Konya
Parçalı az bulutlu
-5°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,2816 %0.05
50,5455 %0.23
6.558,76 % 0,96
Ara

BENİM DİYENLERİN BASAMAĞI OLMAYIN

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Eksikleri tamamlamak, hayatın, bilginin ve insan ilişkilerinin eksik parçalarını fark edip onları dengelemek, bütünlüğü sağlamak ve gelişimi mümkün kılmak için gösterilen bilinçli bir çabadır. Fakat bu çaba, çoğu zaman iyi niyetin kötüye kullanılmasıyla gölgelenir. İnsan, tamamlamaya çalıştığı boşlukların kendi aleyhine kullanılabileceğini, özellikle de zıddı olan kişiler tarafından fırsata çevrilebileceğini çoğu zaman geç fark eder. Oysa yaşam, eksiklikleri görmek kadar onları doğru kişilerle tamamlayabilme becerisini de gerektirir.

Toplum olarak içerisinde bulunmaktan kaçındığımız bir mücadele var: anlayışın, farkındalığın ve dayanışmanın mücadelesi. Eğer karşılıklı bilinçlenmenin gayretini gösterebilsek, insan yaşamında boşluklara yer kalmazdı. Fakat insanlar küçümseyici tavırlarla yükselmeyi marifet saydıkları için etraflarında olup biteni görmeye fırsat bulamıyorlar. Bu vurdumduymazlık yüzünden karşımıza çıkan küçük tepecikler zamanla dağa dönüşüyor, kalplerin körleşmesinde en önemli etken hâline geliyor.

Bazı insanlar, dünyanın yalnızca kendilerinden ibaret olduğunu sanıyor. Bu yanlış inanç, çevresindeki ihtiyaç sahiplerinin yaşama hevesini kırıyor, onları umutsuzluğa sürüklüyor. Bu da toplum içindeki huzurun bozulmasına neden oluyor. Oysa yapılması gereken, birbirimizin eksiklerini görmezden gelmek yerine onları tamamlamaya çalışmaktır. Elimizi taşın altına koymadığımız sürece birilerinin hayatında doldurulması imkânsız boşluklar oluşur ve cehalet, zihinleri kemiren bir kurt gibi yayılır.

Ne yazık ki bizim toplumumuzda çoğu zaman bunun tersi yaşanır. Bir başkasının başarısını istemeyen, onun açığını aramakla uğraşan insanlar, kendilerini yücelttiklerini zannederler. “Rabbena hep bana” anlayışı, insanoğlunun sığındığı en yakın liman hâline gelmiştir. Oysa biraz düşünebilseler, bugün başkasına olanın yarın kendilerine de uğrayabileceğini fark edeceklerdir. Fakat sahte güçlerin cazibesine kapılıp kibirli bir yolda yürümeyi kolaylık sanıyorlar.

Unutulmaması gereken bir hakikat vardır: “Ben bilirim” düşüncesiyle hareket eden kimse, bir gün çıktığı yolculukta yönünü kaybeder. Çünkü bilgi, paylaşılmadığında insanı aydınlatmaz; aksine karanlıkta bırakır. Bu nedenle insan, küçümsediği bireyin bilgisine bir gün muhtaç olabileceğini aklından çıkarmamalıdır. Mantık dışı düşüncelerin peşinde gitmekte ısrar edenler, zihinlerini esaret altına alan karanlıktan kurtulamazlar.

İnsan, insana her zaman ihtiyaç duyar. Bu yüzden, sana ihtiyacı olan birini geri çevirmek akıllı bir insanın yapacağı bir davranış değildir. Birbirimiz için yapabileceğimiz en basit şey, eksiklerimizi gözden geçirerek tamamlamak ve doğru yolu birbirimize uygun bir dille anlatmaktır. Bize verilenleri ince eleyip sık dokuyarak hem kendimize hem de çevremize faydalı olmak, hayatın temel gereğidir.

Eskiden, bir insanın düştüğünü gördüğümüzde elimizden gelen yardımı yapar, onu ayağa kaldırmak için çabalardık. Şimdi ise birçok kişi, yardıma ihtiyacı olanı bir basamak gibi kullanarak kendi çıkarı için yükselmeye çalışıyor. Oysa bir başkasının yoksunluğunu yüzüne vurmak, onun eksiklerini tamamlamaktan çok daha kolay görünüyor. Fakat unutulmamalıdır ki bugün başkasına yapılan haksızlık, yarın mutlaka bir şekilde sahibine döner. “Keser döner, sap döner, gün gelir hesap döner” sözünü unutmamak gerekir.

Nerede bir ihtiyaç sahibi görürsek, elimizden geldiğince yardım etmeliyiz. Karanlığa sürüklenmek isteyenlere fırsat vermemek, insanlığın onurudur. Eğer bizler birbirimize el uzatmaz, iyilik yerine kötülüğe göz yumarsak, yanımızdakilere de en büyük zararı vermiş oluruz. Yaşadığımız her anı ışığa hasret geçirmemek istiyorsak, bize atalarımızdan miras kalan güzellikleri korumalı ve onların gösterdiği yoldan ayrılmamalıyız.

Bir insanın elinde olmayan nedenlerle yalnızlaştığına tanık oluyoruz; fakat dünya telaşına öyle kapılmışız ki bir “nasılsın” demeye bile fırsat bulamıyoruz. Oysa biraz düşünsek, karşımızdakinin yarasına merhem olmanın bizi de mutlu edeceğini görebiliriz. Ancak egolarımız, çoğu zaman bunu fark etmemize izin vermiyor.

Toplum olarak güçlü olmanın yolu, birbirimizin yardımına koşmaktan geçer. Gerektiğinde karşımızdaki insana ikinci bir şans verebilmek, hem bireysel hem toplumsal olgunluğun göstergesidir. İnsanları kusurlarıyla yargılar ve dışlarsak, bir gün biz de aynı yalnızlığa mahkûm oluruz.

Demem o ki; yıkıcılıkla kaybettiklerimizi, yapıcılıkla katbekat geri kazanabiliriz. Eksiksiz insan yoktur; önemli olan, birinin eksiğini yüzüne vurmadan onun tamamlayıcısı olabilmektir. İşte gerçek insanlık budur.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *