Geleneksel değerlerin ve toplumsal dayanışmanın ön planda tutulduğu festival hem kültürü yaşattı hem de gönülleri birleştirdi.
Festival, mehteran yürüyüşü ile başladı ve İstiklâl Marşı, ardından Kur’an tilaveti ve dua ile devam etti. Gecenin ilk saatlerinde yerel sanatçılar Recep Taşkıran, Ali Rıza Aka, Resul Elhiz ve Ömer Gökdemir sahne alarak izleyiciye duygulu anlar yaşattı.
Katılım Yoğundu, Plaketler Takdim Edildi
Festivale bölgeden ve çevre illerden yoğun katılım sağlandı. Taşkent Belediye Başkanı Mehmet Acar, Taşkent Karakol Komutanı Mehmet Saçu, Alata Balcılar Derneği Başkanı Süleyman Karabudak, Taşkent İlçe Başkanı Mehmet Demirgül, Kadın Kolları Başkanı Huriye Yıldız, Balcılar Köyü Ağası Asım Gümüştekin ve sponsor temsilcileri festivalde yer aldı.
Program sırasında, festivale katkı sunan kurum ve kişilere yönelik anlamlı bir plaket töreni düzenlendi. Özellikle tayini çıkan Karakol Komutanı Mehmet Saçu'ya verilen plaket, izleyiciler arasında duygusal anlara sahne oldu.
Grup Kaşıks Coşturdu
Festivalin en hareketli anlarından biri, Grup Kaşıks’ın gösterisiyle yaşandı. Kaşık oyunlarıyla sahneye çıkan ekip, izleyenlere keyifli dakikalar yaşattı. Ritme ayak uyduran izleyiciler, alkışlarla ve tempo tutarak gösteriye eşlik etti. Neşeli anların yaşandığı bu bölüm, festivalin en çok ilgi gören anlarından biri oldu.
Ahmet Uçar: Geleneksel Ezgilerin Sesi
Festivalin erken saatlerinde sahne alan Ahmet Uçar, uzun havalar ve hareketli oyun havalarıyla katılımcıları karşıladı. Sahne enerjisiyle dikkat çeken sanatçı, geleneksel Anadolu ezgilerini başarıyla yorumladı ve seyirciden alkış aldı.
Gecenin Bekleneni: Ahmet Şafak ile Duyguların Sesi
Festivalin en özel anı, hiç şüphesiz Ahmet Şafak’ın sahne almasıyla yaşandı. Karanlığın tatlı serinliğinde, sahne ışıkları altında yankılanan o ilk ezgiyle birlikte ortamda bir sessizlik oldu. Ardından müzikle birlikte kalpler attı, sesler birleşti.
Ahmet Şafak, sadece şarkı söylemedi + her cümlesinde bir hikâye anlattı, her melodide bir duygu bıraktı. Repertuvarında yer alan sevilen parçalar arasında, kimi zaman seyirciler şarkıya eşlik etti, kimi zaman sessizce dinleyip içine çekti.
Sahne performansı kadar izleyiciyle kurduğu gönül bağı, gecenin ruhunu belirledi. Ne bağırış ne coşku ne de gösteri… Bu konserde en çok duyulan şey, şarkıların arasına serpiştirilmiş bir tutam hasret, bir tutam özlem, bir tutam sevdaydı.
Ahmet Şafak’ın sesiyle yankılanan o gece, sadece bir konser değil; bir hatıraydı, bir bağışlanma, bir içtenlikti.