BAZI OKURLARIMIZ KIZIYOR DİYE SUSMAK YA DA YAZMAMAKLA NEREYE KADAR?
Bugün yine güzel bir hafta sonu.
Şehir merkezine sınırlı yağış olsa da ovada bol yağmur, dağlarda bol kar var.
Çiftçilik yapan, tarımla uğraşan dostlarımız, toprağın suya doyduğunu ve bereketli bir sezonun olacağını ifade ediyorlar.
Barajların dolması konusunda ise dağlarımız biraz daha kar bekliyor.
İnşallah güzel, bol bereketli yağışlarla karlar baharla birlikte eriyecek, barajlarımız yeniden dolacak.
İnşallah bu yaz Konya olarak o korktuğumuz su kesintilerini yaşamayacağız.
Su kesintileri demişken bir şey söylemek istiyorum:
Aman ha,
Sakın ha,
Gene bizim dediklerimizi AK PARTİ, CHP
Ya da Uğur Başkan, Mansur Başkan gibi bir kıyaslama içine filan da girmiyoruz.
İki gündür başkentteyiz.
Ankara’da yaşayan Konyalı dostlarımız, dahası CHP’ye oy veren hemşerilerimiz, başkentte zaman zaman yaşadıkları su kesintilerinden dolayı şimdiden yazın endişesini yaşıyorlar.
Bu arada bizim de şahit olduğumuz gibi, mesela perşembe akşamı Çankaya bölgesindeki elektrik kesintileri, yine belli bölgelerdeki Ankara’da yaşayan insanları huzursuz ediyor.
Biz yatalım, kalkalım, bol bol dua edelim, yazın en sıcak aylarında bile inşallah evlerimizde, iş yerlerimizde su kesintileriyle karşılaşmayız.
Uğur Başkan’ın, merkez belediye başkanlarımızın güzel örnek faaliyetlerine çalışmalarına şahit olup köşemize taşıdıkça bazı okurlarımız nedense büyük tepki gösteriyorlar.
Yazdıklarımızın içerisinde bir tane yalan ya da yanlış diye tepki almıyoruz.
Sadece niye hep Başkanlar, hep vekiller ya da belli isimler deniyor?
Allah aşkına, yerel bir gazeteci olarak Konya sınırlarını aşmadan, Konya sınırlarını açıp dünyayı dolaşırken Konya ile eşleştirmeden ya da mukayese etmeden neyi yazacağız?
Yerel demek yerel olmak değil mi?
Eğer mecliste AK Partili ve CHP’li milletvekilleri birbirine girdiyse, bunu köşemize alıp onu mu yazalım?
Bunu yapanlar ya da biz yaparsak işin kolaycılığı değil midir?
Mesela Konya, tek kelimeyle Ramazan ayına hazırlanıyor.
Öyle ki belediyelerin ve protokolün programları bile hızlandırıldı, her şey Ramazan ayı öncesine göre programlandı.
Çünkü Konya, bu mübarek ayda yatar uyur, adeta vitesi boşa alır, rüzgâra göre hareket eder.
Uğur Başkan’ın basın yoluyla duyurduğu sosyal medya kanalıyla paylaştığı şu mesaj gerçekten sıradan ve görülmemesi, yazılmaması, dillendirilmemesi gereken bir konu mudur?

Evet, bu fikir sayın Cumhurbaşkanımızın açıklamasıyla ortaya çıktı.
Ve Türkiye’de bırakın muhalefet partilerini, AK Partili büyükşehir belediyeleri ve AK Partili belediyeler içerisinde Türkiye’de bunu ilk uygulamaya koyup tüm kesimlere çağrıda bulunan Konya Büyükşehir Belediyesi oldu.
Şimdi biz bunu yazınca, Uğur Başkan’a takla mı atmış oluyoruz?
Söyleyin Allah aşkına, bunu yazmak niye suç?
Niye kabahat?
Niye taraflı olmak?
Niye yandaşlık?
…..
Allah aşkına, yereliz yerel.
Türkiye’de bunu ilk kez duyuran bir başkanı yazmak, haber yapmak ve bu vesileyle bizi okuyan, başkalarını okuyan, bu şehirde yaşayan insanlara bir gariban adına vesile olmak kötü bir şey mi?
Lütfen, ne olur,
Hiç değilse birine faydalı olmak için dahi çalışan ve çabalayanlara engel olmayalım.
Yapılanlardan da şikayet etmeyelim.
Hadi söyleyin, yazın, nerede, kim gariban?
Söyleyin, ben bizzat başkana ulaştıracağım.
Hiç değilse bu şehirde şu mübarek ayda aç ve açıkta kimse kalmasın.
Yaşlısı, genci, çocuğu, bu bir ayda mutlu olsun.
Haydi söyleyin, vebali bende.
Yükleyin vebalini bana, hep birlikte bir garibana el atalım.
………………..
SİNAN ÜMİT
ABİME KULAK
VERMEK GEREK
Bu şehrin tarihi, kültürü, folkloru, siyaseti kısaca şehrin hafızalarından mütevazı, güzel yürekli dostumuz, abimiz Sinan Ümit abim, Afyon’dan bazı fotoğrafları paylaşarak şu konuya dikkat çekiyordu:


“Mehmet Girgiç ve hanımı keçe ile uğraşıyorlar,
hatta UNESCO kayıtlarına girdiler. Yalnız Afyonkarahisar bu gelenek böyle yaşatılıyor.”
…..
Evet, bu keçe işi bizde de geleneksel bir meslek ve çalışma değil miydi?
Bunu yerli ve yabancı turistlerin dikkat çekebileceği şekilde nasıl ana caddelerimize, büyük meydanlarımıza taşıyabiliriz?
Bu Afyon meselesi ile ilgili Sinan abi bizimle şöyle bir hatırasını da paylaşıyordu:
“Hatta bir başka hatıra:
Yıl 2010 olmalı. Lütfettiler, Hasan Özönder hocam, Hüseyin Öksüz hocam ve Dr. Güçlü ağabey ile Afyonkarahisar’a günübirlik gittik geldik. Ziyaretin Mevlevihane bölümünde Afyonkarahisar Belediyesi Kültür Dairesi Müdürü şu bilgiyi verdi: Rahmetli Menderes zamanında Mevlana Törenlerine ve semaya izin çıktı ama Konya merkez olduğu için mevleviliğe dair hiçbir şey kalmamış ki. Ne kıyafet var, ne de sema eden derviş. Afyonkarahisar kenarda olduğu için burada kapalı kapılar ardında sema devam ediyordu. Afyonlu mevlevilerin hepsi Konya’ya intikal etti, kıyafet ve eğitim desteğini aşkla yerine getirdi.
Uğur ağabey, başkent olmak kolay değil.”
…..
Teşekkürler Sinan abiciğim, iyi ki varsınız.
………………..
HADİ BİR FIKRA İLE
HAFTA SONU YAZIMIZI
TAMAMLAMIŞ OLALIM
Cambazın biri, eşeği yularından çekip gelmiş pazara.
Bir başka cambaz yanaşmış:
“Kaça bu eşek?”
“Bin lira!”
“Aldım, gitti, ver elini helalleşelim!”
Birkaç kişi alıcının kulağına fısıldamış:
“Yahu, görmüyor musun? Bu eşek topal.
Onun için ucuza verdi.”
“O eşek topal değil, tırnağının arasına taş kaçmış.
Bu nedenle topal sanıp ucuza elden çıkarmaya bakıyor!”
Eşeği satana koşmuşlar:
“Yahu, bu eşek topal değilmiş, tırnağına taş kaçmış!”
Satıcı gülmüş:
“Eşek topal olmasına topal da, öyle sansınlar diye taşı tırnağına ben koydum!”
Alıcıya koşmuşlar:
“Yahu, bu eşek gerçekten topalmış, taşı o koymuş.
Seni de kandırdı, parayı aldı!”
Alıcı dövünmeye başlamış:
“Vay namussuz vay!
Eğer verdiğim para sahte olmasaydı, beni kazıklayacaktı!”

Çağımız insanının ahlâk yapısının özeti...
Yalan söylediklerini biliyoruz.
Yalan söylediklerini biliyorlar.
Yalan söylediklerini bildiğimizi biliyorlar.
Yalan söylediklerini bildiğimizi bildiklerini biliyoruz.
Ama hâlâ yalan söylüyorlar.
Ne yapalım, biz de gülüp geçeriz. İnanıyormuş gibi...
………………..
GÜNÜN OKKALI SÖZÜ
İnsan kendi yolunun yokuşudur ya zirveye çıkar ya da dibe vurur.
NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Hava karardıktan sonra tek farı yanmayan, hatta iki farı da yanmayan araçlarla trafikte yol almadığımız zaman daha iyi ADAM oluruz.