Özkıyım ve Tetikleyiciler
Öldürme ardından özkıyım vakalarında, eylemi gerçekleştirenlerin büyük çoğunluğu erkeklerden oluştuğunu söyleyen Prof. Dr. Mehmet Ak bu kişilerde depresyon, sanrısal bozukluk gibi psikiyatrik rahatsızlıkların sıklıkla görüldüğünü belirtti. Ak, “İlişkisel sorunlar ise bu tür olayların en önemli tetikleyicisi olarak öne çıkıyor. dedi.
Önleyici Tedbirler Şart
Prof. Dr. Mehmet Ak, “Türkiye'de medyada "cinnet" başlığıyla yer alan öldürme ardından özkıyım vakalarında, psikiyatrik bozuklukların yüksek oranda görülmesi dikkat çekiyor. Uzmanlar, koruyucu ruh sağlığı önlemlerinin alınmasının bu tür olayların önlenmesinde kritik bir rol oynayacağını vurguluyor.” ifadelerini kullandı.
Süreç nasıl gelişiyor?
Ak, “Depresif bozukluk yaşayan bazı olgular dünyayı çekilmez ve katlanılmaz olarak görüp tek kurtuluşun ölüm olduğu yanılgısına düşebilmektedir. Kendisi için kurtuluş olarak gördüğü ölümünün ardında kalanların da ızdırap yaşayacağını düşündüğünden sevdiği yakınlarını da öldürebilmektedir. Tamamen hastalığın etkisiyle ortaya çıkan bu yanlış düşünce ve inançlar geri dönülmez eylemlere neden olmaktadır.” diye konuştu.
Diğer bir grubun kişilik özellikleri itibari ile duygularını düzenleme yetisi yeterince gelişmemiş olanlar olduğunu dile getiren Prof. Dr. Mehmet Ak, “Bu kişiler yoğun duygusal stresle başa çıkmak için gerekli baş etme mekanizmalarından yoksun oldukları için, zihinsel acıyı hafifletmek amacıyla kaçış yollarına yönelirler. Örneğin çeşitli nedenlere (başarısızlık, ihanete uğrama ya da böyle olduğunu düşünme vb.) bağlı öfke yoğun oluşmuşsa, bunu kontrol edemeyince önce karşı tarafa sonra kendisine zarar verebilmektedir. Bu özellikle bir ilişkisel zorluklarda öldürme ardından özkıyıma neden olabilmektedir.” açıklamasında bulundu.
Örneklerdeki gibi farklı psikiyatrik bozuklukların bu tür olayların oluşmasında önemli etkenler olarak tanımlanabileceğini belirten Prof. Ak, bu tür olayların artmasında birçok etkenin katkısı olabileceğinin göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi. Prof. Dr. Mehmet Ak son olarak psikososyal etkenler üzerinde araştırmalar yapılması ve koruyucu tedbirler alınmasının önemini vurguladı.