Konya
Açık
13°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,7122 %0.2
52,6171 %0.26
6.804,11 % -0,13
Ara

MİLYONLAR ARA ÖDEME BEKLİYOR AMA SİZİN BU KONUDA ÜMİDİNİZ VAR MI?

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

İlkbaharın ortasında, Nisan’ı da ortalayarak zamanı hızla yaşamaya devam ediyoruz.
Zamanın su gibi akıp geçmesinden ne zaman sabah ne zaman akşam oldu demekten, bugün hafta başı, ne zaman hafta sonu geldi demekten son derece mutluyum.

Bu duruma şükrediyorum.
Çünkü birebir yaşayarak biliyorum ki iki yer vardır ki orada asla zaman akıp geçmez.
O iki yerde zaman durmuştur.
Hatta orada saat bile yoktur.
Siz zamanı bilemezsiniz.
Sabahı, akşamı göremezsiniz.

Neresidir o iki yer?
HASTANE ve HAPİSHANE.

Cenab-ı Allah’ım düşmanımızı bile buralara düşürmesin.
Düşenleri de bir an önce kurtarsın inşallah.

….

Bizler gibi sağlıklı, özgür, bağımsız insanlar için bu zaman su gibi akıp geçerken tek yapmaya çalıştığım iş; şehri, şehrin insanını iyi gözleyebilmek, iyi toplumsal analizler yapabilmek.

Mesela dün sabah 08.00’de evden çıktım, 10.30’da gazetede idim.
Birebir bir devlet hastanemizin koridorlarında dolaştım.
Acillerine baktım.

İki büklüm kıvranan insanlarımızdan gün doğar doğmaz kendisini odadan atan refakatçilerin hâlini seyrettim.
Demek ki sabaha kadar öylesine bunalmışlardı ki üzerlerine bir hırka dahi almadan, ayaklarına çorap dahi giymeden kendilerini hastanenin bahçesine atıyorlardı.

Sigaralarını, çaylarını içerken etrafa sadece boş boş bakıp derinlere dalıyorlardı.

…………………

Evde hanım ile kahvaltı yapmıştım ama hastanenin karşısındaki simitçi önünde araçların park kuyruğuna girdiğini görünce oraya takıldım.
Simitçiye girenleri, çıkanları seyrederken bu kez nefis bir kara simit kokusu burnumun direğini sızlattı.

Uzun zamandır kara simit yemiyordum.
Canım çekti.
Zar zor müsaade isteyerek içeri girdim.

İçeride sadece kara fırın simidi yoktu ki; ne istersen çeşit çeşit simitler, börekler…
İçeride yer yoktu.

Bir aile dikkatimi çekti:
Karı koca ve iki evlatları…
Yiyecek olarak ne aldılar bilmiyorum ama ellerinde de iki kahve vardı.
Tam 480 TL hesap ödediler.

Vayyyy… Anasına bak! Simit, kahve için 480 TL, yani 500 TL. Benim için çok büyük para idi.

………..

Bu arada zamanla yarıştığı belli, telaşlı bir moto kuryeci siparişleri için görevli kızı sıkıştırıyordu.
Bir gözü elindeki telefonda siparişleri kontrol ediyor, bir gözü kızın hareketlerindeydi.

Simitçi dükkânından üç ayrı paket sipariş aldı ve hızla çıktı.
Demek ki sabahleyin simit ya da börek için evinden çıkmayan, sipariş veren aileler varmış.
Pazar keyfi yapan ailelerimiz…

……………….

Sonra marka olmuş bir çorbacının önünde park ettiğim için arabanın içerisinden çorbacıya giren aileleri, camın önündekileri ve dışarıda oturan, karınlarını doyuran sevgilileri, aileleri izledim.

…………….

Konya’nın, Konyalının üç neslini çok iyi görebiliyordum.
Zaman nasıl akıp geçiyordu.

Muhafazakâr, inançlı, yokluk ve yoksulluk içerisinden bugünlere gelen insanlarımızı ama bu güzel günlerin kıymetini bilmeyenleri düşündüm.

Aman ha yanlış anlaşılmasın.
Ben hâlâ gelenekçi yapıma sıkı sıkıya sarılıp zamana direnmeye çalışsam da benim de çok şükür oğlum, kızım, gelinim, damadım var.

Onlar da zaman zaman üzülerek izlediğim evlatlarımız gibi davranabiliyorlar.
Niye?
Çünkü bütün kabahat benim.

Onlar bizim çektiğimiz yokluğu, yoksulluğu görmesinler diye; onlar yağmuru, karı, ayazı yemesinler diye kol kanat olduk, oldum.

Doğru mu yaptık, yanlış mı yaptık?
Hâlâ bu sorunun cevabını bilemiyorum.

Hâlâ giydiğim yamalı çoraplar gözümün önünde.

………………

Niye yazımıza böyle bir giriş yaptım?

Mesela bizi “TIRI VIRI YAZILAR YAZIYORSUN, YALAKASIN, REKLAMCISIN…” diyen okurlarımız istiyorlar ki;
“İnsanların hâli perişan.
Emekli sürünüyor.
Asgari ücretli artık açlık sınırında.
İşsizlik had safhada…” diye başlıklar ile başta ekonomi olmak üzere adaletten eğitime, spordan sağlığa eleştirel yazılar yazmamı bekliyorlar.

Ben de sık sık diyorum ki sizin dediklerinizi yazmam için bizim yeniden ESKİ TÜRKİYE’ye dönmemiz gerekir.
O ESKİ TÜRKİYE artık tarih oldu.
Artık YENİ TÜRKİYE’deyiz.

YENİ TÜRKİYE’de o sizin dediğiniz düzen yok.
Ve dolayısıyla da öyle bir basın yok, öyle bir gazetecilik yok.

…………..

Evet, hepimizin en büyük sorunu PARA… Dolayısıyla EKONOMİ.

Hele hele savaşın ardından, savaş bahanesi ile yapılan zamlar…
Daha da yapılacak olan zamlar…

Ülkenin büyük bir kesimini perişan edecek.
Daha da perişan olacağız.

Ve bugünlerde özellikle sol basında, sol kesimde muhalif olanların “ARA ZAM” söylentileri inanın hikâye gibi.

ARA ZAMMI istemeyenin başta ben iki gözü birden çıksın.
Ama “ARA ZAM” diye beklentiye girmek çok büyük bir hayal ürünü.

Zaten ezilen, aç ama onurlu kesim ağzını açamıyor.
Bu kesim asla “AÇIM” diyemez.

Bunu çok iyi bilen büyüklerimiz de yola devam diyorlar.

Onun için biz de boşuna ara zam diye beklentiye girmeyelim.
Hastanede ve hapishanede olmadığımız için yatalım kalkalım hâlimize şükredelim.

………………..

KONYA YENİ
PROJELERLE
TANIŞIYOR

Yerel bir gazeteci olduğumuz için koşturmaya devam ettik.
Hafta sonu yine şehri turladık.

Bir ara 40 küsur yıldır tanıdığım Veli Öncan abimizi bir ziyaret edeyim dedim.
Çünkü Veli Abi çok ciddi bir rahatsızlık geçirmişti ama şimdi maşallah çok iyi.

Gittim ama Veli Abi yoktu.
Yakışıklı evlatları Mehmet Bahadır Öncan ve Uğur Öncan ile oturduk, sohbet ettik.

Veli abimizin dünyası otomobildi.
Ama şimdi bu iki yakışıklı, karizmatik, akıllı insanın inşaat işine girdiklerini öğrendim.

Öncan kardeşler, genç iş adamı Ali Kervan ile birlikte MARKA PRIME-2 Aslım projesini hayata geçiriyorlarmış.

Gelen giden ziyaretçi çok olduğu için bu konuda tam bilgileri alamadım.
Ama bu genç, başarılı insanların yeni projelere girmeleri, şehre bir şeyler kazandırmaları ile inanın çok mutlu oldum.

İnşallah çok başarılı olurlar.

……………….

NALÇACI’DA YIKIM
HIZLANIYOR

Konya’da tarihi Nalçacı sil baştan olacak diye bu satırlarda Konya’da ilk biz yazmıştık.
O günden sonra bazı kesimlerden linç yedik.

Niye?
Burada oturan yüzlerce aile var.
Bu ailelerin evi yıkılırsa üzerine para verip oturacakları bir ev sahibi olmaları mümkün değil.

Biraz daha ilerlersek bu bölgede yüzlerce esnaf var.
Hem de zor durumdaki esnaflar.

Onlar ayaklandı.
Biz sindik.

Ve Başkan Uğur İbrahim Altay’ın yüksek sesle açıklamasının ardından Nalçacı’da yol üzerinde ilk yıkım gerçekleşti.
Bunu da yıkım başlamadan bu sütunlarda sizlerle paylaştık.

O gün bir idi.
Buyurun, yolun üzerinde bu da iki.

Yine yazalım.
Ama iki yılda, üç yılda, beş yılda… eski Nalçacı sil baştan yenilenecek.
Demedi demeyin.
Özellikle de kızmayın.

………………….

KONYA İÇERİKLİ
YENİ BİR
ROMAN YAZILMIŞ

Hafta sonu Konyaspor maçına gidinceye kadar İstanbul’dan, Trabzon’dan, farklı ilçelerimizden misafirlerimiz vardı.
Bu misafirlerimizden birisi de Ayşegül Uysal isimli hanımefendi idi.

Ayşegül Hanım iki kitabını hediye etti.

Bunlardan birisi çok ilginç idi.
“SIRLAR AVLUSU” isimli kitabı, romanı Konya üzerine imiş.

Okumadım.
Dahası okuyacak vaktim yok.
Ama okuyacağım inşallah.

Ayşegül Hanım ve ziyaretimize gelen arkadaşları ile Konya ve edebiyat üzerine sohbet ettik.
Konya için yapılan, yazılan her şeyin tarih adına güzel bir eser olduğuna dün bir kez daha mutlu bir şekilde şahit olduk.

……………

Konya zor şehir.
Konyalıyı çözmek çok zor.
Ama eninde sonunda sabırla, zamanla iyi şeyler olacağına inanıyorum.

İnşallah yanılmam.
Yanılmayız.

………………..

GÜNÜN OKKALI SÖZÜ

Kitap, hiç solmayacak çiçektir.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Kule Site kavşağında yayalara kırmızı ışıkta kontrollü geçiş işini net kırmızı ya da yeşile döndürdüğümüz zaman daha iyi adam oluruz.

Yorumlar
Z
Ziyaretçi 21 saat önce
Tamam abi hastanede ve hapishanede olmadığımız için hâlimize şükredelim de, o ayrı ekonominin içinde düştüğü durum ayrı. Sapla samanı karıştırma. Milyonlar aç geziyor.
BEĞENME
0
CEVAPLA
Z
Ziyaretçi 13 saat önce
@Ziyaretçi Ugur bey bence siz analiz yapmıyorsunuz analiz böyle yapılmaz analiz yapıyormuş gibi görünmeye çalışıyorsunuz gerçekleri herzamanki gibi kendi ifadenizle yazamam diyorsunuz onun için bu makalenin özüne baktığınız hikaye anlatmış oluyorsunuz dolaysıyla okuyucularınız size halk tabiriyle tırı vırı yazılar diye sitem edince tepki vermeniz doğru değil syg
BEĞENME
0
Z
Ziyaretçi 12 saat önce
macarist6an da 16 yıllık orban devrildi
BEĞENME
0
Z
Ziyaretçi 8 saat önce
@Ziyaretçi dede bazen zirvaliyosun
BEĞENME
0
Z
Ziyaretçi 17 saat önce
Vallahi ben şahsım adıma söyleyeyim bu akepeden bir şey beklemiyorum. Bir an önce hayırlısıyla tarihe karışmalarını temenni ediyorum.
BEĞENME
0
CEVAPLA
Z
Ziyaretçi 11 saat önce
@Ziyaretçi daha vahim olanı yerine gelenlerin de mevcut durumu asla değiştiremeyecek olması gerçeği...
BEĞENME
5
Z
Ziyaretçi 11 saat önce
@Ziyaretçi Günaydın
BEĞENME
0
Z
Ziyaretçi 8 saat önce
OYUM ZAFER PARTİSİNE
BEĞENME
0
Z
Ziyaretçi 17 saat önce
Nalçacıdaki yıkımlar olurken nalçacı caddesi kapatılsa daha güvenli bir yıkım omaz mı Uğur abi,böyle çok tehlikeli sanki
BEĞENME
0
CEVAPLA
Z
Ziyaretçi 16 saat önce
Geçim yoksa SEÇİM!!!
BEĞENME
0
CEVAPLA
Z
Ziyaretçi 12 saat önce
Sürekli hastane ve hapishane yazarak davetiye çıkarıyorsun Uğur Özteke. Bir adama 40 kere deyim derseniz delirirmiş. Sakın haaa. Hastaneye yatılır, hapishaneye düşülür. Biraz dikkat.
BEĞENME
0
CEVAPLA
Z
Ziyaretçi 7 saat önce
@Ziyaretçi bir adamın zikri neyse fikri odur yani kalbi diline vurur derler içinde belki fırtınalar kopuyor bilemezsiniz vicdanen insan hür ve özgür olsun enönemliside Allaha vereceğimiz hesap Kula değil
BEĞENME
0