TÜRBE ÖNÜNÜN O FARKLI ATMOSFERİNİ ANLAYABİLMEK, ANLATABİLMEK FARKLI BİR VİCDANDIR
Ekim ayının sonuna doğru, sağlıklı, huzurlu ve özgür olarak adım adım ilerlerken; bugünün belli bir kesim okurumuz için hafta sonu tatili olması nedeniyle yumuşak bir yazı yazmaya çalışacağız.
Önce ajandamızda duran ve maalesef Konya basınında, sosyal medyada acı bir şekilde yer alan, gözünüzden kaçtığını düşündüğüm şu kötü Konya haberi ile ilgili birkaç cümle söylemek istiyorum.
Haber şöyleydi:
“ORKUN IŞITMAK'IN KONYA'DA ÖDEDİĞİ HESAP DUDAK UÇUKLATTI
YouTuber ve içerik üreticiliği yapan, 12 milyondan fazla takipçisi olan Orkun Işıtmak, 'en düşük restoranlar' serisi içeriğinin yeni bölümünde Konya’ya yer verdi.”

Orkun Işıtmak, düşük puanlı restoranları gezdiği serisinde bu kez rotasını Konya’ya çevirdi.
Mevlana Çarşısı’nda Google’da 1.9 puan alan bir restorana giden Işıtmak’a, sosyal medya fenomenleri Göktuğ Alaf, Tuna Tavus ve Emir Süleymanoğulları eşlik etti.
Konya Mevlana Çarşısı’nda etliekmek, tandır kebabı ve saç arası sipariş eden Orkun Işıtmak ve arkadaşları, yemeklerin yaklaşık 30 dakika sonra gelmesiyle şaşkınlıklarını gizleyemedi.

Yemeklerin geç gelmesinin ardından gelen hesap, içerik üreticilerini daha da şaşırtmaya devam etti.
6 bin 80 TL’lik hesap karşısında Orkun Işıtmak ve arkadaşları adeta şaşkına döndü.
Tandır kebabı 4.500 TL, etliekmek 200 TL, bıçakarası 300 TL, iki Konya böreği 440 TL, çoban salata 200 TL, çömlek yoğurt 400 TL ve su 40 TL olarak yer aldı.
……………..
Rakamları dikkatlice okudunuz değil mi?
Tandır kebap 4.500 TL
Konya böreği 440 TL
Çoban salata 200 TL
Çömlek yoğurt 400 TL
……………..
Düşünsenize, özellikle genç nüfus olmak üzere 12 milyon insan bu haberi okudu.
Beynine yazdı.
Gelin şimdi “KONYA HUZUR ŞEHRİ” demeye, söylemeye devam edelim, değil mi?
Türbe önü esnafı, dışarıdan bakıldığında bu şehrin en eski, en yerli, Allah’tan korkan, kuldan utanan insanlarımız.
Ben öyle biliyor, öyle görüyorum.
Vicdan sahibi olanları bir kenara ayırıyorum ama şahsen başıma geleceğini bildiğim için, ne Konya’da yaşayan dostlarımı, ne de Konya dışından gelen misafirleri yemek ikramı için — tanıdığım, bildiğim yerlere bile — götürmüyorum.
Bunu biz biliyoruz da şehri yönetenler bilmiyor mu?
Tahir Akyürek başkan zamanında, bu korkunç, acımasız, vicdansız para kazanma hırsını kırabilmek için Büyükşehir Belediyesi bünyesinde restoran açılmıştı.
Bunu çok iyi görüp bilen Uğur İbrahim Altay işi pastane–kafe işine kadar götürdü ve hizmet ağını genişletti.
Hâlâ da genişletmeye çalışıyor.
Büyükşehir’in yerleri gerçekten hizmetten fiyata dört dörtlük ve asla sizi, misafirlerinizi mahcup etmeyecek kalite ve fiyatlarda.
Ama yeterli mi?
Tabii ki asla.
Bu bölgeye girdiğiniz zaman aklınızı başınıza almanız gerekecek.
Ben kendim keyif için, o havayı teneffüs etmek için turlarken bile ellerim arkamda dolaşıyorum.
Gerisini siz düşünün artık.
BU BÖLGEDEN BAHSETMİŞKEN, BURANIN TRAFİK SORUNU ASLA AMA ASLA ÇÖZÜLMEZ.
Kimse de çözemez.
Niye?
Burada en kritik yerlerde ya trafik polisi ya da trafik zabıtasının bizzat nöbet tuttuğunu görüyorum.
Peki o zaman trafik akıyor mu?
Akmaz.
Akmaz.
Akmaz.
Çünkü, sözüm ona çift şeritli olarak görülen, yasak ve uygun olmayan yol boyunca otopark olarak kullanıldığı veya esnaflar tarafından taburelerle, sandalyelerle işgal edildiği için bölge sıkıntılı.
Eee… Konya’nın üç markasından biri olarak kabul ettiğimiz Hazreti Mevlana’nın türbesinin de bulunduğu bölgede, yaya yürüyemeyeceğiz, araba ile geçemeyeceğiz… O zaman türbenin ve türbe önünün anlamı kaldı mı?
Tekrar tekrar söylüyorum:
Bu bölgeye haftada iki defa gider, bölgenin sokaklarında, arka bölgelerinde gezerim.
Havayı teneffüs edip huzur bulmak isterim.
Ama arkamı kollayarak.
Tavsiyem: Siz de akıllı olun, dikkatli olun.
ZEYTİN AĞACININ
ÖNEMİNİ BU YAZI İLE
BİRAZ DAHA İYİ
ANLAYABİLDİM
Bizim ülkemizde bitmeyen bir kavga vardır.
Belli bir kesim zeytin ağaçları kesilmesin diye farklı eylemlerde bulunur.
Bir kesim de zeytinliklerin farklı şekilde kullanılabilmesi için çalışmalar yapar.
Şu yazı, bu konuyu biraz daha iyi anlayabilmeme sebep oldu:
BENZİN 53 TL
ZEYTİNYAĞI 550 TL
İspanya’nın zeytinyağı ihracatı 24 milyar dolar.
Türkiye'nin zeytinyağı ihracatı 407,6 milyon dolar.
Türkiye'nin zeytincilikten ihracat potansiyeli 200 milyar dolar.
İSTENİRSE TÜRKİYE 5 YIL İÇİNDE PETROL ÜRETEN ÜLKELER ARASINA GİRER.
Küresel iklimin getireceği olumsuzlukları yok eder.
Milli gelir, kişi başı 40 bin doları geçer.
Yapılacak tek şey: Boş arazilere zeytin ağacı dikmek.
10 milyarlarca zeytin ağacı dikecek boş arazimiz var.

ZEYTİN AĞACININ ÖMRÜ BİN YILIN ÜSTÜNDEDİR.
BİN YIL MEYVE VEREN DÜNYADAKİ TEK AĞAÇ TÜRÜDÜR.
Yağ sanayi
Tekstil sanayi
Gıda sanayi
Kozmetik sanayi
Sağlık sanayi
Akaryakıt sanayi
Mobilya sanayi
Bir litre petrol mü, yoksa bir litre zeytinyağı mı daha değerli?
Elimizdeki silahın gücünden haberimiz yok.
Geleceğimizin stratejik gücü zeytin ağacı ve zeytinyağıdır.
İstenirse Türkiye 5 yıl içinde yağmur ormanlarına dönüşür.
Türkiye'nin tarım potansiyeli 2 trilyon dolar.
Prof. Dr. Muzaffer KILIÇ
KİM KÖTÜ?
Vefasızlık eden herkes kötüdür.
İhanet eden herkes kötüdür.
Kıymet bilmeyen herkes kötüdür.
Fedakârlıkları görmezden gelen herkes kötüdür.
Göz göre göre yalan söyleyen herkes kötüdür.
Yanlışını kabul etmeyen herkes kötüdür.
Kendini masum gösterip başkalarını suçlayan herkes kötüdür.
Kalp kırıp “şaka yaptım” diyen herkes kötüdür.
Seviyormuş gibi yapan herkes kötüdür.
Duygusal olarak kandıran herkes kötüdür.
Duygusal şantaj yapan herkes kötüdür.
Başkalarının açığını kollayan herkes kötüdür.
Birinin düşüşünü izleyip sessiz kalan herkes kötüdür.
Kendi hatasını gizleyip başkasının hatasını büyüten herkes kötüdür.
Arkasından konuşan herkes kötüdür.
Dedikodu yapan herkes kötüdür.
Gerçeklerin üstünü örten herkes kötüdür.
Doğruları çarpıtan herkes kötüdür.
İyiliği zayıflık zanneden herkes kötüdür.
Empati kurmayan, anlamaya çalışmayan herkes kötüdür.
Birini sadece işine yaradığında arayan herkes kötüdür.
İçten pazarlık yapan herkes kötüdür.
Güveni kullanıp sonra unutan herkes kötüdür.
Sır tutmayıp güveni bozan herkes kötüdür.
Kendine dokunmadıkça adalet istemeyen herkes kötüdür.
İnsanların emeğini küçümseyen herkes kötüdür.
Kendine yapılanı unutan ama başkasının hatasını unutmayan herkes kötüdür.
Kendini “haklı” zannedip kalp kıran herkes kötüdür.
Birini susturmak için sesini yükselten herkes kötüdür.
Küçük hesaplar peşinde koşan herkes kötüdür.
İyiliği kendi çıkarı için yapan herkes kötüdür.
Birinin içini bildiği halde o kalbi bilerek kıran herkes kötüdür.
Nankörlük eden herkes kötüdür.
Kendini geliştirmemeyi seçen herkes kötüdür.
Öğrenmeyen, merak etmeyen, düşünmeyen herkes kötüdür.
Yargılamayı anlamaktan kolay bulan herkes kötüdür.
Kendine dokunmayan acılara sırtını dönen herkes kötüdür.
Bir çocuğun gözyaşını görmezden gelen herkes kötüdür.
Bir yaşlının yalnızlığını normal sayan herkes kötüdür.
Hayvanlara, doğaya zarar veren herkes kötüdür.
Kendini üstün görüp alçak davranan herkes kötüdür.
Sevgiyi eksiltip kibri çoğaltan herkes kötüdür.
Başkalarının sessizliğini fırsat bilen herkes kötüdür.
Birini dinliyormuş gibi yapıp içinden yargılayan herkes kötüdür.
Kendini hakikat zannedip kimseyi dinlemeyen herkes kötüdür.
Kalbinde kin biriktirip merhameti küçümseyen herkes kötüdür.
Ve en kötüsü:
KÖTÜLÜK YAPTIĞINI BİLİP, PİŞMAN OLMADAN YAŞAMAYA DEVAM EDEN HERKES KÖTÜDÜR.
……………….
İyi tatiller
GÜNÜN OKKALI SÖZÜ
Fazla ciddiye almayın bu hayatı; bir gün her şey fotoğraflarda kalacak.
NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Ankara yolunda, kameralara rağmen hatalı, sinyalsiz sağa sola geçiş yapmadığımız zaman daha iyi ADAM oluruz.