YIL BİTER ÖMÜR BİTMEZ YOL BİTER ÇİLE BİTMEZ
Kimse kusura bakmayacak; bazen iyi yazacağız, bazen kötü yazacağız.
İmtihanımız ağır, onu da biliyoruz.
Ama kimse kusura bakmasın, bugün ekonomiye girmeyeceğim. Sadece maalesef dün Sayın Cumhurbaşkanımızın da dikkat çektiği terör konusuyla, dahası bu zıkkım terörün Konya ayağıyla ilgili birkaç cümle edip burayı noktalamak istiyorum.
Konya polis alarmda.
Hem de Konya polisi kırmızı alarmda.
Hem de bu dünkü, bugünkü iş değil.
Geçen gün bizim hatun bana kızıyor, aklı sıra çıkışıyor:
“Bu ne ya, polis her yerde durduruyor.
Üç defa durdurdular, ehliyet kontrolü yaptılar, buyurun dediler.”
Ben de ona söyledim:
“Aferin polislere. Sen böyle gezdikçe üç defa değil, keşke 13 defa durdursunlar.”

Konya’da Sayın Valimiz İbrahim Akın Bey’in bilgisi ve kontrolü dâhilinde, Emniyet Müdürümüz Maksut Yüksek ve ekibi; en alt birimdeki polis memurları ve bekçiler de dâhil olmak üzere Konya polisi son aylarda alarmda.
Siz, biz, ben zannediyoruz ki polis trafik kontrolü yapıyor, çevirme yapıyor, ehliyet kontrolü yapıyor.
Vallahi kazın ayağının hiç de öyle olmadığını, Sayın İçişleri Bakanımız Ali Yerlikaya’nın yaptığı açıklamalarla biz de bugün açık ve net yazıyoruz ki:
Konya,
evet birilerinin hoşuna gittiği için gaz verdiği “Huzur Şehri Konya”, maalesef 80 öncesinden bu yana sağ ve sol örgütlerin merkezi, konaklama yeri, barınma adresi.
Konya bugünlerde en radikal sağdan en radikal bölücü sola kadar eylemcilerin, aileleriyle birlikte yaşadığı, çocuklarını belli okullarda okuttuğu bir şehir.
Konya bu iş için bulunmaz Bursa kumaşı.
Peki niye?
Hep söylerim; bizim Konyalı’nın, hele hele yerli Konyalı’nın en büyük özelliği,
“Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” zihniyetidir.
Komşunun evine gece kim girer, kim çıkar;
komşusu bana niye selam vermez;
asansöre binen kim, benimle asansörden inen kim…
Konyalı’nın umurunda değil.
Yeter ki eve kadın kız, hatun atmasın.
Yeter ki yan komşu çok içip müzik sesini yükseltsin, o zaman homurdanmaya başlarız.
Aksi takdirde sessiz sedasız; hele bir de eşi varsa, hele bir de çocukları varsa ve görüntü de muhafazakârsa, dönüp de bakmayız bile.
Bakın, Sayın Bakan açıkladı: Konya’da inanılmaz terör eylemlerine karşı şehirde bulunanlar üzerinde operasyonlar yapılıyor, gözaltılar var.
Hiç kimse bu konuya dikkat çekmiyor, gelip geçiyoruz.
Polisin yaptığı operasyonlarda tek dikkatimizi çeken konu uyuşturucu.
Niye uyuşturucu?
“Aman benim oğlan, kız; aman bizim torun bu uyuşturucuya bulaşmasın” diye.
Niye?
Canımıza dokunmasın, yüreğimizi yakmasın diye.
Komşununki yakalanmış, akrabanınki yakalanmış, hiç umurumuzda olmaz.
Çünkü çok benciliz, çünkü çok samimiyetsiziz.
Beni arayan pek çok dostumuz var:
“Uğur abi, bizim çocuk şu okulda; okulda uyuşturucu satılıyormuş, okulun dışında şunlar şunlar dolaşıyormuş.”
Uzun uzun dinliyorum, sonra soruyorum:
“Abi, peki siz ne yaptınız?”
Cevap yok.
Sonra tekrar konuşuyorum:
“Abi, bu işten bu kadar eminsen bence hemen polise bir ihbarda bulun.”
Abimiz hiç polise ihbarda bulunur mu?
Bulunsa başına bir sürü dert açacak.
Yarın gel ifade ver diyecekler.
Şebekenin bir ayağı çözülürse, onun yakınları, çocukları abimize bulaşacak; çamur paçasına sıçrayacak.
Neyse, işi Konyalı’ya dokundurmayalım. Çünkü hepimiz bir ucundan Konyalıyız zaten.
Konyalı olmayıp Konya’da yaşayanlarla benim hiçbir sorunum yok.
Bütün sıkıntım, Konyalı olup Konya’da doğup büyüyenler ya da ucundan kıyısından “Konyalıyım” diye dolaşan insanlarımızla.
Buranın büyük penceresinde ise Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, dün terörsüz Türkiye konusunda yeni yıl mesajında çok kritik cümleler kurdu.
………………..
TERÖRSÜZ TÜRKİYE
KONUSU AK PARTİ
MHP’NİN İŞİ DEĞİL
Şimdi bugünlerde, son aftan terörsüz Türkiye konusuna kadar yine millet olarak karpuz gibi ikiye bölünmüş durumdayız.
Terörsüz Türkiye’den üstü kapalı affa AK Parti ve MHP’liler alkış tutuyor.
AK Partili ve MHP’lilerin dışındakiler de alıp yerden yere vuruyor.
Burada bu işi yapanlar bence kabahatli ve sorumlu değil.
Bütün vebal, bizi bu noktaya getirenlerde. Onları da Allah’a havale etmekten başka elimizden hiçbir şey gelmez.
Cenabı Allah’ım, büyük art niyetlilerin ve yanlış insanların bir gün gelecek elini ayağını dolaştıracak.
Şu terörsüz Türkiye konusunda içime sinse de sinmese de, kabul etsem de etmesem de şunu sizlerle paylaşmak istiyorum:
Vicdanen, benim yerel bir gazeteci olarak içimi sızlatan ve vebali olan bir durum bu.
Bu konu ne Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ne de Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin kafalarından uydurdukları bir proje, bir çalışma değil.
Zaman bunu da gösterecek. Biz sağ oluruz, olmayız; biz görürüz, görmeyiz.
Bakın, bugün herkes tartışıyor: Bu zıkkım PKK’yı kim kurdu?
Abdullah Öcalan kimin elemanıydı?
Döner bakarız; bu zıkkım IŞİD, Hizbullah, Türkiye’deki kurucuları, Türkiye’de örgütlenmeleri…
Bunlar kim?
Yarın bunları da PKK konusunda olduğu gibi herkes geçmişe dönük belgeleriyle, fotoğraflarıyla ortaya çıkaracak.
Bu yeni yapılanma, inanın Orta Doğu bölgesinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin üstlenmiş olduğu tarihi bir rol; tarihi bir gün, tarihi bir dönem, tarihi bir sayfa; yeni bir sayfa.
Yine boyumu aşarak derin sulara neden girdim diye sormayın.
Ben boyumun ölçüsünü biliyorum, yüzmeyi de hiç bilmem.
Suya girerim, suyun üzerinde karpuz kabuğu gibi durmayı bilirim.
Ama şunu unutmayalım: 2025 yılını gönderdik, 2026 yılının ilk günündeyiz.
Bunu da tarihe not düşmek için yazıyoruz.
Ne kadar iğrenç bir gündeyiz, değil mi? Yeni yılın ilk günü.
Futboldan inançlarımıza,
siyasetten teröre; her tarafımız pislik, çamur, kir.
Kısaca insanlık dışı ilişkiler yumağındayız.
Yeni yılın ilk günü biraz karamsarım, biraz tereddütlü, biraz da içim buruk.
Çünkü okuduklarımı, duyduklarımı, büyüklerimizin bize söylediklerini asla ama asla sizlerle değil; eşimle, çocuklarımla bile paylaşamam.
Canım çok sıkkın, kafam çok karışık.
Ama “Allah’tan ümit kesilmez” diye bizi kandırıyorlar ya, ben de kendimi kandırıyorum.
İnşallah güzel günler bizim olacak, hep birlikte mutlu olacağız.
………………..
HEP AYNI
TÜRKÜYÜ
SÖYLEMİYOR MUYUZ
Bizim Zeki Dursun şu haberi bana gönderdi. Haberin sadece belli bir kısmı:
KONYA’DA FENER ALAYI KUTLAMASINDA ACI OLAY:
16 YAŞINDAKİ ÇOCUK GÖRME YETİSİNİ KAYBETTİ
Konya’da asırlardır sürdürülen şivlilik geleneği kapsamında düzenlenen fener alayı kutlamaları, bu yıl üzücü bir olayla gölgelendi. Kutlamalar sırasında patlatılan ve halk arasında “torpil” olarak bilinen maytap türü patlayıcı nedeniyle 16 yaşındaki Mustafa Damkacı, bir gözünde görme yetisini kaybetti.
Konya’da Regaib Kandili’nden bir gün önce gerçekleştirilen fener alayı etkinliğinde vatandaşlar ellerinde fenerlerle sokaklarda yürürken, gökyüzüne dilek balonları bıraktı. Şehir renkli görüntülere sahne olurken, tüm uyarılara rağmen çocuklar ve gençler tarafından patlatılan tehlikeli maytaplar bir kez daha faciaya yol açtı.

PARKTA PATLAYAN TORPİL HAYATINI DEĞİŞTİRDİ
Olay, perşembe günü saat 11.00 sıralarında Meram ilçesindeki bir parkta meydana geldi. Arkadaşlarıyla vakit geçiren Mustafa Damkacı, arkadaşlarının havaya attığı torpilin patlaması sonucu burun ve gözünden yaralandı. Olay anını anlatan Damkacı, “Havaya atılan torpilin parçaları burun ve gözüme geldi. Hemen ambulans ve annemi aradılar. Sonrasında hastaneye getirildim” dedi.”
……………….
Yeni yılın ilk günü içinizi karartmak istemiyorum ama maalesef biz buyuz.
Kimseye de bir şey diyemiyorum.
Şehri yönetenlerden, ülkeyi yönetenlerden, tüm büyüklerimizden özür dileyerek;
“Bu işi en iyi siz bilirsiniz, vebali de sevabı da size aittir” diyerek bugünü noktalıyoruz.
……………..
GÜNÜN OKKALI SÖZÜ
İnsan evlenirken ölür.
NE ZAMAN ADAM OLURUZ
Nalçacı Kavşağı’nda motor sürücüleri kırmızı ışıkta durmayı ve sola dönüş yasak olan yerde ısrarla sola dönmemeyi öğrendiği zaman daha iyi ADAM oluruz.