ALİ UĞUR GÜNDEM
Avukat ve şair Ali Uğur Gündem’in geride kalan cuma sabahı ölüm haberini bize ilk veren Dr. Ali Turgay Özdemir, ardından da İskender Özbey oldu.
İki yıldır rahatsızlıkları ile mücadele eden Ali ağabey ile hayatta sandık dolusu anıları olan insanlardan birisi olduk. İlkokulu bitirdiğimiz yıllarda gördük kendisini. O zaman tarihi Cıvıloğlu Sokağın bir tarafında bizim diğer tarafında da onların evi vardı. Oturdukları İki katlı evin, katlarından birinde de rahmetli avukat dayısı Muammer Şahin oturuyordu.
Hayal meyal hatırladığım o yıllarda Ali Ağabey Lise öğrencisiydi. O elinde siyah bir çanta ile yürürken arkasından bakardık, neden baktığımızı pek bilmeden. Sonra biz Cıvıloğlu Sokaktaki evimizden ayrıldık. Onlarda yıllar sonra babası TCDD emeklisi, Musa amcanın Öğretmen Evleri’nde yaptırdığı mütevazı eve taşınmışlardı. Ali ağabey anne ve babasının vefatından sonra da ölünceye kadar o evde yaşadı.
Ali Uğur Gündem ile kendisinin Ankara Hukuk Fakültesi tahsilinden sonraki yıl içerisinde yakından tanışıklığımız başladı. O yıllar, bizim ortaokul öğrencisi olduğumuz yıllardı. Yeni Konya Gazetesi’nde de haftada birkaç gün yazı yazıyorduk. Kırmızı Kütüphane’nin önündeki gazete bayi, mutat bir araya geldiğimiz yer oldu. Gazete ve dergileri karıştırır, kitaplar üzerine konuşurduk. O arada bana okunacak kitapları tavsiye ederdi. Böyle günlerden birinde bana, Yahya Kemal Beyatlı’nın bir kitabını imzalayıp verdi. O kitap hayatımda,16-17 yaşlarında bize hediye edilen ilk kitap oldu.
Kendisi tam bir kitap kurduydu. Binlerce kitap okudu. Her gün de en az 5-6 gazete alır onları okur ve önemli bulduğu köşe yazılarını kesip dosyalardı. Çok kültürlüydü. Hukuk bilgisinin yanında sağlık, felsefe ve dış politika konularında da bilgi sahibiydi. Farklı yayınları günü gününe takip eder ve piyasa çıkar çıkmaz onu alır- okur ve gördüğü herkese de okumasını tasviye ederdi.
Ali ağabey; Yahya Kemal Beyatlı, Nurettin Topçu, Cemil Meriç, Ahmet Hamdi Tanpınar, Peyami Safa, Kemal Tahir ve Atilla İlhan’ı okumamı sağladı. Adı geçen yazarlar, onun büyük hayranlık beslediği yazarlardı. Kendisini Peyami Safa’nın 9. Hariciye Koğuşu’nda bulduğu kimi zamanlar olurdu.
O dönem stajyer ve avukatlık mesleğine yeni başlayanların Ortaokul ve Liselerde belli derslerde öğretmenlik yaptığı yıllardı. Ali ağabeyde Orta Okul da bir ara bizim İngilizce derslerimize giren öğretmeniz oldu.
Kendisiyle yıllar ilerledikçe hukukumuzda arttı. Birbirimize sık aralıklarla gider-gelir olduk. Tevfikiye Caddesi Dedeler Hanı’ndaki ilk yazıhanesi gene Vakıflar İş Hanı’ndaki son yazıhanesinde oturur, yazarlar, dergiler, kitaplar ve günlük olaylar üzerine konuşurduk.
Kendisi şiire de meraklıydı. Şiiri okumaktansa, yazmayı severdi. Abarttığı olurdu. Bir ara yazdığı şiirleri iki ayrı kitapta bir araya getirdi. Hayatın her anında çok heyecanlıydı. Patlamaya hazır volkan gibiydi. Duygusal ve isyankardı. Şiirlerinde de “Hayatın yalnız kelimelerde vicdanı var” gene “Alçaklığın hangi zirvesi ruhunu besleyen?” diye haykırırken, insanlarla ilişkilerinde de kırıcı oluyordu. Bir yönüyle bohem bir hayat yaşadı.
Avukat, şair ve fikir adamı Ali Uğur Gündem bizde emeği olan ağabeylerimizdendi.
Ölümü, kendisini tanıyanlar arasında boşluk yaratmış olmalı.
Allah rahmetiyle muamele eylesin.