Konya
Parçalı bulutlu
4°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,8707 %0.02
51,7195 %-0.01
7.191,54 % 0,12
Ara

HAYAT ZOR AMA DEVAM EDİYOR BİRAZ MORAL ÇOK İYİ OLUYOR

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Ömür öyle hızlı geçiyor ki, biraz kendimizle baş başa kalıp düşündüğümüz zaman şüphesiz herkes geçmişini vicdanıyla değerlendirmek zorunda kalıyor.
Kimimiz ömür, kimimiz hayat diyoruz yaşantımıza.
Ama şöyle bir gerçek var ki zaman su gibi akıp geçiyor.
Ramazan ayına gelince çevremizdeki dostlarımız, gözü açıp kapayıncaya kadar bayramın geleceğini söylüyorlar ve zamanın çok hızlı aktığını ifade ediyorlar.
Bırakın zaman durmaksızın hızla akıp geçsin.
Çünkü bunu yaşayan ve söyleyen insanlar iki büyük nimeti kıskanıyorlar.
Zaman bizim için su gibi hızlı akıp geçiyorsa, zamanın geçmediği insanları hiç düşünüyor musunuz?
Hani hep sık sık söylüyoruz ya; hastane ve hapishane olmasın, gerisi hiç önemli değil diye.
İşte düşünün, empati yapın: Hastanedeki bir insanımız için zaman sizinki gibi akıp geçiyor mu?
Ya Allah muhafaza, hapishanedeki insanlarımız için?
Orada öyle bir kavram dahi yok.
O zaman bırakın zaman su gibi akıp geçsin ve biz bu hıza şükredelim.
Tabii bu zor süreçte hepimizin imtihanı farklı, hepimizin çilesi kendimize göre.
Geçen gün biri yaşıtı söylüyordu:
“Nasıl bir nesiliz ki ihtilaller dâhil her şeyi yaşadık.”
Sağlıklı ve özgür aldığım her nefese şükreden bir insan olarak; yeter ki hastane ve hapishane olmasın, insanoğlu sağlıklı ve özgür olduğu müddetçe hepsinin hakkından gelecektir ve gelmiştir.
Şehrimiz insan olarak da farklı kesimlerin, farklı sektörlerin, farklı yaş gruplarının insanlarıyla birlikte; şu yalan dünyada herkesin kendine göre bir derdi var.
Çok zengin diye gördüğümüz insanların bizlerden çok daha fazla gelecek kaygısı yaşadığını ve para hesabı yaptığını, inanın adım Uğur gibi biliyorum.
Yani dışarıdan görülen hiçbir şey asla içeride yaşanılanlarla bir olmuyor.
Maddi yönden, makam koltuk yönünden; kısaca yalan dünyanın ağır imtihanı olan güç konusunda ne kadar zirvede olursanız olun, uykularınız o kadar daha çok kaçıyor.
Millet olarak son yıllarda küçük küçük mutluluklara, inanın, hasret kalmışız.
Cumartesi akşamı Konyaspor’un galibiyeti ile şahsen ben belki de yıllardır yaşamadığım bir şekilde mutluydum.
Bizi yakından takip eden okurlarımız bilirler; eğitim ve spor benim kırmızı çizgimdir.
Her ne kadar spor bizim bildiğimiz, inandığımız eski spor olmasa da spor işte, insanların mutlu olmasına vesile oluyor.
26 Ekim’den bu yana maç kazanamayan, büyük hayal kırıklığı yaşayan ve yaşatan Konyaspor’un bu sıkıntısını yerel bir gazeteci olarak biz de en iyi şekilde yaşıyorduk.
Çünkü takımımızı deplasmanda da olsa takip ediyor, sevinmek istiyorduk.
Aylardır galip gelemeyen Konyaspor, Galatasaray’ın karşısında olmaz denileni yaptı ve kazandı.
Cumartesiyi pazara bağlayan gecede, sahur saatine kadar dışarıda olan insanlarımız, inanın, bayram mutluluğu yaşıyordu.
Ben bu mutluluğun bu hafta da devam edeceğini, Konyaspor galibiyetinin iş dünyasından bürokrasiye hiç değilse kısa sürede de olsa sevinmemize ve sevincimizin sürmesine sebep olacağına inanıyorum.

………………..

KONYA, GALATASARAY
MAÇIYLA ZOR SINAVI
TEBESSÜMLERLE ATLATTI

Ne olur, sporu sevmeyen, Konyaspor’a inanmayan okurlarımız; “yeter Konyaspor” demeyin.
Galatasaray maçı için Konya’da en ufak bir kavga, gürültü, taşlama olsaydı Türkiye ayağa kalkacak ve Konya yine hedef olacaktı.
Çok şükür bu dev maç Konya’da günlük gülistanlık bir şekilde geçti.
Hatta Konya polisinin servis yaptığı iki fotoğraf karesi var ki gerçekten bence bunlar Türkiye gündemi olmalıydı.

Düşünsenize; bu şehirden bir Avrupa fatihi geçiyor, binlerce Galatasaray taraftarı takımlarını desteklemek için şehrimize gelip gidiyorlar ve maçtan sonra geriye kalan sadece saha içi fotoğraf kareleri ve saha dışından da bu kareler.
Birilerinin gözünden kaçsa da biz bunları tarihe not düşmek adına gururla, teşekkür ederek sizlerle paylaşıyoruz.
Konya Valisi, emniyeti, bürokratı ve çılgınca sevinmeye hasret kalan taraftarı ile son derece olgundu ve şanına yakışanı yaptı.

………………….

KONYA’DA BİR
TARİH MAZİYE
BÖYLE GÖMÜLDÜ

Biz bu köşemizde tarihe not düşmek ve bizden sonraki nesillerin de merak etmeleri hâlinde günümüzü görebilmeleri için bazı küçük paragraflar yazıyoruz.
Gelin, yıllarca Larende bölgesinde önünden gelip geçerken bile hislerimizi kaybettiğimiz bu binayı birlikte hatırlayalım.
……

Şükrü Doruk

Şehrimizde belki Z kuşağı bilmez ama Şükrü Doruk ismini yüz binler tanımasa da bilmeseler de okulu ile, durakları ile bilir, tanırlar.
O zaman biz “Şükrü Doruk kimdir?” diye kısaca, rahmetli gazeteci büyüğümüz Seyit Küçükbezirci ağabeyimizin 3 Ocak 1947 tarihli Selçuk Gazetesi haberi ile hatırlayalım.
……

1878 tarihinde Konya’da Topraklık semtinde doğdu.
Larende Caddesi’nde kereste tüccarlığı yaptı.
Tanınmış bir “Konya zengini”ydi.
Çocuğu olmadı; on kimsesiz çocuğu evlat edindi, büyüttü, evlendirdi;
“baba hediyesi” olarak gayrimenkuller verdi.
Tarihi “Başaralı Çarşısı”nın sahibiydi.
“Numune Hastanesi”nin masraflarını karşılamak için, çeşmelerin yaşaması için dükkânlar bağışladı.
Konya Lisesi’nin bahçesinde hastalanan öğrenciler için “Konya Lisesi Reviri”ni yaptırdı.
Revir, çok uzun yıllar öğrencilere sağlık hizmeti verdi.
Meram son durakta “Şükrü Doruk İlkokulu”nu yaptırdı.
“Doruğun Şükrü” olarak tanındı; unutulmadı, hep hayırla anıldı. Adına, dedikodu bile olsa gölge düşmedi.
……

İşte yerel gazetecilik budur aslında.
1947’de yazılan bir gazete köşesindeki yorum, bugün günümüzü aydınlatıyor ve yaklaşık 80 yıl önceki Konya’yı ve Konyalı bir kişiyi günümüze taşıyor.
……

Neyse, Larende’de merhum Şükrü Doruk’un bir evi vardı.

Yıllar su gibi akıp geçerken pek çok kimse kafasını kaldırıp da “bu merhum Şükrü Doruk’un evi” demiyordu.
Bu, zamanın ve insanımızın vefasızlığının göstergesiydi.
Ha, sakın ola bugün gidip de “şu merhum adamın evini göreyim” falan demeyin.
Çünkü göreceğiniz manzara artık bu:

Konya’yı hepimiz çok seviyoruz.
Belki de Konya bizim imtihanımız.
Ama içim acıyarak söylüyorum ki, nasıl bugün kendi değerlerimize sahip çıkamayıp onları yerden yere vuruyorsak, 80 yıl önceki şehre hayır, hasenat, insanlık örneğini yaşatan; gönlünü, parasını, kasasını, kimliğini cesurca, cömertçe veren insanlarımızı bile yok ediyoruz.
Bu şehir, bugünkü değerlerini de yarın yok edecek.
Çünkü hukukçu bir abimden gelen, rahmetli Şükrü Doruk’un evinin yok olması karesi yüreğimi çok acıttı.

……………….

BENCE BUGÜNLERDE
BEŞ YOLU DA
SAKİN BİR ŞEKİLDE
GEZİN DERİM

Ramazan’dan mıdır nedir bilmiyorum, bugün yine duygusallaştım.
Geçtiğimiz hafta Büyükşehir Belediye Başkanımız Uğur İbrahim Altay ile katıldığımız canlı yayında Uğur Başkan; “Beş Yol, Dr. Abdullah Salim Sokak, Saray Sokak, eski Teksas Pavyon’a çıkılan yerleri bir gezin.
Yaşını almış dostlarımız eski hatıralarını canlandırsınlar, gençlerimiz burayı son bir kez daha görsünler.
Mesela Konya’nın ilk ve tek imam hatip lisesi sokağını görsünler.
Ata Petrol’ün arkasından, yine eski adı Ondokuz Mayıs İlkokulu olan tarihi okulun önünden Şems Parkı’na çıksınlar.
Çünkü yakında buralar dümdüz olacak,” dedi.
Projeyi tam olarak bilmiyorum; tarihe not düşen evler, mescitler korunur diye tahmin ediyorum.
Ama bu bölge artık hiç kimsenin tanıyamayacağı bir şekilde kentsel dönüşüme giriyor.
Artık bölgenin ön kısmındaki; belki de yüzyıldır, belki de Alaaddin Camii dönemlerinden bu yana atların, at arabalarının, faytonların ve bugün lüks otomobillerin geçtiği caddeden artık araç geçmeyecek.
Ulaşım için tarihi bir karar.
Alaaddin bölgesi trafiğini rahatlatacak; dahası yeni Konya Valiliği binası ile de şehrin çevresini değiştirecek.
Yeni yüzyıl için yeni bir mihenk ve buluşma adresi olacak bu bölge için; hayatı ve şehri seven okurlarımıza bol bol gezin, hatta bol bol fotoğraflar çekin derim.

………………..

GÜNÜN OKKALI SÖZÜ

“Tarih, kâinatın vicdanıdır.”

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Abdülhamit Caddesi’nde yol boyunca araçlarımızı park etmeyi alışkanlık hâline getirmediğimiz zaman, daha iyi ADAM oluruz.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *