NAFAKAYLA İLGİLİ TARTIŞMALAR
YENİ DÜZENLEME TÜRKİYE SOSYOLOJİSİNE UYGUN OLACAK MI?
Türkiye’de yıllardır boşanma aşamasındaki çiftleri meşgul eden ve son dönemde medyada da sıklıkla tartışma konusu olan o kronik meselede geçtiğimiz günlerde tarihi bir viraj dönüldü. Anayasa Mahkemesi, Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde yer alan ve boşanan eşe ömür boyu yükümlülük getiren “süresiz nafaka” ibaresini oy çokluğuyla iptal etti.
Bu karar, yıllardır süregelen kördüğümü çözmek için yargı kanadından atılan en radikal adım. Ancak bu bir son değil, asıl tartışma şimdi başlayacak.
Türkiye'de her yıl ortalama 170 bin ile 180 bin arasında boşanma gerçekleşiyor. Boşanma davalarının genelinde kadınların yaklaşık %30 ila %40'ı lehine yoksulluk nafakasına hükmediliyor. Nafaka talebinde bulunan veya kendisine nafaka bağlanan kadınların %50'den fazlasının hiçbir geliri bulunmuyor.
Yaklaşık %5'inin düzenli bir geliri yok, geri kalanların büyük bir kısmı ise asgari ücret veya altında rakamlarla geçinmeye çalışıyor.
Ancak kamuoyunda yaratılan "kadınlar nafakayla keyif sürüyor veya çalışmıyor" algısının aksine, hükmedilen yoksulluk nafakalarının çok büyük bir oranı açlık sınırının dahi çok altında kalıyor Ağırlıklı olarak asgari ücretin 4'te 1'i ila 5'te 1'i oranında sembolik rakamlar söz konusu.
Öte yandan mahkemelerin hükmettiği nafakaların sadece %20 ila %25 civarı düzenli ve tam olarak ödeniyor.
NAFAKADA YENİ FORMÜL NE OLACAK?
AYM, iptal hükmünün yürürlüğe girmesi için Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne 9 aylık bir süre tanıdı. Adalet Bakanlığı’nın da üzerinde titizlikle çalıştığı ve önümüzdeki süreçte Meclis takdirine sunulacak yeni Yargı Paketi’nin detayları da yavaş yavaş netleşiyor.
Masadaki en güçlü formül: Evlilik süresine göre kademeli nafaka sistemi.
Çok kısa süren evliliklerde, bir tarafın ömür boyu maddi yükümlülük altında kalması engellenecek. Nafaka, evlilik süresiyle orantılı ya da belirli bir tavan süreyle sınırlandırılacak.
Çocukların büyütüldüğü uzun süreli evliliklerin ardından yaşanacak boşanmalarda ise tarafların (özellikle ev hanımlarının) mağdur olmaması için daha uzun vadeli ya da esnek koruma kalkanları devreye sokulacak.
MADALYONUN İKİ YÜZÜ: ARTILAR VE EKSİLER
Süresiz nafakanın kaldırılması kararı toplumu ikiye böldü. Çok iyi bir karar olduğunu düşünen de var, uygulamanın kadınlar için bir felaket olduğunu söyleyen de… Tartışmanın her iki tarafının da kendine göre oldukça güçlü argümanları var.
Süresiz nafakanın kaldırılması yeni hayat kurmanın önündeki engelleri de kaldırıyor.
Birkaç ay evli kaldıktan sonra ömür boyu eski eşine para ödemek zorunda kalan nafaka yükümlülerinin ekonomik ve psikolojik olarak yeni bir aile kurmasının önü bu sayede açılmış oluyor.
Ömür boyu nafakanın kötüye kullanımı da engelleniyor. Sırf nafakayı kaybetmemek için fiilen başkasıyla evli gibi yaşayıp resmi nikah yapmayanların neden olduğu suiistimallerin önüne geçilmesi hedefleniyor.
YENİ DÜZENLEME KADINLARI GÜVENCESİZ VEYA ŞİDDET MAĞDURU YAPAR MI?
Peki süresiz nafakanın kaldırılmasının eksileri neler? Tam bu noktada kadın kuruluşları bazı risklere dikkati çekiyor.
Güvencesizlik riski en önemli sorun. Boşanma sonrası hiçbir geliri, mesleği veya sosyal güvencesi olmayan dezavantajlı eşin derin bir yoksulluğa sürüklenmesi mümkün.
Bir başka risk, kadının şiddet döngüsüne ve kötü evliliğe mahkûm olması. Maddi güvencesi olmayan kadınların, nafaka hakkının sınırlandırılması korkusuyla şiddet gördükleri evlilikleri bitirmekten çekinebileceği sıklıkla dile getiriliyor.
DÜNYADA NAFAKA UYGULAMASI NASIL?
Biz bu tartışmaların henüz çok başındayken, dünya genelinde modern hukuk sistemleri nafakayı çoktan bir "ömür boyu tazminat" olmaktan çıkarıp bir geçiş yardımı haline getirdi.
Almanya ve Fransa’da nafaka prensip olarak süreli. Amaç, boşanan eşin kendi ayakları üzerinde durabileceği zamana kadar ona ekonomik bir geçiş süreci sağlamak. Bu sırada eşlerden birinin iş bulması veya mesleki eğitim alması destekleniyor.
İngiltere ve ABD’de nafaka süreleri evliliğin yılına, tarafların yaşlarına ve gelecekteki kazanma potansiyellerine göre hakim tarafından matematiksel formüller ve geniş bir takdir yetkisiyle belirleniyor. Süresiz nafaka, yalnızca çok istisnai durumlarda (ileri yaş, ağır hastalık vb.) uygulanıyor.
TÜRKİYE’NİN SOSYOLOJİK GERÇEĞİ EV EMEKÇİSİ KADINLAR
Bu kararın kağıt üzerindeki doğruluğunu ya da yanlışlığını tartışırken Türkiye'nin sosyolojik gerçeklerini göz ardı edemeyiz. Ülkemizde kadınlar iş hayatında ve evlilik içinde homojen bir yapıda değiller. Dolayısıyla kararın iki farklı kadın profili üzerindeki yansıması da taban tabana zıt olacak.
Ev hanımları açısından durum daha kritik ve endişe verici. Türkiye’de toplumsal yapı gereği milyonlarca kadın, evlendikten sonra iş hayatından çekilip ömrünü çocuk yetiştirmeye ve ev işlerine vakfediyor. Yıllar sonra boşanma aşamasına geldiğinde ise bu kadınların ne güncel bir mesleki tecrübesi ne de ekonomik gücü oluyor.
Süresiz nafakanın tamamen kaldırılması, hiçbir sosyal devlet güvencesi sunulmadığı takdirde bu kadınları büyük bir çıkmaza sokabilir. Meclis’in yapacağı düzenlemede "ev emeği" göz önünde bulundurulmalı; gerekirse nafaka süresi bitse bile devlet destekli fonlar veya sosyal yardımlar devreye girmeli.
İş hayatındaki kadınlar açısından durum sorunsuz. Eğitimli, çalışan ve kendi ekonomik özgürlüğüne sahip kadınlar için bu karar aslında toplumsal cinsiyet eşitliğinin doğal bir parçası olarak görülebilir. Kadının iş gücüne katılımının yüksek olduğu modern toplumlarda nafaka, bir bağımlılık ilişkisi olmaktan çıkıyor. Yeni düzenleme, çalışan kadınların boşanma süreçlerindeki gereksiz çekişmelerini azaltabilir ve tarafların birbirini yıpratmadan, daha adil ve hızlı bir şekilde kendi yollarına gitmelerine imkan tanıyabilir.
YENİ DÜZENLEME İKİ TARAF İÇİN DE ADİL OLMALI
Anayasa Mahkemesi’nin kararı, bir tarafın ömür boyu süren mağduriyetini bitirmek adına atılmış önemli bir adım. Ancak bu adım atılırken diğer tarafta yeni mağdurlar yaratılmamalı.
Önümüzdeki 9 ay boyunca TBMM’nin önündeki en büyük görev; ne erkekleri ömür boyu prangaya vuran ne de kadınları boşanma sonrası açlığa ve güvencesizliğe terk eden, Türkiye'nin gerçeklerine uygun, esnek ve vicdani bir terazi kurmaktır. Adalet, ancak iki kefenin de dengede durmasıyla sağlanır.