Konya
Hafif yağmur
9°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,3580 %0.02
51,5926 %0.07
6.394,28 % 0,28
Ara

PATATES KUYRUĞU SOĞAN KUYRUĞU ALTIN KUYRUĞU

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

İran-İsrail, ABD savaşıyor mu oyun mu oynuyorlar? 

Trump dünyayı nasıl trollüyor?

Vallahi dünya oturmuş öyle bir tiyatro seyrediyor ki

Kimse ne seyrettiğinin bile farkında değil.

Birbirlerine füzeler bombalar attılar.

Yüzlerce öğrenci kızlardan yüzlerce sivil öldü.

Kimsenin umurunda değildi

Ta ki biri elektrik santrallerini vururum dedi

Diğeri su arıtma tesislerini vururum dedi

TAAAAK diye görüşme masaya oturma palavraları başladı.

Böyle insanlık bitsin

Binlerce çoluk çocuk yaşlı genç kadın erkek insan ölsün 

Kimsenin umurunda değil.

AMAAAA ülkelerini yönetenler için yeter ki elektrikler kesilmesin sular aksın.

Tarih boyunca okuduğumuz

Zaman zaman gördüğümüz 

DÜNYAYI YÖNETEN PARA SİSTEMİ için

İNSANLIĞIN CANIN HİÇ BİR ÖNEMİNİN olmadığını bir kez daha yaşıyoruz.

Biraz akıllı olanımız bu yalan dünyanın ne kadar boş ve yalan olduğunu anlıyor değil mi?

Tekrar tekrar diyorum ki HASTANE ve HAPİSHANE yoksa bu hayat hiçbir şey için çabalamaya yırtınmaya değmez.

PARANIZ olsa ne yazar?

FABRİKALARINIZ olsa ne anlamı var?

Sağlınız ve özgürlüğünüz yoksa bizim hayatımızda küçük küçük tiyatrolar perdeler.

Asırlardır bu sistemi değiştiremeyenler bundan sonra da 

Size, bize ya da milyonlara BEN DEĞİŞTİRECEĞİM diye ortaya çıkarsa o da YALAN

Dünya sistemi mağara devrinden sonra böyle başlamış böyle gidiyor böyle de gidecek işte.

Gelin evimizde işimizde yiyecek ekmeğimiz varsa sağlıklı nefes alıp istediğimiz yere sokağa caddeye elimizi kolumuzu sallaya sallaya gidip gelebiliyorsak en büyük nimet budur.

Ve bunu yapan insanda en şanslı insandır.

GÖRDÜĞÜMÜZ

KUYRUKLARA

ALTIN KUYRUĞUNU

EKLEMİŞ OLDUK

Benim çocukluğum Meram’da ki Tapu’nun olduğu bölgedeki ET BALIK KURUMU’nun önünde bir kilo ucuz kıyma alabilmek için geçti.

Ramazan’da yazın sıcağında kışın yağmurun altında saatlerce bir kilo kıyma için sırada beklerdim.

Tek bir duam tek bir hedefim vardı, kuyrukta sıranın bana gelmesi o kapıdan içeriye adımımı atabilmek.

Avucumda sıkıca saatlerdir sakladığım parayı verip o bir kilo kıymayı aldım mı sanki dünya benim olurdu?

Yine babamla İhsaniye’deki petrol istasyona doğru sıra bekleyen onlarca aracın arkasında kuyruğa girerdik

Niye?

Benzin alabilmek için.

Adım adım ilerlerken rahmetli babam asla marşa basmazdı,

Çünkü kontağı çalıştır kapat israftı.

Babam direksiyona geçer ben arabayı iteklemeye çalışır adım adım pompaya doğru saatlerce beklerdik.

Benzini aldıktan sonra babamın eve öyle bir dönüşü olurdu ki

Sanırsınız rahmetli babam uçak kullanıyormuş gibi keyifli olurdu 

…………..

Zaman içerisinde kendime şöyle bir dünya kurdum.

Aç kalırım.

Yemem.

Binmem.

Ama o kuyruğa da girmem.

………….

Çünkü kuyruk denildiği zaman çocukluk kabuslarım gözümün önüne geliyor dengem kayıyor psikolojim bozuluyordu 

Mesela asla Ramazan da bile öyle pide kuyruklarına girmem.

Çünkü ömrün rahmetli anamın külah yaparak elime verdiği susam çörek ve iki yumurta ile kara fırında sıcak pide kuyruğunda boyumun dahi yetişmediği tezgahın üzerine sünmek ile geçti.

Yemem arkadaş sıcak pideyi ölsem de yemem. 

Yemiyorum. 

Ye-me-ye-ce-ğim-de.

Üç günlük evdeki normal ekmek ile iftarımı açarım ama asla o sıcak pide kuyruğuna girmem.

………………….

Ama önceki gün saat 17.50 sularında bir bürokrat abimin attığı şu fotoğrafları görünce önce mallaştım.

Fotoğraflara baktıktan sonra konuyu sordum

Abimiz şöyle diyordu

“Vatandaş altın kuyruğunda

Kuyruk iş merkezinin bir ucundan Maliyenin önüne kadar uzamış durumda”

……………..

Salaklaşmıştım yaa

Abimize tekrar sordum

“Abi bu millet ne yapıyor?

Altın mı alıyor

Yoksa altın mı satıyor?”

…………..

“Abim altın ucuzladı yaaa

Herkes altın alıyor” 

……………

Tekrar sordum

“Abi bu fotoğrafları ne zaman çektiniz gündüz mü oldu bu kuyruk?”

-“Hayır abim şu anda çektim.

Saat 17.50”

………………

Yuh dedim. Yuuuuh.

……………..

Et Balık kurumunun önünde piyasaya göre ucuz bir kilo et alabilmek için başlayan ömrümde bedava desinler eğer o kuyruğa girenin …….

……………..

Meğer bu ucuz altın işi o kadar hızlı yayılmış ki.

Dün sabah kahvaltı yapıyorum.

Hatun demez mi?

“Paran var mı?”

-Ne olacak?

“Altın ucuzlamış hayatım”

-Eeee bize ne

“4 gram altın borcum var.

Paran varsa alsan da borcumu ödesem”

………………………

Ey büyük Allah’ım bu kadar büyük ne günah işledim?

Ülke batıyor mu?

Ülke uçuyor mu?

Bilemiyorum.

Ben bilemiyorum

Et Balık kuyruğundan altın kuyruğuna 

……………

Bu satırları yazarken haber kanalları Kapalıçarşı’dan canlı yayınlar yapıyorlar

İstanbul’da altın kuyruğunda

……………

Şimdi bunları gören duyan Mr. Şimşek Sayın Cumhurbaşkanımıza diyecek ki

“Sayın Başkanım.

Emekli işçi sabit gelirli işsiz tok tok… 

Bu millette öyle bir para var ki ben ceza kese kese vergi ala ala hakkından gelemiyorum

Altın ucuzladı diye sarrafların önünde döviz ofislerinin önünde metrelerce kuyruk oluştu efendim

Siz muhalif basının yaygarasına bakmayın.

Bayramda emekliye bayram ikramiyesini bile artırmadığımız çok iyi oldu

Bakın iki gün yaygara yaptılar sonra dünya turuna çıktılar

Sayın Başkanım bu millet çok para var.

Para vermeyelim aman ha” diyecek.

Mr. Şimşek’e bile yeni malzeme verdik yaa

Ne diyeyim ben size.

……………….

NEYSE TURİZMCİLERİN

YÜZÜNÜ İSPANYOLLAR 

GÜLDÜRECEKMİŞ

Önceki gün şu haberi okudum

“Geçtiğimiz yılın aynı döneminde 20 bin 987 olan İspanyol turist sayısı, sosyal medyada yapılan paylaşımların da etkisiyle 27 bin 255'e yükseldi.

İspanya'dan Türkiye'ye yönelik turist akışı 2026 yılının başında büyük bir artış gösterdi. Şubat 2026'da İspanyol turist sayısı %23 artarak 27.255'e ulaştı ve son 10 yılda gelen ziyaretçi sayısı 4 katına çıktı. İstanbul, Antalya ve Kapadokya'yı tercih eden İspanyollar, kültürel ve tarihi zenginlikler nedeniyle Türkiye'ye rekor düzeyde ilgi gösteriyor. 

Türkiye'ye 450 binden fazla İspanyol turist gelerek rekor kırdı.

İlgi Odakları: İspanyol turistler ağırlıklı olarak İstanbul, Antalya, Ege kıyıları ve Kapadokya bölgesini ziyaret ediyor.

Türkiye ile İspanya arasındaki ilişkiler her geçen yıl güçlenirken, bu yakınlık turizme de yansıdı. Türkiye'yi ziyaret eden İspanyol sayısı artıyor”

………………

HİÇ DEĞİLSE ŞİMDİKİ 

GİBİ AYAKTA UYUMUYORLARMIŞ

Bir dostumun sıkı okurumun benimle paylaştığı şu bilgiyi sizlerle paylaşmak istiyorum

İNSANLAR BİR ZAMANLAR OTURARAK UYURDU

Bugün hepimiz için uyumak demek, uzanmak demek.

Ama bu alışkanlık, sandığımız kadar eski değil.

Orta Çağ’ın sonlarından başlayarak, özellikle 16. ve 17. yüzyıllarda Avrupa’da insanlar çoğu zaman tamamen düz uzanarak uyumazdı. 

Bunun yerine sırtlarını yükselterek, yarı oturur pozisyonda uyumayı tercih ederlerdi.

Bu durum özellikle İngiltere, Fransa ve Almanya gibi ülkelerde yaygındı. 

Dönemin yatakları da buna göre tasarlanmıştı. 

Yastıklar üst üste konur, sırt desteklenir ve kişi hafif dik bir pozisyonda uyurdu.

PEKİ NEDEN?

Bunun en önemli sebeplerinden biri sağlık inancıydı. 

O dönemde insanlar, tamamen düz yatmanın akciğerlerde sıvı birikmesine neden olabileceğine inanıyordu. 

Özellikle verem (tüberküloz) gibi hastalıkların yaygın olduğu dönemlerde, nefes almayı kolaylaştırmak için yarı oturur pozisyon tercih ediliyordu.

Bir diğer neden ise sindirimle ilgiliydi. 

Yemek sonrası tamamen yatmanın zararlı olduğu düşünülüyor, bu yüzden gece boyunca vücudu hafif dik tutmak daha sağlıklı kabul ediliyordu.

Ama mesele sadece sağlık değildi.

O dönemlerde ölümle ilgili korkular da bu alışkanlığı etkiliyordu. 

Bazı insanlar, düz yatarak uyumanın “ölü pozisyonu” olduğunu düşünüyordu. 

Bu yüzden yarı oturur şekilde uyumak, hayatta olmanın bir işareti gibi görülüyordu.

18. yüzyıldan itibaren bu alışkanlık yavaş yavaş değişmeye başladı. 

Tıp bilgisi ilerledikçe, insanların bu inançlarının büyük kısmının doğru olmadığı anlaşıldı. 

Aynı zamanda yatak teknolojisi gelişti, daha konforlu ve düz yatmaya uygun yataklar yaygınlaştı.

19. yüzyıla gelindiğinde ise bugünkü gibi uzanarak uyumak yaygın hale geldi. 

Modern yataklar, yay sistemleri ve ergonomik tasarımlar bu değişimi hızlandırdı.

Bugün bize garip gelen bu alışkanlık, aslında insanların yaşadıkları dönemin şartlarına göre geliştirdiği bir çözümdü.

İnsan değişiyor…

Ama aslında hep aynı şeyi yapıyor:

Bulduğu en iyi şartta hayatta kalmaya çalışıyor.”

…………………

GÜNÜN OKKALI SÖZÜ

Okumak zihni zenginleştirir

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Yağışlı havalarda kaldırım kenarlarında yol kenarlarda ve özellikle kavşaklarda sürücüler su birikintilerine yavaş girip yayaları ıslatmadığı zaman daha iyi ADAM oluruz 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *