve gerçek şudur:
Onu orada bıraktım.
Onu hayata hazırlamadım.
Onu her şeyden korudum.
Ve şimdi…
Onun için dünya bu ev,
Ve ben…
Sahip olduğu tek şey benim.
Bazen sınırsız sevmek...
Korumaz.
………….
NOT; ebeveynlerin birçoğu çocuklarına yanlış davranıyor.
Çocuklarımızı geleceğe hazırlamak için onun yapabileceği işlerini bizler yaparsak sonuç böyle olur.
Her çocuk ödevini kendi yapmalı belki kötü yapar fakat aldığı not onun gerçek notudur.
Unutmayalım bizler olmadığımız zaman da kendi ayakları üzerinde sağlam basabilen bir nesil yetiştirelim.
GÜNÜN OKKALI SÖZÜ
Bir babanın çocukların yapabileceği en büyük iyilik onların annelerini sevmektir.
NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Hava karardıktan sonra yağan yağmur altında görüş mesafesi iyice düşmüş iken motorlu sürücüler kendilerine kırmızı ışık yanarken hızla karşıdan karşıya geçmedikleri zaman daha iyi ADAM oluruz.