Konya
Açık
4°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,0994 %0.09
51,4039 %0.12
7.279,38 % 0,05
Ara

HAYATIMIZA CEHALET YÖN VERMESİN

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Rivayet: Kaynağı netleşmemiş, doğruluğu kesinleşmeden kulaktan kulağa aktarılan söz ya da anlatıdır; hakikatle arasındaki mesafe, aktaranın niyeti ve zamanın süzgeciyle belirlenir.

İnsanoğlu, görmesi gerekenlerle değil; görmek istedikleriyle hayatına yön vermeyi çoğu zaman daha doğru bulmaktadır. Gerçeğin yükünü omuzlamak yerine, işine geleni sahiplenmeyi tercih eden bir zihniyetle hareket eder. Araştırmaya yönelmek yerine, onun bunun cahilce söylevlerine zihninde yer açar; okumakla elde edeceği kazanımlara sırt çevirerek önüne sunulan gerçekleri elinin tersiyle itmekte ısrarcı davranışlar sergiler.

Etrafına yanlış açılardan baktığını anlatmak isteyen her kim olursa olsun, kulaklarını kapamayı mantıklı bir iş olarak görür. Okumanın bir fayda sağlamayacağı fikrini zihnine yerleştirir ve bunu savunur. Oysa bilinmelidir ki insan yaşamındaki en büyük kazanım, okuyarak öğrenmektir. Karıştırılan her kitap, edinilen her bilgi; insanın hem kendisine hem de çevresine fayda sağlamasının anahtarıdır.

Bizim toplumumuzun kaçtığı bir gerçek vardır. Oysa aksine, bu gerçeğin üzerine gidilmiş olsa, hakikatlerle yüzleşmekten korkmak için hiçbir sebep kalmayacaktır. Ancak korkularını yenme fikriyle hareket etmek yerine, cehaletin kucağında kalmayı tercih edenler için bu yol her zaman daha kolay gelmektedir. Cehalet sorgulamaz, yormaz, hesap sormaz; bu yüzden de caziptir.

Özellikle bizim insanımız, okumakla yüz yüze gelmek istemez. “Boş işler müdürlüğü” ile uğraşmak, tabiri caizse kimin eşeği hızlı giderse ona binmek, daha makul ve zahmetsiz görülür. Oysa bir kitap açıp karıştırmaya ayrılan vakit, kulaktan dolma bilgilerle değil; güvenilir kaynaklardan yapılan araştırmalarla aydınlanmış bir hayatın kapısını aralar.

İnsanoğlu, dünyasına vuran ışığı görmezden geldiği müddetçe cehaletin karanlığından kurtulması mümkün değildir. Bana şimdi “Her zaman yanlışlarımızı mı görüyorsun?” diye sorabilirsiniz. Ne yazık ki hayatımızda yer alan iki doğrumuzu, bir yanlış alıp götürmekte; bu da karanlıkların hayatımıza yer etmesinde başrolü oynamaktadır.

Her daim söylüyorum: Gerçekleri araştırma yoluna gidin. Bunun yolu da açıktır; elimize bir kitap almak ve okumak. Bize sunulan bilgileri hiçbir süzgeçten geçirmeden başkalarına aktarmayı tercih edersek, çevremize fayda sağlamak bir yana, zararın parçası oluruz. İlk yapmamız gereken, zihinlerimizi esareti altına almaya çalışan cehaletten kurtulmanın yollarını aramaktır.

Aslında bu yol gözümüzün önündedir. Ancak “okumayı sevmiyoruz” bahanesine sığınmak, kendimize yaptığımız kötülüğü görmezden gelmemizi kolaylaştırmaktadır. Kulaktan dolma bilgilerin doğruluğunu araştırmadan yolumuza devam ettiğimiz sürece, bir arpa boyu yol almamız dahi mümkün değildir.

İnsanoğlu, kaldıramayacağı ağır yüklerin altına girmeyi marifet saymaya devam ettikçe; hayatını idame ettirmesinde öncü olan hakikatlerden ömrü boyunca uzak kalacaktır. İmza atmaktan çekinmediği her yanlışın kendisini karanlığa sürüklediğini görmezden gelirse, uçsuz bucaksız bir kuyuda ömrünü çıkış yolu aramakla harcar.

Bilinen bir gerçek daha vardır: İnsan, karanlığını da aydınlığını da kendi eliyle inşa eder. Karanlığın harcında cehalet vardır. Aydınlığın harcı ise, hiç durmaksızın teşvik edilmesi gereken; pusula olarak kullanıldığında büyük kazançlar sağlayan ilim güneşidir.

İnsanların idrak etmesi gereken en önemli hususların başında, hakikatlerle yüzleşmek ve bu yüzleşmenin hayatına kattığı değerin farkına varmak gelir. Doğruların yanlışlar arasında kaybolmasını istemiyorsak, deve kuşu misali başımızı kuma gömmek yerine etrafımızda olup biteni gözden geçirmek zorundayız.

Bilinçsiz davranışların önüne geçmek için gösterilecek her gayret, insanın kendisine yapacağı en büyük iyiliktir. Bir yaprak misali ezilmek istemiyorsak, önce okuma bilincine kendimiz sahip olmalı; ardından bunu çevremizdeki insanlara aşılamalıyız.

İnsan yaşamının en büyük karanlığı, cehaletin yol açtığı kayıpları görmezden gelmekle oluşur. Yine izlemiş olduğum bir televizyon dizisinden örnek vereceğim. Köylüleri küçümsediğim düşünülmesin; ben de bir köylü çocuğuyum. Ne geldiğim yeri unuttum ne de kimliğimi inkâr ettim.

Dizide, yaşadıkları köy ve hatta ülke için bir şeyler yapmayı düşünen insanlar sözde bir uzay aracı geliştirmeye çalışmaktadır. Ancak köy halkı buna şiddetle karşı çıkar; “uzaylılar köyü basacak” düşüncesini yayarak boş korkularla vakit tüketir. Bu korkuların esiri olarak, cehaletin nasıl zarar verdiğini açıkça gözler önüne sererler.

Eşimle izlerken “cehaletin daniskası” dedim. O da bana şu cevabı verdi: “Film bu, film.” Evet, film; ama cehaletin hayatın her alanında nasıl karşımıza çıktığını görmezden gelmek mümkün değil. Bazen izlediğimiz bir film bile, zihnimizin gereksiz korkularla nasıl meşgul edildiğini anlatmaya yeter.

Sonuç olarak şunu söylemek gerekir: Araştırılmadan, doğruluğu sınanmadan yayılan her bilgi; insanları gereksiz korkulara sürükler. Cehaletin önünü açık tutmak, bize hiçbir kazanım sağlamaz; aksine telafisi zor kayıplara yol açar.

Kulaktan dolma bilgileri bir kenara bırakalım. Araştırarak edindiğimiz bilgileri paylaşalım. Aksi hâlde, fırtınalı denizlerde bilinçsizce yelken açanlar gibi, boğulmamız an meselesidir. Hayatımızı aydınlatmak istiyorsak, attığımız her adımı hesaplayarak; ince eleyip sık dokuyarak atmak zorundayız.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *