TARIMIN SESSİZ KAHRAMANLARI
Onlar ne manşetlerde yer alır ne de yüksek sesle taleplerini dile getirir.
Ama soframıza gelen her lokmada emekleri vardır.
Tarlasında, bağında, bahçesinde, ahırında yaz kış, soğuk sıcak demeden toprağı işleyen, hayvanına bakan, üretimi bir gün bile aksatmayan çiftçilerimiz; tarımın sessiz, vefakâr ve gerçekten de eli öpülesi kahramanlarıdır.
Ekmek, süt, yumurta, sebze, et…
Hayatın en temel ihtiyaçları, bu insanların alın teriyle sofralarımıza ulaşır.
Üstelik her türlü zorluğa, maliyet artışına, iklim belirsizliğine ve piyasa baskısına rağmen üretim kesintisiz sürdürülmektedir.
Ancak acı bir gerçeği artık görmezden gelemeyiz.
Türkiye genelinde; tarımsal üretimden hızla uzaklaşan bir tablo ile karşı karşıyayız. Köylerde genç nüfus azalıyor, yaşlı nüfus artıyor. Bugün çiftçilerimizin yaş ortalaması 58–60 bandına dayanmış durumda. Bu, tarımın geleceği adına ciddi bir alarmdır.
Bir diğer dikkat çekici gelişme ise tarımda “hobi üreticiliğinin” yaygınlaşmasıdır. Emekli olup yalnızca kendi ihtiyacı için üretim yapanların sayısı artıyor. Bu durum, üretimin sürekliliği ve ölçek ekonomisi açısından ciddi riskler barındırıyor.
Asıl yara ise fiyatlarda açılan uçurumdur. Bu günlerde,
Çiftçinin tarlada 2 liraya sattığı mandalina, pazarda 25–30 liraya tüketiciye sunuluyor. Bazı yıllar soğanda da aynı tabloyu yaşıyoruz.
Üreten kazanamıyor, tüketen pahalıya almak zorunda kalıyor. Aradaki fark ne üreticiye ne de vatandaşa yarıyor. Bu zincirin bir yerinde ciddi bir adaletsizlik var.
Çözüm bellidir ama gecikmektedir.
Hal Yasası acilen çıkarılmalı, üretici ile tüketici arasındaki fahiş fiyat farkı ortadan kaldırılmalıdır. Aracılık sistemi şeffaf ve denetlenebilir hale getirilmelidir.
Daha da önemlisi, gençlerimizi yeniden toprağa döndürecek somut ve cesur adımlar atılmalıdır. Tarım, sadece fedakârlık isteyen değil; aynı zamanda geleceği olan, güvenli bir meslek haline getirilmelidir.
Son Tarım Şurası’nda dile getirilen bir öneri bu açıdan hayati önemdedir:
Tarım sektöründe çalışan kadınlarımızın ve gençlerimizin sosyal sigorta primlerinin belirli bir kısmının devlet tarafından karşılanması önerisi yer almıştır.
Bu uygulama gecikmeden hayata geçirilmelidir. Çünkü tarımda kadın ve genç yoksa, gelecekte üretim de yoktur.
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı TBMM'de Bakanlığın 2026 Yılı dönemi bütçe konuşmasında; "2026-2028 dönemini kapsayan 3 yıllık süreçte, Kırsal Kalkınma Yatırımları bütçemizin en az %20'sini ilk kez genç ve kadın girişimcilerine ayrıldığını "ifade etti.
Bu tür teşviklerin artarak farklı alanlarda artarak devam etmesi en büyük temennimizdir.
Unutmayalım:
Bu ülkenin gıda güvenliği, ithalatla değil; tarlasında, bahçesinde, ahırında çalışan sessiz kahramanlarla sağlanır.
Onlara sadece teşekkür etmek yetmez; emeklerinin karşılığını alacakları bir sistemi kurmak zorundayız.