Konya
Parçalı bulutlu
4°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,7706 %0
51,6158 %0
7.007,00 % -0,10
Ara

DOĞANIN KATLEDİLMESİNE MÜSAADE ETMEYİN

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Ağaç; bir tohumun toprakla buluşmasıyla filizlenen, zamanla kök salıp gövdeye kavuşan ve yalnızca büyüyen değil, yaşatan bir canlıdır. Daha ilk filizlendiği anda insanoğlunun hayatla olan bağında ne denli önemli bir yere sahip olduğu inkâr edilemez. Doğayla iç içe olmamızın temel unsurlarından biri olan ağaç, sadece bir bitki değil; nefesimizin, yaşamımızın ve geleceğimizin sessiz teminatıdır.

İnsanı hayatta tutan en temel unsur nefesidir. Nefes kesildiğinde hayatın da sona yaklaştığı herkesçe bilinen bir gerçektir. O hâlde, nefesimizin kaynağı olan değerleri yok saymak, aslında kendi yaşam çizgimizi karanlığa sürüklemekten başka bir şey değildir. Ağaçlar, canlıların hayata tutunmasında başrolü üstlenirken, dünyanın kuraklaşmasının da önüne geçmektedir. Kâinatın dengesini ayakta tutan bu sessiz kahramanlar, dallarıyla doğayı sarıp sarmalayan, evladına kol kanat geren bir anne misali çevresindeki tüm canlıları korur ve kollar.

Yemyeşil yaprakları sayesinde yağmurun yeryüzüyle buluşmasına vesile olan ağaçlar, toprağın bereketini diri tutar. İnsan yaşamındaki yerini tek bir cümleye sığdırmak mümkün değildir. Hani derler ya, “anlatılmaz, yaşanır”; işte ağaç da tam olarak böyledir. Laf kalabalığı yapmadan, insanın ve diğer tüm canlıların yaşamı açısından ne denli hayati bir öneme sahip olduğunu görmek isteyenlerin sadece etrafına bakması yeterlidir.

Ne yazık ki bu güzelliklerin kıymetinin bilinmediği apaçık ortadadır. Doğaya zarar veren insanoğlunu bilinçlendirmek için farklı yöntemlerin denenmesi, ağaçların uğradığı bu hezimeti sona erdirecek yegâne yoldur. Kesilen her ağacın yeri boş bırakılmamalı, yerine kâinatı kucaklayan yeni fidanlar dikilmelidir. Aksi hâlde, doğanın katline göz yuman bizlerin, bu kıyımı bizzat yapanlardan hiçbir farkı kalmaz.

Kıymet vermeyene imkân tanındığı sürece aydınlık, yerini karanlığa bırakacaktır. Suya hasret kalmak istemiyorsak, üzerimize düşen sorumluluğu eksiksiz yerine getirmeli ve bize emanet edilen bu güzelliklere canımız pahasına sahip çıkmalıyız. Meyve veren ağacı taşlayan mantıksız düşüncelerle doğanın dengesini bozmaya çalışanlara sessiz kalmak, tutarsızlığı ilke edinenlerin ekmeğine yağ sürmekten başka bir işe yaramaz.

Ağaçlar; dallarında kuşlara yuva, yapraklarında insanlara nefes sunar. Gökyüzüyle yeryüzü arasında hayatın devamlılığını sağlayan bu canlılar, çevremizin canlı kalmasında en büyük paya sahiptir. Ne var ki insanoğlu, düşünmeden giriştiği ağaç katliamlarıyla yine en büyük kötülüğü kendine yapmaktadır. Her daim söylediğim gibi, bizi biz olmaktan uzaklaştıran en büyük etken, yüreklerimizde yer vermekten vazgeçemediğimiz vefasızlıktır.

Etrafımıza oksijen sağlayan ağaçların kesilmesini umursamazca seyretmek, hayatın göz ardı edilemeyecek gerçeklerine sırt çevirmek anlamına gelir. Hesaplanmadan atılan her adımın, yaşadığımız çoraklaşmaya katkı sunduğu inkâr edilemez bir gerçektir. “İnsanoğlu vefasızdır; yazın gölgesine sığındığı ağacı, kışın kesip odun yapar” sözü, ağaca karşı tutumumuzu anlatmaya fazlasıyla yeterlidir.

Ama yapılması gerekenler yapılmaz, bilinçlenme adına öğretilmesi gerekenler öğretilmezse, ormanları yok etmeyi amaçlayan zihniyetler insanlığı telafisi mümkün olmayan kayıplara sürükler. Yanlış bilinçlendirme yüzünden amaçla araç arasındaki farkı ayırt edemeyen insanoğlu, yaşadığı her anın hesabını vermek zorunda kalır. Oksijen yoksunluğunu önlemek amacıyla dikilen ağaçların, kıymet bilmezler tarafından kesilip araç hâline getirilmesi bunun en acı örneklerinden biridir.

Bu yüzden amaçla aracın farkı, toplumun her kesimine doğru paylaşımlarla anlatılmalı; elde edilen her fırsat yerinde değerlendirilmelidir. Ormanların katline müsaade edilirse, bir daha asla elde edemeyeceğimiz kazanımlara sırt çevirmiş oluruz. Bu da cehaletin pençesinden kurtulamayıp hayatı kıymet bilmezliğin kucağına bırakmak demektir.

Bize emanet edilen doğaya koşulsuz sahip çıkmak, üzerimize düşen en temel vazifelerden biridir. Ağaçların yok edilmesine engel olunmazsa, yalnızca toprak değil, bizler de suya ve nefese hasret kalırız. Kavurucu sıcaklara teslim olmuş bir dünya istemiyorsak, yemyeşil ormanlar için elimizi taşın altına koymaktan çekinmemeliyiz.

Bilinçsizce ağaç kesenlerin uyarılması, uyarılara kulak asmayanların ise gerekli yaptırımlarla karşılaşması sağlanmalıdır. Son olarak, nefesimize sahip çıkalım; bir gün ansızın nefessiz kalmamak için ormanlarımızı doğa düşmanlarının insafına terk etmeyelim. Bizden vefasını esirgemeyen kâinatı, el birliğiyle kötülüklerden arındıramazsak, üzerinde nefes aldığımız bu yeryüzünü çirkinliklere teslim etmiş oluruz.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *