Dünya’ nın Ateşi Çıktı
Küresel iklim sistemine ilişkin yayımlanan son model tahminleri, önümüzdeki aylarda etkisini gösterebilecek güçlü bir süper El Nino olasılığının giderek arttığını ortaya koyuyor. Uzmanlar, bu gelişmenin yalnızca belirli bölgelerle sınırlı kalmayacağını, dünya genelinde sıcaklıklar, yağış düzeni ve aşırı hava olayları üzerinde ciddi etkiler yaratabileceğini vurguluyor.
Son zamanlarda yaşanan sıcaklık rekorlarının ardındaki en önemli faktörlerden biri olan El Niño etkisi, özellikle Pasifik Okyanusu’nun orta ve doğu kısımlarında deniz suyu sıcaklığının artması olarak tanımlanıyor. La Niña ise aynı bölgede deniz suyu sıcaklığının normalden daha düşük olması anlamına geliyor.

Avrupa, küresel ortalamanın yaklaşık iki katı hızla ısınarak iklim krizini en şiddetli ve sıra dışı yaşayan kıtaların başında geliyor. 2024 yılında yaşanan tarihi sıcaklık zirvelerin ardından, 2025 yılı Avrupa için kayıtlara geçen en sıcak üçüncü yıl oldu, içinde bulunulan 2026 yılında ise rekor sıcak hava dalgaları kıtayı çok daha erken aylarda vurmaya başladı.
İçinde bulunduğumuz 2026 yılının mayıs ayından itibaren Avrupa, modern meteoroloji tarihinin en sıra dışı, en erken ve en şiddetli bahar/yaz başı sıcak hava dalgasıyla sarsılıyor. Bilim insanlarının "akılalmaz derecede çılgın" ve "endüstri öncesi dönemde imkânsız" olarak tanımladığı bu ekstrem durum, Batı ve Merkez Avrupa üzerinde kilitlenen devasa bir "Isı Kubbesi" (Heat Dome) nedeniyle mevsim normallerinin 10 ila 16 °C üzerine çıkılmasına yol açtı. Fransa ve İngiltere'de termometreler 36 dereceyi aşarken, İspanya'da hava sıcaklığı yer yer 40 dereceye ulaşarak mayıs ayı tarihi rekorları kırıldı.
Yüksek sıcaklıklar sadece doğayı değil insan yaşamını da tehdit ediyor. Kıtada sadece 2024 yılında 62.000'den fazla kişi doğrudan sıcaklığa bağlı nedenlerden dolayı hayatını kaybetti. 2025 ve 2026'daki erken dalgalar da can kayıplarını artırmaya devam ediyor.
Araştırmacılar sıcaklığın bu kadar yüksek seviyelere ulaşmasındaki en önemli iki faktörün iklim değişikliği ve El Niño etkisi olduğunu belirtiyor. Küresel düzeydeki hava durumunu El Niño ile birlikte La Niña olayı da etkiliyor. Peki bu günlerde adlarını sıkça duyduğumuz El Niño ve La Niña olayları nedir? Gelin yakından inceleyelim.
Büyük Okyanus olarak da bilinen Pasifik Okyanusu'nda meydana gelen El Niño ve La Niña, etkisi dünya genelinde görülen iki farklı iklim olayı. Bu olaylar genellikle iki ila yedi yıl arasında süren bir periyotta tekrar ediyor. Etkileri genellikle 9-12 ay devam etse de yıllar boyunca da sürebiliyor. Yeryüzündeki hava ve deniz olaylarını araştıran kurumlardan biri olan ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesinin (NOAA) verilerine göre, El Niño olayının görülme sıklığı La Niña'dan daha fazla.
El Niño, rüzgâr yönlerini değiştirerek küresel yağış ve sıcaklık dengesini altüst ediyor. Dünyanın bir ucu aşırı yağış ve yıkıcı sellerle boğuşurken, diğer ucu benzeri görülmemiş kuraklık ve orman yangınları ile mücadele etmek zorunda kalıyor.
Anormal hava koşulları dünya genelinde tarımsal üretimi doğrudan vuruyor. Güneydoğu Asya ve Avustralya gibi bölgelerde yaşanan kuraklıklar pirinç ve buğday gibi temel gıda ürünlerinin hasadına zarar verirken, küresel gıda fiyatlarının hızla artmasına yol açıyor.
Normal şartlarda okyanus tabanından yüzeye çıkan soğuk ve besin açısından zengin sular, El Niño döneminde sıcak su tabakası nedeniyle yüzeye ulaşamaz. Bu durum, deniz canlılarının besin zincirini kopararak balık popülasyonlarının aniden çökmesine ve geçimini balıkçılıkla sağlayan kıyı ülkelerinin büyük ekonomik kayıplar yaşamasına neden olur.

El Niño Türkiye'yi Nasıl Etkiler?
Doğrudan Büyük Okyanus'ta gerçekleşse de etkileri dolaylı olarak Türkiye'ye kadar uzanıyor. Yaz aylarında aşırı şiddetli kuraklık ve orman yangını riskini arttırıyor. Marmara, Ege ve Akdeniz gibi kıyı bölgelerinde fırtına, ani kuvvetli sağanak yağış ve lokal taşkın risklerini tetikliyor.
El Niño ismi İspanyolca bir kelime olup, "Küçük Çocuk" anlamına geliyor. İsim ilk olarak 1600'lü yıllarda Güney Amerika'da, özellikle Peru ve Ekvatorlu balıkçılar tarafından kullanılmaya başladığı rivayet ediliyor.
1982 - 1983 Dönemi (İlk Büyük Şok); Bilim dünyasının El Niño'nun küresel gücünü tam anlamıyla kavradığı ilk dönemdir. Avustralya'da tarihin en büyük kuraklık ve toz fırtınaları yaşanırken, Güney Amerika'da aşırı yağışlar köyleri haritadan silmiştir. Dünya genelinde rekora neden olan kuraklık ve seller yüzünden yaklaşık 2.000 kişi ölmüş ve 13 milyar dolarlık ekonomik zarar oluşmuştur.

1997 - 1998 Dönemi (20. Yüzyılın En Güçlüsü); "Yüzyılın İklim Olayı" olarak adlandırılan bu dönemde, okyanus suyu sıcaklıkları normalin 5 °C üzerine çıkmıştır. Küresel çapta 23.000'den fazla insan hayatını kaybetmiş, dünya ekonomisi tarım ve altyapı çökmeleri nedeniyle 35 milyar dolar kayıp yaşamıştır.
2015 - 2016 Dönemi (Rekor Sıcaklıklar); Bu dönem, küresel sıcaklıkları o güne kadarki en yüksek seviyeye ulaştırarak 2016 yılının "en sıcak yıl" olarak kayıtlara geçmesine neden olmuştur. Afrika'da son 50 yılın en şiddetli kuraklığı yaşanmış, 60 milyondan fazla insan gıda yardımıyla yaşamak zorunda kalmıştır. Okyanuslardaki aşırı sıcaklık nedeniyle dünyadaki mercan kayalıklarının %30'u beyazlayarak ölmüştür.