Büyük bir medeniyetin mimarları olarak ilmi faaliyetlere devam etmekte olduğunu, Cumhuriyet tarihi dışında Türk Tarih Kurumu ile projeler yaptıklarını, Seydişehirli olması dolayısıyla Seyit Harun Veli ve Eşrefoğlu Beyliği ile ilgili çalışmalarda bulunduklarını değerlendiren Prof. Dr. Yakup KAYA, Osmanlı’da mali hesaplamalarda miladi ve hicri takvimin karışımı Rumi takvim kullanıldığını, 31 Mart Vakası’nın 13 Nisan 1909’da gerçekleştiğini söyledi.
Tarihimizde meydana gelen kırılma noktalarından birisi olan olayın tam olarak aydınlatılmamasının tamamen olaya ideolojik olarak bakılımasının neden olduğuna değinan KAYA,” 31 Mart Vakası’nda kesin sonuçlara ulaşamıyoruz.2. Abdülhamid’e vurgu yapılırken Volkan gazetesi sahibi Derviş Vahdeti üzerinden yazılar yayınlanıyor. İlmin namusu bulunur, bakış açımız olaylara tarafsız bir şekilde bakabilme yönünde olmalıdır.” ifadesini kullandı.

EFSUNLU KAVRAM : MEŞRUTİYET
19. yüzyıl Osmanlı için buhranlar yüzyılı olduğuna vurgu yapan KAYA, devlet adamlarının reformlara ağırlık verdiklerini , gayrimüslim ile Müslümanların eşitlendiğini, Tanzimat Fermanı, Islahat Hareketi, Kuleli Vakası olaylarına dikkat çekti . “Hakikati Hamiyet olarak bilinen Genç Osmanlılar Cemiyeti Avrupa’da eğitim görerek ülkeye fikri yönden özgürlük hareketlerini ülkeye taşımışlardır. Sultan Abdülaziz’in tahttan indirilip bir hafta sonra ölümü ve ardından Mithat Paşa’nın idareyi ele alması 2. Abdülhamit üzerinde büyük etki yapmıştır. Kardeşi 5. Murat’ın akli melekelerinin yerinde olmamasından dolayı şeyhülislam fetvasıyla tahtan indirilmiş, Ağustos 1878’de Meşrutiyet’i ilan edeceği sözü üzerine 2. Abdülhamit tahtta geçirilmiştir.” sözleriyle konuşmasına devam etti.
BALKANLAR’DA ÇETECİLİK FAALİYETLERİ HIZ KAZANDI
2. Abdülhamit’in 30 yıllık iktidarı döneminde dış politikada daha tutarlı ve başarılı olduğuna değinen KAYA, Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın 2. Abdülhamid’in ruh haliyle ilgili bildirisine atıfta bulunarak jurnalcilik geleneği üzerinde durdu: “Jöntürk hareketi modernleşme sürecinde Avrupa’dan ilham alınarak ortaya çıkmıştır. Abdullah Cevdet, İshak Sukuti ve İbrahim Temo’nun öncülüğünde İttihat ve Terakki’nin temelleri atılmıştır Ahmet Rıza da Paris’te çalışmalarını devam ettirir. Balkanlar’da Osmanlı bayrağının dalgalanmasına rağmen çetecilik faaliyetleri hız kazanmıştır. Sırp, Makedon ve Bulgar çeteciler faaliyetlerini hızlandırmıştır. Şam’da kurulan Vatan ve Hürriyet Cemiyeti’nin şubesi Selanik’te İttihat ve Terakki ile birleşmiştir. Bu dönemde 118 dergi ve gazete çıkartılmaktaydı.” dedi.
MEŞRUTİYET’İN İLANI YETERLİ OLMADI
KAYA, konuşmasında çıkarılan dergi ve gazetelerin Batılı konsolosluklar aracılığıyla dağıtımının yapıldığına değindikten sonra Jön Türklerin 2. Abdülhamid zamanına “İstibdat Dönemi” olarak adlandırdığını kendisinin bu görüşe katılmadığını ifade ederek bunun yerine “ monarşik, katı mutlakıyet” ifadelerini tercih ettiğini söyledi: “Arnavutlar, Meşrutiyet ilan edilmezse ayrılacaklarını belirttiler. Resneli Niyazi, Enver Paşa dağa çıkmış, mücadelelerini çetecilik faaliyeti olarak sürdürme yoluna gitmişlerdir . 2. Meşrutiyet’in ilan edilmesiyle birlikte ‘hürriyet, adalet, eşitlik’ gibi fikirler ortaya atıldı.” 2. Meşrutiyet’in ilan edilmesinden sonra Bulgaristan’ın bağımsızlığını ilan ettiğini, Avusturya- Macaristan İmparatorluğu’nun Bosna Hersek’i ilhak ettiğini, Girit’in Yunanistan’a bağlanmasının olumsuzluklarına değindikten sonra üzerinden 117 yıl geçmesine rağmen 31 Mart Vakası’nın arşiv yönünün zayıf kaldığını, arşivde bu dönemle ilgili belgelerin tasnifinin daha bitirilmemesinin olumsuzluklarını yaşadıklarını söyledi.
KURT BULANIK HAVAYI SEVER
Kışlalarda alaylı- mektepli çatışmasına vurgu yapan KAYA, Meşrutiyet ile birlikte alaylılara karşı mekteplerin ön plana çıktığını çavuşluktan paşalığa yükselenlerin önünün kesildiğini değinerek “ Avcı Taburları’nda alaylıların yerine gelen mektepliler Beyoğlu’nda eğlence mekanlarında zaman geçirir oldu, askeriyede bozulmanın izlerini görebiliriz Volkan gazetesi yazarı Derviş Vahdeti olaylarda provakatif yayınlar yapmasıyla dikkat çekmiştir.” Olayların arkasında İngilizlerin olduğuna vurgu yaparak olaylarda 2. Abdülhamid kan dökülmemesi için elinden geleni yapmıştır. “Kurt bulanık havayı sever.”
İSYANIN PATLAK VERMESİ VE PAYİTAHTTA KAOS
“Rumi 31 Mart günü, isyan açıkça patlak vermiştir. Avcı taburlarının öncülüğünde başlayan hareket, kısa sürede büyüyerek İstanbul sokaklarını teslim almıştır. Meclis-i Mebusan çevresinde gerilim artmış, bazı devlet adamları hedef alınmış, şehirde korku ve belirsizlik hâkim olmuştur. Hüseyin Hilmi Paşa olaylara hakim olamamış, Selanik’ten yola çıkan Mahmut Şevket Paşa komutasındaki Hareket Ordusu içinde Bulgar, Sırp ve Makedon çete reisleri de bulunmaktaydı. Olaylarda 21 subay öldürülmüştür, kışla kışla çatışmalar yaşanmış çeteciler tarafından istanbul’da katliam yapılmıştır. Yıldız arşivi yağmalanmış, arşivdeki önemli belgeler yakılmıştır . Hazine-yi Hassa kapanın elinde kalmıştır. Düzmece bir fetva ile 2. Abdülhamit hâl edilmiştir. Kararı Yıldız Sarayı'nda bildiren heyette Arnavut Esad Toptani, Ermeni Aram Efendi, Yahudi Selanik Mebusu Emanuel Karasso ve alaylıktan paşalığa padişah tarafından yükseltilen Arif Hikmet Paşa bulunuyordu.” dedi.
Prof. Dr. Yakup KAYA konuşmasının sonunda hadisenin en mühim neticelerinden birinin 2. Abdülhamid’in tahttan indirilerek yerine kardeşi 5. Mehmed Reşad’ın geçirildiğini, 1909’dan 1918’e kadar 5 milyon kilometrekare alanın elimizden çıktığına değindi. Sohbetin soru cevap kısmından sonra HİSDER Başkan Yardımcısı Mustafa DÜNDAR, Halil KAYHAN ve Tevfik GAZEL tarafından Prof. Dr. Yakup KAYA’ ya, derneğin plaketi takdim edildi. Toplantı toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.
