Çocuklarımızı Sosyal Medya Girdabından Kurtarmalıyız
Danimarka, dijital olumsuzluklardan korunma amacıyla, 15 yaş altındaki çocuklar için sosyal medya kullanımını yasaklayacağını duyurdu. Danimarka'da Dijital İşler Bakanlığı'nın önerisi üzerine, hükümet ve partilerin onayıyla, sosyal medya kullanımına yaş sınırı getirme konusunda anlaşma sağlandı.
Bakanlıktan yapılan açıklamada, bu adımla çocuk ve gençlerin, dijital dünyanın olumsuzluklarından korunmasının amaçlandığı ifade edildi. Karar kapsamında sosyal medya kullanımı için alt yaş sınırının 15 olarak belirlendiği aktarıldı.


Avustralya, 16 yaş altındaki kullanıcıların sosyal medya kullanımını sınırlayan dünyadaki ilk ülke olmuştu. Facebook, Snapchat, TikTok ve YouTube gibi dev platformlar halihazırda yasağa dâhildi. Şimdi ise kapsamın genişletilmesi planlanıyor.
Neden Yasaklandı?
Ülkede bu yıl yapılan bir araştırma, 10-15 yaş arası çocukların %96'sının sosyal medya kullandığını ortaya koydu. Çocukların 10'da yedisinin zararlı içeriklere maruz kaldığı belirlendi. Bunlar arasında kadın düşmanı paylaşımlar, yeme bozukluğu ve hatta intiharı teşvik eden içerikler olduğu tespit edildi.


Çocukların 7'de biri, kendilerinden yaşça büyüklerin cinsel amaçlı kandırmaya yönelik davranışına maruz kaldıklarını söyledi. Yarısından fazlası da siber zorbalığa maruz kaldığını ifade etti.
Eylül ayında Fransa'da hazırlanan meclis raporu, 15 yaş altı çocuklara sosyal medya yasağı tavsiye etti. 15-18 yaş arası gençlere ise belli bir saatten sonra erişim yasağı önerdi. İspanya hükümeti, 16 yaş altı çocukların erişimi için ebeveyn onayını zorunlu kılan bir yasa tasarısını parlamentoya gönderdi.
Bizdeki Durum Nedir?
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), "2024 yılı Çocuklarda Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması’nın sonuçlarına göre;
Çocuklarda internet kullanımı 2021'de yüzde 82,7 iken 2024'te yüzde 91,3 oldu. İnternet kullanımı cinsiyete göre incelendiğinde, erkek çocukların yüzde 92,2'sinin kız çocukların ise yüzde 90,3'ünün internet kullandığı görüldü. Bu oranlar 2021 yılında sırasıyla yüzde 83,9 ve yüzde 81,5 olarak belirlenmişti.
Çocukların yüzde 97,4'ünün interneti düzenli kullandığı kaydedildi. Bu oran 2021'de yüzde 98,6 olmuştu.
Günde yaklaşık 2 saat ve daha fazla süre internet kullananlar yaş gruplarına göre incelendiğinde, kullanım oranı hafta içi 6-10 yaş grubunda yüzde 30,6, 11-15 yaş grubunda yüzde 54,4 oldu. Bu oran hafta sonu ise sırasıyla yüzde 43,2 ve yüzde 63,5 olarak hesaplandı.

Çocukların yüzde 76,1'i cep telefon veya akıllı telefon kullandı
Çocukların en fazla kullandıkları sosyal medya platformu ise yüzde 96,3'le YouTube oldu. Bunu sırasıyla, yüzde 41,5'le Instagram, yüzde 26,2'yle TikTok, yüzde 21,4'le Snapchat, yüzde 13,6'yla Pinterest, yüzde 9,5'le Facebook ve yüzde 4,9'la X izledi.
Düzenli cep telefonu ya da akıllı telefon kullanan çocukların yüzde 32,6'sı bu cihazlarını en az 30 dakikada bir kontrol etti.
Çocukların yüzde 34,4'ü ekran başında daha fazla zaman geçirdiği için daha az kitap okuduğunu belirtti. Bunu yüzde 33,3 ile daha az ders çalışmak, yüzde 25,5 ile ailesiyle daha az vakit geçirmek, yüzde 18,6 ile arkadaşlarıyla yüz yüze daha az görüşüp, daha az oyun oynamak ve yüzde 17,2 ile daha az uyumak takip etti.
Geleceğimizin güvencesi olan çocuklar, günümüzde sosyal medya araçlarından oldukça fazla etkilenmektedirler. Sosyal medyadan etkilenme düzeyleri çocukların yaşlarına, gelişimlerine, sosyal ve çevresel faktörlerine bağlı olarak farklılıklar gösterse de sosyal medyanın çocuklar üzerinde bıraktığı etki olumlu olabildiği gibi çoğunlukla da olumsuz olabilmektedir.
İnternet ortamında yasal olmayan, cinsel içerikli, şiddet içerikli siteler oldukça mevcuttur. Bu tarz sitelere, içeriklere çocukların erişimi çocuğun gelişimini olumsuz etkileyebilmektedir.


Zayıflayan aile iletişimiyle beraber, genel olarak bir yalnızlık ve depresyon görülebilir. Dış dünya ile etkileşimin azalması ve gerçeklikten kopuş; içe kapanma ve sosyal becerilerde düşüşe sebep olabilmektedir. Buna bağlı olarak da arkadaşlık ilişkileri zarar görebilmektedir. Yeteri kadar sosyal uyaranın olmaması, çocuğu daha da çekingen hale getirerek çevresinden uzaklaşmasına sebep olabilir.
Çocuklarımızın eleştirel düşünceye sahip, sorgulayıcı, yaratıcı becerileri gelişmiş birer birey olarak gelişimlerini sürdürebilmeleri, kendilerini koruyabilecek seviyede bilinçlendirilmeleri hepimizin sorumluluğundadır