Konya
Kapalı
21°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
46,1271 %0.01
53,2876 %0.05
6.418,81 % -0,01

KARAKTERİNİZİ BAŞKALARININ OYUNCAĞI ETMEYİN

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Öz: Bir şeyin en önemli, en temel ve asli kısmı anlamına gelir.

İnsan için kullanıldığında ise karakteri, benliği ve iç dünyasını ifade eden derin anlamlar taşır.

 

Aslında öz konusu oldukça derin bir meseledir ve birçok farklı açıdan ele alınması icap etmektedir. Fakat ben yine insanı merkeze alarak düşüncelerimi sizlerle paylaşmayı uygun gördüm. Çünkü insanoğlunun yaşamında göz ardı ettiği, geri plana attığı ve zamanla kaybetmeye başladığı bazı gerçekler bulunmaktadır. Bu gerçeklerin başında da insanın kendi özünden uzaklaşması gelmektedir.

 

Neden özellikle insandan bahsettiğimi soracak olursanız, insanoğlu hayatın merkezinde olduğunu düşünmekte ve çoğu zaman elinde tuttuğu gücü bilinçsizce kullanmaktadır. Kendisini geliştirmek yerine başkalarının düşünceleri doğrultusunda hareket etmeyi alışkanlık hâline getiren insanların sayısının artması da bunu açık biçimde göstermektedir. İnsan özünü kaybetmeye başladığı anda kendi karakterini ikinci plana atmakta, zamanla başkalarının yön verdiği bir hayatın içerisinde sürüklenmektedir.

 

Yaratan, başta insanoğlu olmak üzere bütün canlılara yaşamlarını sürdürebilmeleri için bu eşsiz kainatı bahşetmiştir. Fakat buna rağmen insanoğlu çoğu zaman yalnızca kendisini düşünmekte, diğer canlıların yaşam hakkını hiçe sayarak hareket etmektedir. Bu durum insan karakterinde göz ardı edilmemesi gereken büyük bir zayıflığın göstergesidir. Çünkü insan özünden uzaklaştıkça vicdanını kaybetmeye, vicdanını kaybettikçe de çevresine zarar vermeye başlamaktadır.

 

İnsan özünü kaybettiği anda, kökü zayıflamış bir ağaca döner. Nasıl ki içten çürümeye başlayan bir ağaç en küçük rüzgârda bile çatırdamaya başlıyorsa, karakterinden ödün veren insan da hayatın zorlukları karşısında ayakta durmakta zorlanacaktır. Bunun meydana gelmemesi için insanın kendi kimliğini koruması, şahsiyetinden taviz vermemesi ve kendisini yönlendirmek isteyenlere karşı bilinçli hareket etmesi gerekmektedir.

 

Çünkü günümüzde bazı insanlar karşısındaki kişilerin sessizliğini zayıflık olarak görmektedir. “Nasıl olsa ses çıkarmaz.” düşüncesiyle hareket eden bu kimseler, insanların karakterini baskı altına almayı kendilerine hak görmektedir. Eğer insan kendi özünü koruyamazsa, karşısına çıkan herkes onun hayatına yön verebileceği inancına kapılacaktır. İşte bu yüzden kişi önce kendi benliğini muhafaza etmeyi öğrenmelidir.

 

İnsan hayatındaki kayıpların büyük bir kısmı sebepsiz değildir. Yanlış tercihler, bilinçsiz davranışlar ve başkalarına özenerek yaşama düşüncesi insanı zamanla kimliğinden uzaklaştırmaktadır. Özellikle günümüzde birçok insan, kendi karakterini geliştirmek yerine başkalarına benzemeyi ilerlemek zannetmektedir. Oysa taklit edilen hayatlar insana geçici bir görüntü kazandırır; fakat sağlam bir karakter kazandıramaz.

 

Bu nedenle insanın kendi düşüncesini oluşturması ve kendi yolunu çizebilmesi büyük önem taşımaktadır. Başkalarının çizdiği rotalarda yürümeye alışan insanlar zamanla kendi kararlarını veremez hâle gelirler. Böyle bir durumda ise şahsiyet zayıflamaya, insan kendi benliğinden uzaklaşmaya başlar.

 

Öz konusu yalnızca insanla sınırlı değildir. Bitkilerden hayvanlara kadar bütün canlıların yaşamında özün önemli bir yere sahip olduğu göz ardı edilmemelidir. Nasıl ki bir ağaca su verilmediği zaman ondan büyüyüp gelişmesi beklenemezse, bilgiyle beslenmeyen bir insan zihninin de sağlıklı şekilde gelişmesi mümkün değildir. Fakat burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta bulunmaktadır. İnsan zihni her bilgiyle değil, kendisini ileriye taşıyacak doğru bilgilerle beslenmelidir.

 

Bir ağacın gerektiği şekilde büyüyebilmesi için suyunun, gübresinin ve ihtiyaç duyduğu minerallerin verilmesi nasıl önemliyse, insanın da kendi zihnini ve karakterini doğru düşüncelerle beslemesi aynı derecede önemlidir. Çünkü ihmal edilen her şey zamanla güç kaybetmeye başlar. Bu durum yalnızca insanlar için değil, diğer canlılar için de geçerlidir.

 

Hayvanlar üzerinden düşündüğümüzde de aynı gerçeği görmek mümkündür. İnsanların faydalandığı canlılara gereken özeni göstermemesi büyük bir bilinçsizliktir. Örneğin bir ineğin hem sütünden hem etinden hem de diğer imkânlarından yararlanılmak istenmektedir. Fakat buna rağmen o hayvanların bakımında gerekli hassasiyetin gösterilmediği zaman zaman görülmektedir. Daha sonra ise insan kendi hatasını görmek yerine suçu hayvana yüklemeye çalışmaktadır.

 

Oysa yeterince beslenmeyen bir hayvandan yüksek verim beklemek doğru değildir. İnsan burada önce kendi eksikliğini görmeyi öğrenmelidir. Çünkü gereken ilgi gösterilmeden fayda beklemek, bilinçsizliğin en açık örneklerinden biridir.

 

Aynı durum yarış atları için de geçerlidir. Bir atın gerekli tedavileri yapılmadan yarışa sürülmesi ve ardından ondan derece beklenmesi doğru olmaz. Fakat insanoğlu çoğu zaman kendi yanlışlarını görmek yerine başarısızlığın sebebini başka yerlerde aramaktadır. Halbuki beklenen sonuca ulaşmanın yolu, önce gereken şartları yerine getirmekten geçmektedir.

 

Aslında anlatmak istediğim mesele yalnızca insanı eleştirmek değildir. Buradaki temel düşünce, faydalanmayı beklediğimiz her şeye gereken değeri vermemiz gerektiğidir. İnsan kendi özünü korumadığı zaman nasıl zayıflıyorsa, ihmal edilen her canlı da zamanla güç kaybetmeye başlamaktadır.

 

Bu yüzden insan önce kendi karakterine sahip çıkmalıdır. Başkalarının yön verdiği bir hayatın peşinden gitmek yerine kendi düşüncesini oluşturmalı, kendi yolunu çizebilmelidir. Çünkü insan özünü kaybettiği anda yalnızca karakterini değil, inancını, duruşunu ve hayata bakışını da kaybetmeye başlar.

 

Hayatta yapılan yanlış tercihlerin insanı telafisi zor kayıplarla karşı karşıya bırakabileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle kimliğimizi korumak, bilinçsiz düşüncelerin zihnimizde yer edinmesine izin vermemek büyük önem taşımaktadır. İnsan önce kendisini tanımalı, ardından hayatına yön vermeye çalışanlara karşı kendi iradesini koruyabilmelidir.

 

Son olarak şunu söylemek istiyorum: İnsan kendi özünü koruyabildiği müddetçe güçlü kalabilir. Başkalarının düşünceleriyle şekillenen bir hayat ise insanı zamanla kendi benliğine yabancılaştırır. Bu yüzden hem kendi karakterimize sahip çıkmalı hem de bizi biz yapan değerlerden uzaklaşmamalıyız. Çünkü özünü kaybeden insan, bir süre sonra kendi hayatının bile yabancısı hâline gelir.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız