DÜRÜSTLÜĞÜNÜZDEN ÖDÜN VERMEYİN
Erdemli olmak, bireyin ahlaki değerlere, doğruluk, dürüstlük, adalet, saygı, sorumluluk ve vicdan gibi ilkelerle uyumlu şekilde yaşaması anlamına gelir. Erdem, hem bireysel karakter kalitesini hem de toplumsal faydayı yansıtan bir niteliktir. Kısaca tanım: Erdemli olmak, iyi ve doğru olanı seçme iradesine sahip olmak ve bu doğrultuda davranmaktır. Erdemli insanın özellikleri: • Dürüsttür: Yalan söylemez, aldatmaz.
• Adil davranır: Hakkaniyete önem verir.
• Saygılıdır: İnsanlara, doğaya, kurallara saygı gösterir.
• Sorumluluk sahibidir: Kendi görev ve rollerinin bilincindedir.
• Alçakgönüllüdür: Kendini üstün görmez, kibirli davranmaz.
• Yardımseverdir: Başkalarının iyiliğini gözetir.
• Vicdanlıdır: İçsel bir doğru-yanlış terazisine sahiptir. Felsefi olarak, erdem kavramı özellikle Aristoteles ve Platon gibi düşünürler tarafından incelenmiş, insanın mutluluğa ulaşmasında temel bir unsur olarak görülmüştür. Aristoteles’e göre erdem, “aşırılıklardan uzak, doğru ortayı bulmak”tır.
Eğer hayatımızı etkileyeceğine inandığımız ortayı bulamazsak geride bıraktığımız her bir günümüzü anlamsız, boş geçirmekten başka hiçbir iş yapmamış oluruz.
Yanımızda, yöremizde yer alan birçok kimsenin yukarıda sözü edilen meziyetleri eksiksiz taşıması bizi onure etmektedir.
Öte yandan ihanet içerisinde bulunan, yüzümüze gülüp arkamızdan kuyu kazanların faaliyetleri de hayatımızda olumsuzlukların yaşanmasının sebebi olarak görülmektedir.
Nasıl bir yol izleyeceğimiz sorulacak olursa ilk önce kendimizi bir hale yola koymamız gerektiği inancı ile hareket etmemiz en doğrusu olacaktır.
Yazık ki hayat ilk önce sorgulamaya bizim hareketlerimizden sergilemekte olduğumuz davranışlarımızın yanlışlığından doğruluğundan başlamaktadır.
O yüzden diyorum ki ilk önce hayatın bizi almış olduğu sınavı geçelim, sonra bize yakın olma gayretinde olanların erdemliliğini gözlemleyerek kimin dost kimin düşman olduğu bilincine varalım.
Yukarıda sözünü etmekte olduğum bilince varamaz, erdemli olmanın önemini kendimiz kavrayamazsak hiç kimseden dürüstlük beklemeye en ufak bir hakkımız olmaz.
Yani demem o ki erdemli olmanın meziyetlerini bir çiftçinin, bir çobanın tarlaya giderken dağa çıkarken azığını yanında taşıdığı gibi biz de yüreğimizde bir ömür taşımakla yükümlü olduğumuz bilincini kaybetmememiz gerekmektedir.
Eğer ki biz bu bilince varmadan hareket edersek karşımıza çıkacak büyük küçük bütün insanlara haksızlığın alasını etmiş oluruz, bu da bir nevi yargısız infaz olacaktır.
Demem o ki ne yaparsak yapalım, düzene sokulması gerekenin bizim yaşamımız olduğu kanaati ile yol yürümeyi tercih edelim.
Yapacağımız en küçük bir yanlışın bizim için hayati öneme sahip olduğu düşüncesini de aklımızdan bir an olsun çıkarmayalım.
Kendimizi test ettikten ve bu testi başarı ile geçtiğimizi fark ettikten sonra etrafımızda yer alması lazım gelen insanları takibe almamız, atmamız gereken ikinci adım olacaktır.
Özellikle bize bahşedilmiş olan güzellikleri hiçe sayma fikri ile hareket eden, kendi menfaatlerini ön planda tutanlardan hem kendimiz hem de yanımızda yöremizde yer alan kimselerin uzak durmasını sağlamanın yolu araştırılmalıdır.
Erdemli kimselerle dostluk etmek, farklı kimselerin bizim üzerimizde olumsuz bir intiba bırakmasına engel olacaktır.
Bilinmelidir ki hayatta erdemli, dürüst bir kimse olarak anılmak; paha biçilmesi mümkün olmayan bir meziyettir.
Dürüstlüğün önemini kavrayamayan kimseler bilmelidir ki geçen her anını yalnızlığın pençesinde yaşamaya mahkumdur.
Sözü geçen mahkumiyetin içerisinde yok olup gitmek istemiyorsa erdemliliği hayatının en değerli ilkesi edinecek, hayatını var olduğunu hatırlatan bu güzel ilkeye göre dizayn edecek.
Yoksa hiçbir zaman varlığı fark edilmez, kendisini içine çekmesine müsaade ettiği karanlıklarda yok olur gider.
Erdemliliğin önemini sırf bu yüzden üzerine bastıra bastıra anlatıyorum ki mücadelesiz bir yaşam biçiminin olmadığı, yanlış tercihlerin insanlığa hiçbir faydası olmayacağı gerçeğini bir an evvel kavrama gayretine girilsin.
Bahsi geçen meziyeti taşıyamayan bir şahsın hayalini kurmuş olduğu yaşamı idrak etmesi dışlanmadan topluma karışması olanaksız bir hal alacaktır.
Hayatımızda olumsuzlukların yer almasını istemiyorsak erdemli dürüst bir hayat sürme düşüncesine sımsıkı sarılmaktan vazgeçmememiz icap etmektedir.
Bizi biz yapacağını bildiğimiz hayati öneme sahip olan bu meziyeti elden bırakmamız halinde yüzümüzün yerden kalkmayacağı unutulmamalıdır.
Etrafımızı sahtekarlıkla duygu sömürüsü ile beslenenler saracak, içerisinde bulunmamız gereken güzelliklerden mahrum kalacağız; bu da demek oluyor ki hayal kurmak bile bize fazla gelecek.
Hayatın bizi olumsuzluklarla imtihan etmesini istemiyorsak ilk önce menfaatini ön planda tutmaktan vazgeçmeyen kimselere hiç düşünmeden arkamızı dönüp gitmek bizim açımızdan atılan doğru bir adım olacaktır.
Şunu söylemeden geçmeyi doğru bulmuyorum: Erdemli olmayan bir şahsın kaliteli düşüncelere sahip olması zihinlerin bulanıklaşmasında önemli bir sebeptir.
İnsan yaşamında dürüstlüğün ön planda tutulmaması üzerinde yaşadığımız kainata faydalı olacağına inanılan hiçbir kazanım elde edemeyeceğimizin göstergesidir.
Sözünü etmekte olduğum kazanımlara sahip olmak istiyorsak baştan bu yana elden bırakmadığım erdemliliğimizden ödün vermemek, bizim rotamızı çizmemize büyük katkı sağlayacaktır.
Yani bir ömür adımızın büyük başarılarla kaçmadan ulaşmış olduğumuz hedeflerimizle anılmasını istiyorsak dürüstlük ilkesine bağlı hareket etmek üzerimize düşen en önemli görevimizdir.