Konya
Parçalı bulutlu
7°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,4986 %0.02
51,4560 %0.07
6.628,54 % 1,92
Ara

ÇAM AĞACI MI, ZAMANIN RUHU MU?

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Aralık ayı geldi mi…

Vitrinler ışıl ışıl, AVM’ler masal diyarı, meydanlarda çam ağaçları.

Birileri hemen soruyor:

“Biz Noel mi kutluyoruz?”

Bir başkası daha sert soruyor:

“Bunlar bize ait mi?”

 

Durun…

Bir nefes alalım.

Önce gerçeği koyalım masaya.

 

Türkiye’de yapılan süslemeler Noel için değil, yılbaşı içindir.

Noel, Hristiyanların dini bayramıdır.

Yılbaşı ise takvim yaprağının değişmesidir.

Aradaki fark, inançla zaman arasındaki fark kadar nettir.

 

Peki Noel ağacı nereden çıktı?

 

Aslında çam ağacı, Noel’den de eski bir semboldür.

Kışın yaprak dökmeyen, karanlığa rağmen yeşil kalan bu ağaç;

Avrupa’da yüzyıllar boyunca “hayatın devamı”, “UMUT” ve “yeniden doğuş” anlamına gelmiştir.

Hristiyanlıkla birlikte dini bir anlam kazanmış,

modern dünyada ise inancından koparılıp bir mevsim simgesine dönüştürülmüştür.

 

Bugün süslenen çam ağacı;

kilisenin değil, vitrinin önündedir.

İbadetin değil, beklentinin objesidir.

 

Peki o zaman asıl soru şudur:

Türkiye’de neden bu süsleme ihtiyacı duyuluyor?

 

Çünkü bu ülke insanlarının bazıları daha iyi bir yaşam için uzun zamandır umut arıyor.

 

Eskiden yeni yıl demek;

“Yeni maaş, yeni iş, yeni ev” demekti.

Şimdi yeni yıl demek;

“Daha kötü olmasın” duasına dönüştü sanki birçoğunun!

 

İşte o ışıklar…

O çam ağaçları…

O vitrin süsleri…

 

Bir inancın değil, bir beklentinin dekorudur.

 

Bir de işin ticari gerçeği var.

AVM’nin süsü yoksa müşteri yok.

Esnaf vitrin yapmazsa vitrinine bakan yok.

Kapitalizm kutsal tanımaz;

duyguyu satar, zamanı pazarlar.

 

Noel Baba mı?

O da bu işin maskotu.

Kimse kimliğine bakmaz, sepete ne koyduğuna bakar.

 

Ama asıl mesele burada bitmiyor.

 

Bu ülkede insanların bazıları artık sevince hasret.

Bazılarının bayramları sessiz, düğünleri borçlu, tatilleri hayal.

Elde kalan tek şey:

Takvimdeki bir gece.

 

31 Aralık gecesi…

Bir anlığına da olsa:

“Yeni yıl belki yeni bir başlangıç olur” demek.

Milli Piyango…

Ya çıkarsa!

 

Işıklar işte bu yüzden yanıyor.

Süsler işte bu yüzden asılıyor.

 

Kimse kiliseye gitmiyor.

Kimse ayin yapmıyor.

Ama herkes bir dilek tutuyor.

 

Bu Noel değil.

Bu bir toplumsal moral makyajı.

 

Asıl soruyu soralım şimdi:

 

Eğer ki tüm Dünya’da insanların çoğu mutlu,

umutlu, güvende ve refah içinde yaşasaydı…

Bu kadar ışığa ihtiyaç olur muydu?

 

Belki de mesele çam ağacı değil…

Mesele, gölgesinde dinlenecek bir hayat bulamamamız.

 

Ve biz…

O hayatı bulamadıkça

Her Aralık’ta

Kışın karanlığını biraz daha süsleyeceğiz.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *